"...Gölge'm mi?"
Sunny gözlerini fal taşı gibi açtı.
'Aziz!'
Anlaşılan Aziz, İblis'e dönüşme evrimini vaktinden önce tamamlamıştı. Her şey göz önüne alındığında, zamanlaması kusursuzun da ötesindeydi.
Zihni bulanık olsa da Sunny böylesi bir şansı görmezden gelemeyeceğini biliyordu.
Kâbus Yaratıkları Kapı'dan dışarı adım atan ilk kitle olurken, öne doğru sürünme çabalarını bir kenara bırakıp bunun yerine Gölge'sini çağırdı.
Kutup gecesinin dondurucu soğuğu sanki biraz daha karardı. Ardından, siyah ve taş benzeri bir metalden dövülmüş işlenmiş bir zırh eldiveni ve bacak zırhı hemen yanı başındaki toprağa bastı.
Sunny zayıfça başını çevirip her zamanki gibi mesafeli duran Aziz'e baktı.
O ketum şövalyesi... değişmişti.
Başlangıçta kendisiyle hemen hemen aynı boydaydı, İblis'e dönüştükten sonra boyu uzamıştı. Şimdi ise Aziz, Sunny'nin tepesinde adeta bir kule gibi dikiliyordu. Muazzam oniks zırhının gizlediği taş bedeninin hatları hâlâ zarif ve narindi... Ancak iki metreyi aşan boyuyla bu korkunç Gölge inanılmaz derecede heybetli görünüyordu.
Baskıcı varlığı, tam bir İblis'e yaraşır nitelikteydi.
Siyah zırhın kendisi pek değişmemişti; zaten muazzam bir işçiliğin ürünüydü, şimdi ise çok daha görkemli ve tehditkâr duruyordu. Ancak Aziz'in eskiden taş gibi gri, sonra mermer gibi beyaz olan teni, şimdi cilalanmış oniks kadar pürüzsüz ve siyahtı; en azından miğferinin mazgallarından görünen o küçücük kısım öyleydi.
Gözlerindeki yakut mücevherler uğursuz, kızıl alevlerle yanıyordu.
Aziz, Kâbus Kapısı'nın o devasa yarığını ilgisizce süzdü, ardından Sunny'ye bir bakış attı. Sanki... kafasında bir sürü soru varmış gibi bir hali vardı.
Güçlükle zayıf bir tebessüm etti.
"Neler oldu neler... Ben de seni gördüğüme sevindim."
Ardından titreyen elini kaldırıp belirmeye başlayan Kâbus Yaratıkları'nı işaret etti.
"Git... ah... bir sakıncası yoksa şunların icabına bak. Ben bir süre burada kalacağım."
Aziz bir an tereddüt etti, sonra sessizce canavar seline doğru dönüp öne doğru ilerledi. Adımları sakin ve kararlıydı.
Sunny elini tekrar yere düşürdü.
'Ah, dönmüş olması ne iyi oldu.'
Doğrulup sırtını bir moloz parçasına yasladı. Kalan son öz miktarını kullanarak Bozuk Yemin'i ketum İblis'e gönderdi. Ardından dört gölgesinin de kendisini bırakıp Aziz'i sarmalamasını emretti.
Şövalyenin uzun figürü karanlık bir ışıltıyla parıldadı. İblis şövalyenin etrafındaki gölgeler kabararak derinleşti, siyah bir pelerin gibi etrafını sardı... Bunlar zaten beklenen şeylerdi.
Ancak Sunny'nin beklemediği şey, o ışıksız parıltıda gerçek, elemental bir karanlığın izlerinin bulunmasıydı. Bu durum tüylerini ürpertti.
...Birkaç düzine metre ötede, Kâbus Yaratıkları Kapı'nın o tiksinç yokluğundan doğuyordu. Yaratık seli öne doğru atılarak geri çekilen askerlerin ve sivillerin peşine düştü.
Ucubeler, her birinin altı eli olan uzun, böceğimsi insansılara benziyordu; insanı andırmayan yüzleri siyah gözler ve tırtıklı çenelerle doluydu. Kabuktan zırhlar giyiyor, bilenmiş kitinden yapılmış silahlar taşıyorlardı. Şaşırtıcı bir hızla hareket ediyor ve korkunç bir güce sahip bulunuyorlardı. Sunny'nin gözleri önünde yaratıklardan biri, rahatlıkla bir ton ağırlığında olması gereken kırık duvar parçasını fırlatıp attı.
