Sahi, ne yapıyordu böyle?
Kentin surlarında kocaman bir gedik açılmıştı. Tepelerinde tekinsiz bir Kabus Kapısı yükseliyor, çok da uzak olmayan bir yerde, birliklerin toplanma alanındaki enkazın ortasında amansız bir savaş çatırdıyordu. Tüm bu kargaşanın ortasında ise Sunny, önünde ışıl ışıl parıldayan rünlere dik dik bakıyordu.
Görüşü biraz bulanıktı ama rünler, sanki gerçekliğin ötesinde bir yerden göz kırparcasına net ve okunabilirdi. Muhtemelen öyleydiler de.
Aman, her neyse...
Zaten toparlanmak için birkaç dakikaya ihtiyacı vardı.
Rün alanına göz gezdirip Gölgelerinin isimlerini aradı. Eski dizilimin yerini yeni bir satır almıştı: Onyx Saint.
Onyx... Kulağa hiç de fena gelmiyordu.
Mermer Saint, Oniks Saint'e dönüşmüştü. Kendisi Üstünleştiğinde Mermer Kabuk yeteneği de Oniks Kabuk haline mi gelecekti acaba?
Sunny bu düşüncenin peşinden gitmeyi çok isterdi fakat zihni buna izin vermiyordu. Düşünceleri yavaşlamış, karmakarışık bir hal almıştı; karmaşık hiçbir şeyi kavrayacak durumda değildi.
Pes edip Saint'in ismini taşıyan rünlere odaklandı ve açıklamaları okumaya başladı.
Gölge: Oniks Saint.
Gölge Kademesi: Yükselmiş.
Gölge Sınıfı: İblis.
Gölge Nitelikleri: [Savaş Ustası], [Sarsılmaz], [Kutsallık Kıvılcımı], [Karanlığın Kalbi].
Karanlığın Kalbi mi? Bu yeniydi işte.
Sunny saldıran örümceğimsi savaşçı sürüsüne kısa bir bakış fırlattı. Saint'in siyah kılıcının tek bir seri şlakk sesiyle son derece tehditkar bir ucube yaratığın kafasını uçuruşunu, ardından kalkanının sert bir darbesiyle gövdesini canavar güruhunun içine doğru fırlatışını izledi. Kalkanın kenarı yaratığın göğsüne çarpmadan hemen önce, taş kılıcın keskin ucu gelen başka bir darbeyi savuşturmak için çoktan harekete geçmişti bile.
Henüz ölmemişti...
Gözlerini tekrar rünlere çevirdi.
Nitelik Açıklaması: [Kadim bir karanlığın kalıntısı bu Gölgenin kalbinde mesken tutarak ona zifiri güçler bahşeder.]
Demek Saint, tüneldeki o siyah taş küreyi sadece yok etmekle kalmamış, ondan bir şeyler de söküp almıştı. Sunny zaten böyle bir şey bekliyordu.
[Kutsallık Parıltısı] da yok olmuş, yerini [Kutsallık Kıvılcımı] almıştı. Kutsallığın ışığı ile hakiki karanlık bir şekilde Saint'in içinde yan yana var oluyordu artık. Bu işte ilgi çekici bir yan vardı fakat Sunny, bu acınası halinde bunun ne olduğunu tam olarak çözemiyordu.
Çatışmanın uğultusu giderek yükseldi, biraz daha yaklaştı. Bu durum onu rünlerin ötesine tedirgin gözlerle bakmaya ve elini çabuk tutmaya zorladı. Kapı Muhafızı her an tepelerine binebilirdi...
Sunny bakışlarını aşağı kaydırdı.
Gölge Yetenekleri: [Silah Bilgesi], [Yeraltı Cephaneliği], [Karanlığın Örtüsü], [Karanlığın Bıçağı].
İki yeni yetenek.
İlk Yeteneğin adı biraz tanıdık geliyordu. Zihnini zorlayarak okumaya koyuldu:
Yetenek: [Karanlığın Örtüsü].
Yetenek Açıklaması: [Karanlık bu Gölgeyi sarmalar. Etrafı karanlıkla, bilhassa hakiki karanlıkla kuşatıldığında hızı ve kudreti katlanarak artar. Yaraları iyileşir, kalbi daha da güçlenir.]
Sunny gözlerini birkaç kez kırpıştırdı.
Demek şu an nasıl bu kadar güçlü olabildiği ortaya çıktı...
Antarktika'da eksik olmayan tek bir şey varsa, o da karanlıktı. Toplanma alanı normalde iyi aydınlatılmış olsa da yakındaki teknolojinin çoğu Kapı'nın açılışıyla yayılan şok dalgasıyla yerle bir olmuştu. Saint tamamen gölgelere bürünmüştü.
Karanlığın Örtüsü'nün sağladığı bedensel güçlenme muazzam görünüyordu; dört gölgesinin desteğiyle birleştiğinde ortaya gerçekten korkunç bir sonuç çıkarıyordu.
Onu bilhassa sevindiren şey ise Saint'in artık karanlıkla çevriliyken kendi kendini iyileştirebilecek olmasıydı. Sadece bu bile paha biçilemez bir lütuftu.
