Yavaş Yavaş Yanan Ateş

Taş odanın pencerelerinden süzülen öğleden sonra ışığı, masanın iki ucunda karşılıklı oturan ikilinin üzerine vuruyordu. Nephis, Sunny’nin özenle hazırladığı yemeğin tadını çıkarıyor, her lokmayı yerken parıldayan gözlerinde güneş ışınları oynaşıyordu. Her zamanki vakur duruşunu korumaya çalışsa da yanaklarındaki o hafif kızarıklık henüz tümüyle silinmemişti.

Sunny ise dudaklarındaki hafif tebessümle sadece onun yemek yiyişini seyrediyordu. İçten içe sakin olduğuna kendini inandırmaya çalışsa da deli gibi çarpan kalbi aksini fısıldıyordu. Bedenindeki her bir hücre elektriklenmiş gibiydi; soğukkanlı görünümünü koruyabilmek için gerçekten büyük bir çaba sarf etmesi gerekiyordu.

Kesinlikle biraz temiz havaya ihtiyacı vardı... Tercihen çok soğuk bir yerlerde.

Bu yapılan neredeyse haksızlıktı. Nephis tüm bu duygularda çok yeniydi ve o masum hareketlerinin kendisini nasıl etkilediğinin hiç farkında değildi. Genç kız o içten sevgisini böylesine açıkça gösterdikten sonra, kendisinden gerçekten sakin kalmasını mı bekliyordu? Evet, az önceki sarılmaları çok tatlı, çok masumdu ama Sunny artık o büyük bir emekle inşa ettiği kibar beyefendi imajını korumakta her an biraz daha zorlanıyordu.

En başından beri kendimi kaba saba bir dükkancı gibi tanıtsaydım daha iyi olacaktı, diye düşündü pişmanlıkla. İç çekerken bu zarif ve ince ruhlu adam rolünü sürdürmenin ne kadar zorlaştığını kabul etmek zorunda kaldı.

Yine de başka türlü olmasını asla istemezdi. Aralarında yeni filizlenen bu ilişkinin her bir anına, o tatlı atışmalara, birlikte paylaştıkları huzurlu sessizliklere ve aralarındaki o çekim kıvılcımına tüm kalbiyle değer veriyordu. Yaşadıkları her an, kendi içinde son derece kıymetliydi.

Fakat hissettiği bu büyük sevinç duygusunun hemen altında, çok hızlı ilerlemeye dair hafif bir tereddüt de yatıyordu. Her ikisi de ne hissettiğini bilen, olgun yetişkinler olsa da aralarındaki bakış açısı farkını görmezden gelemezdi. Nephis ondan hoşlanmaya başlamıştı, bu kesindi. Onunla vakit geçirmekten keyif alıyor, ona canıgönülden güveniyordu.

Yine de genç kızın gözünde o, hâlâ sırlarla dolu bir adamdı. Birlikte geçirdikleri o birkaç yoğun ay, sadece Sunny’nin zihninde yaşayan ve kızın tamamen unuttuğu yılların yanında devede kulak kalırdı.

Bu yüzden kalbinin derinliklerinde bir yerlerde, daha büyük adımlar atmadan önce kızın kendisine karşı çok daha derin duygular beslemesini umuyordu. Onunla birlikte olabilmek için yıllarca beklemişti; biraz daha sabırlı olabilirdi.

Tam bu düşünceler zihninden geçerken Nephis başını kaldırıp ona muzipçe göz kırptı.

Sunny’nin içindeki tüm o sabır ve kararlılık bir an sarsıldı.

Belki de sabretmek o kadar da iyi bir fikir değildir, diye düşündü, gözlerindeki bakışlar derinleşirken.

Nephis kısık sesle güldü. "Çok komik görünüyorsun."

"Öyle mi?" diye sordu Sunny, sesi hafifçe pürüzlü çıkmıştı.

Genç kız ağzına bir üzüm tanesi atıp onu süzdü. "Ciddi ve etkileyici görünmeye çalışıyorsun ama bir yandan da esneyip duruyorsun. Bu tezat halin aslında oldukça sevimli. Hiç uyumadın mı sen?"

Sunny şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı, aniden kendini çok garip hissetmişti.

Sahi, esniyor muydu?

Bunu fark etmenin verdiği utançla boğazını temizledi.

"Şey... Dürüst olmak gerekirse haftalardır uyumadım. Yok Olan Göl’deki savaştan beri yeni büyüler üzerinde çalışıyorum. Hatta birkaç yeni yadigar yarattım. Dur, sana göstereyim..."

Eşya saklama kesesine uzandı ama tam o sırada duraksadı. "Aslında, ondan önce..."

Kendi gölge formunu çağırarak hemen yanında bir kopyasını oluşturdu. Nephis şaşkınlık içinde izlerken, gölgesi acıyla sarsılıp göğsünü tuttu ve tek dizinin üzerine çöktü.

Kara okun açtığı yara bir türlü iyileşme göstermiyordu. Normalde bir Aziz bu kadar sürede çoktan toparlanırdı ancak bu yara şaşırtıcı derecede dirençli çıkmıştı. Kötüye gitmiyordu ama iyileştiğine dair en ufak bir belirti de yoktu.

"Ne oldu sana?" Nephis’in sesinde apaçık bir endişe vardı.

Sunny halsiz bir gülümsemeyle ona baktı. "Şey... Gölge Diyarı’nı ziyaret etmiş ve kalbime bir ok yemiş olabilir miyim?"

Nephis önündeki tabağı bir kenara itti, elleri bembeyaz bir ışıkla parıldamaya başlamıştı. "Ve bunu bana şimdi mi söylüyorsun?!"

Sunny bu kez utançtan değil, gerçekten canı yandığı için öksürdü ve ona mahcup bir bakış attı.

"Sadece... canının yanmasını... istemedim..."

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.