İstifini bozmayan Aziz, sanki bu yıkılmış, yanan dünyayı kucaklamak ister gibi kollarını açtı. Kol zırhlarının altından, avuçlarının üzerinden havaya doğru karanlık akmaya başladı.
Bir an sonra, akan karanlık tanıdık bir taş kılıç şeklini aldı; kılıç bir kez daha bütünlenmişti ama görünüşü tamamen siyahtı. Zifiri karanlık namlusundan belirsiz, karanlık bir güç yayılıyordu. Diğer elinde ise taş benzeri metalden yuvarlak bir kalkan belirdi, yüzeyi ketum Gölge'nin korkunç zırhıyla aynı cilalı onikstendi.
Düşmana doğru yürüyen Aziz kılıcını kaldırdı...
Ve sanki o korkunç canavar dalgasına meydan okuyormuşçasına kılıcının namlusunu kalkanının kenarına iki kez vurdu.
'S-siktir...'
Sunny biçarçare ve zihnen çökmüş durumda olduğundan bir şey yapamıyordu. Sadece yere oturmuş, arkasındaki moloz parçasına dayanarak Aziz'in dövüşünü izliyordu.
Gölge'si öylece öne doğru yürümüş, son asker de yanından koşup geçtiği an düşman kitlesinin arasına dalmıştı. Kalkanıyla örümceğimsi savaşçılara çarparak bir düzinesini yere serdi, ardından yıkıcı bir karanlık kasırgasına dönüştü. Kılıcı kabuk zırhları, eti ve kemiği, önünde hiçbir şey duramazmışçasına kesip geçiyordu.
Siyah kanlar, kopmuş uzuvlar ve parçalanmış cesetler yeri kapladı.
Aziz artık bir Yükselmiş İblis'ti ve Sunny'nin dört gölgesi tarafından destekleniyordu. Bozuk Yemin de aynı desteği alıyor, düşmanların gücünü ve dayanıklılığını emiyordu. Zarif şövalye göz alıcı bir netlik ve muazzam bir beceri ile dövüşüyordu... Yine de Aziz'in neden bu kadar ölümcül ve yıkıcı olduğunu açıklamak için bu kadarı yetersizdi.
Ucubeler güçsüz değildi... Sadece Aziz fazla güçlü, fazla hızlı ve fazla eziciydi. Tek bir Sınıf evrimi bu farkı açıklayamazdı.
'Bir İblis... bir İblis doğaüstü güçlere hükmeder. Onları Canavar'lardan ayıran şey budur.'
Sunny'nin düşünceleri yavaş ve karmakarışıktı ama bunu hatırlıyordu.
Aziz ne gibi güçler kazanmıştı?
'Göz atmaktan zarar gelmez.'
Neticede Sunny'nin şu haliyle pek bir faydası dokunamazdı.
Yalnızca iki düzine metre ötesinde gerçekleşen korkunç savaşa dikmişti gözlerini. Aziz, bütün Canavar topluluğunu tek başına püskürtüyordu... Şimdilik. Ne kadar dayanabileceğini ya da ucubelerin katliam yapan İblis'i aşıp şehre kaçıp kaçmayacağını bilmiyordu.
Eğer kaçarlarsa, ilk ölen kendisi olacaktı.
'Ha...'
Sunny düşüncelerini toparladı ve önce Can Çekişen Dilek'in iyileştirme özelliğini aktif hale getirdi. Bu özellik en azından hiç öz talep etmiyordu; ya da belki de her öldürmeyle yavaşça öz biriktirip gizli bir rezerv oluşturuyordu. Efsunun ana etkisi çoktan devre dışı kalmıştı.
Bedenine yayılan iyileştirici enerji dalgası hasarı onardı ve acıyı hafifletti. Yine de hâlâ zayıf, kafası karışık ve acı içindeydi; Kapı'ya dokunmanın ona yaptığı şey sırf fiziksel bir yaradan ibaret değil gibiydi.
'Aman, her neyse...'
Sunny ardından Kâbus'u çağırdı. Siyah aygırı henüz savaşa dahil etmedi, usta'sının tepesinde nöbet tutmasını emretti.
Bu önlemlerle biraz olsun rahatlayarak Aziz'e tekrar baktı ve rünleri çağırdı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.