Açıklamanın son kısmı onun kalbinden bahsediyordu ama bu rün ruh anlamına da gelebilirdi. Sunny, bunun hem Saint'in kalbinde yaşayan hakiki karanlığa hem de onun özüne... ya da bu Gölge her ne kullanıyorsa ona işaret ettiğinden şüpheleniyordu. İşin özü, yenilenme hızı katlanarak artacaktı.
Bu yetenekler... Siyah Şövalye'nin sahip olduklarına çok benziyordu, tek bir önemli farkla.
Yıkık katedraldeki Düşmüş İblis'in aksine, kendi Yükselmiş İblis'i hem gölgelere hem de elemental karanlığa karşı ikili bir yatkınlığa sahip gibi görünüyordu. Bunların birbirini dışlaması gerekirdi ama Saint söz konusu olduğunda durum böyle değildi. Saint'in bir Gölge olmasının getirdiği o tuhaf doğa, ortaya böyle ilginç bir sonuç çıkarmış olmalıydı...
Zarif şövalyesi, paradoksal bir şekilde hem sıradan karanlığın hem de hakiki karanlığın lütfunu üzerinde taşıyordu. Yeraltı tünelindeki o dehşet verici yolculuğu hatırlayan Sunny, imrenmekten kendini alamadı.
İlginç...
Sonunda bakışlarını iki yeni Yetenekten ikincisine çevirdi...
[Karanlığın Bıçağı].
Yetenek Açıklaması: [Gölge ustalaştığı sürece, kalbinde barınan hakiki karanlığı korkunç bir silah formunda çağırabilir. Karanlığın Bıçağı hem etten kemikten olanları hem de ruhani varlıkları katledebilir; asla körlenmez, bükülmez ve kırılmaz. Alternatif olarak bu karanlık, sıradan bir silahı güçlendirmek için de çağrılabilir.]
Sunny gülümsedi.
Demek kılıcını sonunda kendi halletti...
Karanlığın Bıçağı gerçekten dehşet verici bir Yetenek'ti. Saint bir Savaş Ustası ve Silah Bilgesi olduğu için her türlü silahı olağanüstü bir ustalıkla kullanabiliyordu... Bu da içindeki hakiki karanlığın dilediği biçime bürünebileceği anlamına geliyordu.
Karanlık silah, Saint'in kendisi kadar güçlü olacak, Saint gelecekte tekrar evrimleşirse o da güçlenecekti. Hem somut hem de soyut yaratıkları katletme gücüne sahipti. Hatta mevcut bir silahı ya da silah türü bir Hatıra'yı güçlendirmek, onu daha ölümcül kılarken saldırılarına elemental özellikler katmak için bile kullanılabilirdi.
Tüm bunlar tam anlamıyla muazzamdı.
Sunny yeterince Hatıra topladığında ise...
Yeri sarsan ve güçlü bir şok dalgası yayan gürültüyle irkildi. Rünlerin ötesine baktığında, Kapı'dan dışarı süzülen devasa bir siluet gördü.
Muhafız gelmişti.
Surların ötesinde bir yerde Gök Gelgiti halen Yutan Bulut ile cenk ediyordu. Sur yarılmıştı ve diğer Düzensizler'in hayatta olup olmadığını bile bilmiyordu. Üstat Jet ortalıklarda yoktu, ihtimal ki...
Hayır, bunu düşünme! O öyle kolay kolay ölecek biri değil.
Ve son olarak Saint, düşmanlardan ve katliamdan başka hiçbir şeyin olmadığı o yerde, korkunç Kabus Yaratıkları'ndan oluşan devasa bir sürüye karşı tek başına direniyordu. Ne kadar güçlenmiş olursa olsun, karşısındaki güç halen ölümcül ve eziciydi.
Sunny ızdırap dolu bir iç çekti.
"Ah, kötülere huzur yok..."
Acıyla ve mide bulandırıcı bir halsizlikle boğuşarak sendeleyerek ayağa kalktı. Tekrar yere kapaklanmaktan korkarak Kabus'a tutundu. Sonra gözlerini Kapı'ya ve ondan dışarı boşalan Kabus Yaratıkları seline dikti. Yüzünde tuhaf bir ifade belirdi.
Ölebilirim... Ama daha fazla Hatıra'ya ihtiyacım var. Sanırım hırsım korkuma baskın geliyor.
Bunu kabullenerek inledi ve kendini siyah küheylanın sırtına attı.
Savaşa katılma vakti gelmişti...
Yazarın Notu: Bugün Shadow Slave'in 1000. bölümünü yayınladım. Uzun bir yolculuk oldu ve bu yolda bu kadar çok insanın bana eşlik ettiğini bilmek beni yürekten mutlu ediyor. Bu güzel rakama bakarken hissettiğim sevinç ve gurur... Ancak yazmam gereken birkaç bin bölüm daha olduğunu bildiğimde hissettiğim o tatlı korkuyla kıyaslanabilir!
Bu dönüm noktası şerefine, Shadow Slave topluluğu 10 Temmuz'da küçük bir kutlama yapacak. Bize katılmak isterseniz Discord sunucumuza göz atabilirsiniz.
Harika bir gün geçirmeniz dileğiyle!
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.