Yeni yılın üçüncü günüydü. Amane, Itsuki’den ancak o zaman haber alabildi.
Yeni yılı Mahiru ile baş başa karşılamıştı. Birlikte yılın ilk tapınak ziyaretine gitmişler, huzurlu ve sakin vakit geçirmişlerdi. Ancak tüm bu süre boyunca Itsuki’nin sessizliği Amane’yi içten içe kemiriyordu. En nihayetinde akıllı telefonunun ekranında Itsuki’den gelen mesajı görünce, ister istemez bir huzursuzluğa kapıldı.
Itsuki görüşüp görüşemeyeceklerini soruyordu. Amane, hiç tereddüt etmeden kabul ettiğini belirten bir cevap gönderdi.
O sırada oturma odasında kendisiyle birlikte ders çalışan Mahiru’ya haber verip evden çıktı. Kısa bir mesaj daha attıktan sonra buluşacakları parka doğru yöneldi. Kış tüm şiddetiyle hüküm sürüyor, dondurucu hava yanaklarını sızlatıyordu; fakat Amane sakin sokaklarda ilerlerken buna hiç aldırış etmedi.
Itsuki buralardaydı, bu yüzden buluşmaları çok uzun sürmedi. Amane, bilerek orta karar bir hızla yürümüş ve parka tam Itsuki ile aynı anda varmıştı.
Beklediği gibi, Itsuki bu kez soğuğa karşı tedbirliydi. Üzerinde kalın bir palto, boynunda atkı ve kulaklarında kulaklıklar vardı; tam da mevsime uygun bir haldeydi.
Yılbaşı gecesi yaşanan o olaydan sonra Itsuki’nin şifayı kapmamış olduğunu görmek Amane’yi rahatlattı. Arkadaşının yüzünde her zamanki o gamsız gülümseme vardı.
“Mutlu yıllar.”
“Sana da dostum, güzel bir yıl olsun. Ha, bak, ödünç verdiğin paltoyla atkı burada. Sağ ol valla, onlar sayesinde hasta olmadan atlattım.”
İlk bakışta Itsuki her zamanki gibi görünüyordu. Amane’ye uzattığı kağıt çantanın içinde, düzgünce katlanmış palto ve atkı duruyordu. Üstlerine ise, nezaketine karşılık bir teşekkür mahiyetinde, oldukça pahalı görünen bir kutu tatlı bırakılmıştı. Amane, arkadaşının böyle konulardaki düşünceli tavrını görünce genişçe sırıttı.
“Zahmet etmeseydin keşke. Onları sana kendi isteğimle vermiştim zaten.”
“Babam, ‘Birinden bir şey ödünç aldıysan, geri verirken yanına küçük bir şey ekle geri zekalı,’ dedi; o yüzden al işte. Bir de o gece onları ödünç alacak duruma düşmemin kimin suçu olduğunu sordu da... Neyse, tartışmanın alemi yok.”
Sesi alaycı ve iğneleyiciydi ama içinde zerre nefret barınmıyordu. Amane, Itsuki’nin o geceki halinden sonra epey durulduğunu sezebiliyordu. Uzun süren sessizlikten sonra bu değişim içini ferahlattı.
“Ha, bu arada tatlıları Shiina Hanım’la paylaş. Yılbaşı gecesi ikiniz de bana çok destek oldunuz.”
“Ben pek bir şey yapmadım ki.”
“Tam da senden beklenecek bir laf... Aslında babana da bana yardım ettiği için bir şeyler vermek isterdim ama adamın adresini bilmiyorum. Senden duyduklarıma bakılırsa, durup dururken bir şeyler göndermem de kaba kaçabilir.”
“Muhtemelen, ‘Ben bir şey yapmadım, dert etme,’ derdi.”
“Ha ha, doğru dedin. Tıpkı onun gibisin.”
“Ama gerçekten bir şey yapmadım.”
Itsuki’ye asıl nasihat veren ve kalbindeki ağırlığı çekip alan Shuuto’ydu.
Teşekkür edilecek kişinin kendisi olmadığını düşündüğü için bu minneti reddetti. Itsuki ise son zamanlarda sıkça duyduğu o lafı yapıştırdı: “Bak, işte tam da bundan bahsediyorum.” Amane somurtunca, karşılığında neşeli bir kahkaha buldu.
Itsuki onunla dalga geçmiyordu; yine de bu hayat dolu kahkahayı duyunca Amane bir an afalladı ve gözlerini dikip arkadaşına baktı.
Arkadaşının o yüklerinden arınmış, hafif gülümsemesinde Itsuki’yi daha önce yiyip bitiren endişelerden eser yoktu. Bu durum, Amane’nin kalbinin derinliklerinde saklı duran kaygıları da bir nebze olsun dağıttı.
