Rain nihayet ovadan şehre uzanan yollardan birine ulaştı. Dağ patikaları Kabus Zinciri'nden çok önce de kullanılıyordu. Ravenheart nüfusu milyonları bulup patlamadan önce de buranın Kadim bir Hisar olduğunu hatırlamak şimdilerde güçtü.
Devasa köprüye ve ötesindeki muazzam saraya çıkan yollar binlerce yıllıktı. Tabii Song klanı bu kadim Hisar'ı mesken tuttuğunda hepsi bakımsızlıktan harap haldeydi.
Köklü klanın Uyanmış mensupları yolları eski ihtişamına kavuşturmuş, son dört yılda artan trafiği karşılamak için tüm ağı daha da genişletmişti.
Şimdilerde sıkı korunan yol ekipleri Hisar'dan çok uzakta, Song Hükümranlığı içindeki diğer şehirlere güvenli otoyollar inşa ediyordu. Yapım çalışmalarına İşlevsel Yetenek sahibi pek çok Uyanmış katılıyor, gezgin Kabus Yaratıkları'na karşı gezici şantiyeleri korumak için çok sayıda savaşçı istihdam ediliyordu. Rain bile ekiplerden birine girmeyi denemiş ancak kimse sıradan bir dövüşçüyü işe almak istememişti.
Adamların yapabildiği en iyi şey kibarlıklarını koruyup kızın yüzüne karşı gülmemek olmuştu.
'Ah...'
Onları pek de suçlayamazdı. Her halükarda, geniş ve bakımlı yola çıktığına göre tırmanışın geri kalanı çok daha kolay geçecekti. Balta girmemiş yollarda yürümenin lüzumsuz zorluklarına dair muhtemelen edebi bir benzetme yapılabilirdi ama Rain'in hocasına yeniden söylenmeye niyeti yoktu.
Zaten adam da başkalarına görünmek istemediğinden çoktan gölgesine çekilmişti.
Rain bir süre dinlendi, askeri matarasından su içip susuzluğunu giderdi ve yoluna devam etti.
Yolda insan kaynıyordu. Ovalara inen ya da vardiyasından dönen işçiler, devriyeye çıkmış Song savaşçıları, ağır yüklerle dolu kervanlar... Hayat tüm canlılığıyla akıyor, bu genç şehir adeta fıkır fıkır kaynıyordu.
Rain, NQSC'nin devasa insan ormanında büyüdüğü için Ravenheart ona kıyasla o kadar da büyük gelmiyordu. Yine de bir şekilde çok daha canlı bir his uyandırıyordu. Atmosferi bambaşkaydı; sanki buradaki herkes geçmişin korkusuyla kafasını kuma gömmek yerine geleceğe umutla bakıyordu.
Dört yıl önce anne babasının tüm aileyi, küçük kardeşleri de dahil olmak üzere Rüyalar Alemi'ne taşıma kararını anlayamamıştı. Tamam, babasına Song Hükümranlığı'nda hükümet temsilcisi olarak yeni bir pozisyon teklif edilmişti ki bu teknik olarak büyük bir terfiydi...
Fakat kurulu düzeni bozmaya, NQSC'nin güvenliği ile modern konforunu terk etmeye ve çocuklarının hayatını Rüyalar Alemi'ne bağlamaya değer miydi? Gerçek dünyaya dönmek ya da Hükümranlık'tan ayrılmak İlk Kabus'a sürüklenmek demekti. Ne kadar hazırlıklı olunursa olunsun ölümcül bir kumardı bu.
Rain ailesine neden Ravenheart'a taşınmak istediklerini sorduğunda babası kısa ve net bir cevap vermişti:
"Çünkü gelecek orada."
Şimdi babasının ne demek istediğini anladığını hissediyordu. İnsanlığın geleceği gerçekten de buradaydı.
Şu an için gerçek dünya, Rüyalar Alemi'ne kıyasla kıyaslanamayacak kadar kalabalık ve gelişmişti... Ancak bir iki nesil sonra roller değişecekti. En nihayetinde insanlığın beşiği olan o can çekişen diyar tamamen terk edilecek, bu çetin ve korkunç dünya tek yuvaları haline gelecekti.
Beşiği erkenden terk edenler o gelecekte avantaj sağlayacaktı. Dolayısıyla ailesinin aldığı karar en nihayetinde Rain ve kardeşlerinin iyiliği içindi. Her şey onlara bir adım önde başlama imkanı tanımak içindi.
'Tabii insanlık Rüyalar Alemi'nde hayatta kalmayı başarabilirse!'
İki Hükümdar'ın kudretine rağmen bu hiç de kesin değildi.
İçini çekip yanından geçen ağır bir arabaya yol vermek için kenara çekildi. Bu arabaların bazılarını yük hayvanlarından çok daha güçlü ve dayanıklı olan Uyanmışlar çekiyordu, bazılarınıysa Uyanmış olmayanlar.
Rain'in yanından gıcırdayarak geçen arabayı çeken şeyse... bir Kabus Yaratığı'ydı.
Etçil bir boğa ile boynuzlu bir sürügenin tiksinç bir birleşimi gibi duran heybetli canavar bir koşuma bağlanmış, arabayı arkasından sürüklüyordu.
Rüyalar Alemi'nde binek hayvanı ya da herhangi bir büyükbaş hayvan yoktu. Ancak burada, Ravenheart'ta Kabus Yaratıkları sık sık araba çekmekte, tarlaları sürmekte ve her türlü beden gücü gerektiren ya da tehlikeli işte kullanılmaktaydı.
Tüm bunlar, Canavar Terbiyecisi olarak nam salmış Aziz Song Eunbin sayesindeydi. Ne komiktir ki Ki Song'un kızları arasında en korkunç olanı, Ravenheart halkının hayatını kolaylaştırmak için de en çok çabayı sar eden kişiydi. O olmasaydı şehrin ve bir bütün olarak Song Hükümranlığı'nın gelişimi asla bu kadar hızlı ve patlamalı olamazdı.
Tabii ki boyunduruk altındaki Kabus Yaratıkları'nın etrafında bulunmak hâlâ biraz ürperticiydi ve dikkatli olmak gerekiyordu. Canavar Terbiyecisi tarafından efsunlanmış olsalar bile neticede tehlikeli mahluklardı, bu yüzden her birinin başında eğitimli bir bakıcı durmak zorundaydı.
Uzaklaşan arabaya bakan Rain derin bir iç çekti.
"Aziz Eunbin gerçekten harika biri."
Hocasının sesi gölgelerin arasından süzüldü, tonunda hafif bir efkar vardı:
"Ha? Canavar Terbiyecisi mi? Şey, fena sayılmaz... Biliyor musun, bir keresinde benimle kaçmayı teklif etmişti. Tabii ki reddettim. Hocan öyle güzel bir yüze kanacak biri değildir!"
Rain şüphe dolu bir bakış attı gölgesine ama yorumlarını kendine sakladı.
Yüzünü buruşturup ağır çantasını yüklendi ve ilerlemeye devam etti.
Şehre yaklaştıkça yol daha da kalabalıklaşıyordu. Devriye gezen Uyanmış sayısı da artmıştı, hatta bazılarına Yankılar eşlik ediyordu. Hava sıcaklığı yavaşça yükseldi, öyle ki kabanını çıkarabileceği kadar ısındı. Ceketinin düğmelerini bile açtı.
Ufuktaki soğuk güneş gözden kaybolmaya yüz tuttuğunda Rain nihayet varış noktasına ulaştı.
Hemen karşısında, ulu yanardağın yamacına kurulmuş Ravenheart kapıları yükseliyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.