Itsuki’nin yanında yavaş adımlarla ilerlerken, dışarıdan bakıldığında bile zihninin ne kadar dingin olduğu anlaşılabiliyordu. Birlikte boş bir banka oturdular.
Parkta bu soğuğa meydan okuyan onlardan başka kimse yok gibiydi. Normalde çocuk sesleriyle dolup taşan park şimdi tam bir sessizlik içindeydi. Havada asılı kalan tek şey uzaktaki uçakların gürültüsü ve ağaçları sarsan rüzgarın zayıf uğultusuydu.
“Babanla aranızda yeni bir gerginlik çıktı mı?”
Amane bunu sorup sormamakta tereddüt etmişti ama Itsuki sanki bu sorunun gelmesini bekliyor gibiydi.
On dakikalık bir sessizliğin ardından Amane, buzları eritmek adına bu soruyu sormaya karar verdi.
Olabildiğince sıradan bir tavırla sormuştu. Itsuki de aynı rahatlıkla, “Olaylar ben evden fırladığım anda başladı zaten,” diyerek her zamanki gülümsemesiyle omuz silkti.
“Doğru, o da var tabii... Peki, bir gelişme var mı?”
“Hem evet hem hayır. Abimle babam arasında bir soğuk savaş var. Ben tamamen koptum sayılır. Annem ise durumun kendisiyle bir alakası olmadığını, istedikleri kadar kavga edebileceklerini savunuyor. Ailedeki herkes çok bencil. Ailem falanlar ama bazen bu insanlarda ne sorun var diye düşünmeden edemiyorum.”
Ses tonunda hafif bir burukluk vardı ama yılbaşı gecesi duyulan o yürek burkan, çaresiz ve soğuk tınıdan eser kalmamıştı.
“Dinle beni, dostum...”
“Efendim?”
“Olanlardan beri düşünüyorum. Shuuto, eğer beni dinlemelerini istiyorsam, onları masaya oturtmak için ne gerekiyorsa yapmam gerektiğini söylemişti, değil mi?”
“Öyle demişti.”
“Görüşmeyi ben ayarlamazsam müzakere masasına gelmeyeceklerini söyledi ve bence haklıydı. Ben her şeye somurtuyor, her şeye küsüyordum; aslında konuşma fırsatını en başta reddeden bendim.”
Itsuki bankın arkalığına yaslandı, yüzünü gökyüzüne dikip gözlerini yumarak pişmanlıklarını titrek bir sesle mırıldandı.
“İhtiyara karşı nasıl diklendiğimi biliyorsun.”
“Biliyorum.”
“Değiştiğimi anlamadığı için ona cephe almıştım. Üstüne bir de Chi ile olanlar eklenince babam bana olan güvenini tamamen kaybettiğini söyledi. Bu da beni daha çok isyan etmeye itti ve her şey bir kısır döngüye dönüştü... Sanırım araya girmekte neden haklı olduğunu şimdi görebiliyorum. Sonuçta Chi ile tanışmadan önce silik, ağırbaşlı, itaatkar bir onur öğrencisi tipiydim. Kaytarmazdım, sorun çıkarmazdım. Onun gözünde bir kız arkadaş bulunca aniden sorumsuz, yüzeysel bir hovardaya dönüştüm.”
“Kendine hovarda mı diyorsun?”
“Kes sesini. Doğru olduğunu biliyorum.”
Amane bilerek dalga geçince Itsuki her zamanki gibi tersledi; bu tepki güven vericiydi.
“Sert mizaçlı, efendi oğlunun kişiliğinin yüz seksen derece değiştiğini görmek, üstelik bir kız yüzünden okulda kavgalara karıştığına şahit olmak... Bir ebeveyn için utanç verici olsa gerek. İlişkiye karşı çıkması çok doğal. Oğlunun tuhaf bir kızın büyüsüne kapılıp yoldan çıktığını düşünmesi kaçınılmazdı... Çünkü ne benim ne de Chi’nin nasıl değiştiğini, aslında tüm bunların benim fikrim olduğunu bilmiyor.”
Itsuki havaya kaldırdığı avucuyla gözlerini kapattı.
Düşüncelerine odaklanabilmek için dünyayla arasına bir perde çekmişti.
“Babamın onca şeyden sonra inat edip bizi anlamayı reddetmesi onun suçu, kabul; ama asıl nedenin ben olmam da benim suçum. Abilerimin durumu yüzünden zaten gerginken, benim böyle davranmam karşısında neden bu kadar inatlaştığını şimdi anlayabiliyorum. En azından notlarımı yüksek tutsaydım, belki beni dinlemeye biraz daha ikna olurdu.”
Itsuki kesik kesik konuşurken pişmanlığı seziliyordu ama aynı zamanda geçmişi geri getiremeyeceğinin de farkındaydı. Amane, arkadaşının sesinde geleceğe odaklanmış bir güç duyabiliyordu.
“O zamanlar da biliyordum aslında ama bilmeme rağmen gerçeklerle yüzleşmekten kaçtım. Kolay yolu seçip kaçan bendim... Bunu ben başlattım.”
Itsuki elini yavaşça indirip gözlerini açtı. Bakışlarında Amane’yi hayrete düşürecek kadar net bir ışık, sarsılmaz bir kararlılık vardı.
Geçmişin pişmanlığını ve gelecekte ne yapması gerektiğine dair inancını harmanlayan Itsuki, Amane’ye dingin ve dimdik bir bakış attı.
Amane artık endişelenmesine gerek kalmadığını düşündü.
“Bundan sonra beni ciddiye alması için gerçekten çabalayacağım. Elimi güçlendirmem lazım.”
Itsuki bunu bir gülümsemeyle ve kesin bir dille ilan edince Amane sessizce başını salladı.
“Şimdi gidip de babamın hayalindeki o mükemmel oğul olacağım demiyorum. Ama diğer her şeyi boşlayıp sadece kendi istediğim şeyleri yapacağım diye diretirsen, beni asla dinlemeyeceğinden de eminim. Bu yüzden her şeye temelden başlayacağım. Önce güvenini kazanmalıyım... Biraz geç kaldığımı söyleyebilirsin, haklısın da.”
“Anlıyorum. Seni desteklemekten başka bir şey gelmez elimden ama gözüm üzerinde olacak.”
Amane, Itsuki’nin bu kararına şahitlik edebilirdi; ancak arkadaşının verdiği emeği görerek, bir aksilik olduğunda elini uzatmaktan başka yapabileceği pek bir şey yoktu. Zaten Itsuki de bunu kendi başına başarması gerektiğinin her şeyden çok farkındaydı.
Bu yüzden Amane, gereksiz yere müdahale etmeden arkadaşının babasıyla dürüstçe yüzleşmesini izleyecekti.
“Arada bir beni kontrol et de üzerimde baskı olsun, kaytarmadığımdan emin ol, tamam mı? Tembelliğim tutabilir.”
“Eğer yoldan çıktığını görürsem kıçına bir tekme basarım.”
“Hadi ama, şöyle sırtıma nazikçe bir dokunuş yapmaya ne dersin?”
“Demek sırtına nazikçe dokunulmasını istiyorsun, öyle mi?”
Amane genişçe sırıtınca Itsuki huzursuzca bakışlarını kaçırdı. Karşısındaki Amane olduğu için, Itsuki’nin bu tepkisinin muhtemelen utancını gizlemek adına olduğunu tahmin edebiliyordu.
“...Sen ne istersen onu yap, Amane.”
“Tamam, yapacağım. Bence sen de ne istiyorsan onu yapmalısın.”
“Evet. Deneyeceğim.”
Amane’nin bu desteği onu epey mahcup etmiş olmalıydı. Itsuki yanağının içini kemirdi, yüzündeki o mahcup ifadeyle başını salladı.
Itsuki’nin bir yol seçmiş olmasından ve duygularının yatışmasından dolayı sessiz bir rahatlama hisseden Amane, göz ucuyla akıllı telefonuna baktı. Ekranda açık olan sohbet penceresinde tek bir çıkartma belirdiğini gördü.
“Peki, Chitose’ye ne anlatmayı planlıyorsun?”
Amane mesaj geçmişine şöyle bir bakıp akıllı telefonun ekranını kilitledi ve sordu.
Itsuki'nin bedeni gözle görülür bir şekilde kaskatı kesildi.
Bunu ben başlattım, bu yüzden biliyorum, Chi'yi bu işe karıştırmamam gerek. Ama gelecekte de onunla birlikte olmak istiyorum. Eğer izin verirse, onun da benimle birlikte çabalamasını isteyeceğim. Ama eğer çok ağır geldiğini söylerse, bir başıma halletmenin yolunu bulurum.
Amane için Itsuki'nin ondan ayrılmaya niyetinin olmadığını duymak bile yeterliydi.
Kız arkadaşın kesinlikle yanından ayrılmayacaktır. Senden vazgeçeceğini hiç sanmıyorum.
Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
Kendin söylesene, Chitose.
Amane artık vaktinin geldiğini düşünerek arkasına bile bakmadan seslendi. Tam o sırada arkalarından ayak sesleri duyuldu. Itsuki'nin üzerine bir gölge düştü ve Amane'nin yanından uzanan bembeyaz iki el, Itsuki’nin omuzlarını sıkıca kavradı.
Seni gidi koca aptal!
Oha!
Amane, Itsuki kendisiyle iletişime geçtiği ve konuşacakları yeri söylediği an Chitose’ye mesaj atmıştı. Bu bir kumardı. Itsuki'nin kendi zayıflıklarını ve vicdan azabını Chitose’ye açmasından memnun olup olmayacağını kestiremiyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.