Büyü’nün sesi okyanusun uçsuz bucaksız karanlığında yankılanarak Sunny’yi ürpertti.
Bozulmuş bir Dehşet’i yok ettin: Düşmüş Zarafet'in Sibyl'i. Gölgen güçleniyor.
Beyaz ipeklere sarılı beden süzülerek dibe doğru çökerken, kulağına son bir fısıltı dokundu:
Bir Anı kazandın.
Dehşet, soğuk uçuruma doğru her an biraz daha derine batıyordu. Sunny, devasa kefenin soluk bir çiçeği andıran görüntüsüne son bir bakış attı. Biliyordu; bu yaratık çok geçmeden karanlık derinlikler tarafından sonsuza dek yutulacaktı. Ardından arkasını döndü ve yorgun argın aksi yöne doğru yüzmeye başladı.
Sunny pek de iyi durumda sayılmazdı.
Zihni uğradığı o korkunç zihinsel saldırının etkisinden yavaş yavaş sıyrılıyordu ama kaderin dokusuna ufacık bir göz ucuyla bakmak zorunda kaldığı için zonklayan şiddetli bir baş ağrısı çekiyordu. Özünün tamamını tüketmenin getirdiği yan etki yüzünden vücudu halsizdi, cayır cayır yanıyordu.
Bunun üstüne bir de kâbus kapısına dokunmanın bıraktığı travma eklenmişti. Akciğerlerini söküp atacakmış gibi öksüresi geliyordu. Kendini tutmak neredeyse imkânsızdı.
Yine de, hırpalanmış zihnini kaplayan o soğuk hissizliğin arasından karanlık, kasvetli bir sevinç kırıntısı sıyrılmayı başardı.
Başardım. O iğrenç mahluku kendi ellerimle öldürdüm.
İlk karşılaşmalarının getirdiği o felaket leke silinmemişti belki ama LO49’daki başarısızlığının öcü alınmıştı işte. En azından bir nebze.
Daha doğrusu, suyun yüzeyine canlı dönmeyi başarabilirse öyle olacaktı.
Çevresini saran şu zifiri karanlık okyanusa bakılırsa, bunu yapabileceğinden pek de emin değildi.
Lanet olsun.
Dehşet, Düşmüş Zarafet'in Sibyl'i ölmüştü ve ışıksız derinliklere doğru can çekişmeden süzülüyordu. Fakat köleleri ustalarıyla birlikte yok olmamıştı. Yönlerini kaybetmiş, güçleri çekilmiş gibi görünseler de hâlâ yüze yakın köle vardı.
Şu anki durumuyla, özellikle de Çevik Av’ın büyüsü aktif değilken bu yaratıklara karşı şansının yüksek olduğunu söyleyemezdi. Solgun yüzü karanlık bir ifadeyle buruştu.
Öz! Öz lazım bana...
Yetersiz geleceğini bile bile Dokumacı'nın Maskesi'ni ve Gölge Feneri'ni zihninde geri çağırdı. Kuruyup kalmış ruhuna damlayan ufacık öz akıntısı, beden tarafından anında emildi. Halsizlik hissi biraz olsun hafifledi ama durumu değiştirmeye yetecek kadar değildi.
Köleler kendilerine gelmeye başlamıştı bile. Boş gözlerini o koyu su kütlesinin içinden Sunny, Kan Dalgası ve Naeve’e diktiler. Bir kısmı ölümcül niyetlerle onlara doğru hareketlenmişti.
Kan Dalgası ile Naeve ne durumda?
Sunny, her şeye rağmen arkadaşlarının toparlandığını görme umuduyla onlara doğru bir bakış attı.
Naeve hâlâ sersemlemişti, akıntıya kapılmış öylece süzülüyordu.
Aziz ise...
Sunny'nin gözleri önünde, o canavarca katil balina ürperdi, ardından kafasını hızla yana salladı. Başına sarılı duran beyaz kumaş parçası kayıp gitti ve koca yaratığın parıldayan mavi gözleri açığa çıktı. Bir an için bakışları bulanıktı ama kafa karışıklığının getirdiği sis perdesi, yerini keskin bir zekaya bırakarak çabucak dağıldı.
Kan Dalgası, Dehşet’in batan kalıntılarına ve üzerlerine gelen özgür kalmış köle sürüsüne bakarak öfkeli bir hırıltı çıkardı.
Aziz bir an duraksadı, ardından o devasa gövdesini siper ederek Sunny’yi düşmanlardan korudu. Devasa çenesi tek bir hamlede kapanarak yaklaşan kâbus yaratıklarının en hızlısını un ufak etti. Sonra da geri kalanların üzerine doğru atıldı.
Sonraki birkaç dakika içinde karanlık derinliklerde tek taraflı bir katliam yaşandı.
Sunny daha ilk saniyelerde bu dövüşe katılmasına gerek olmadığını anladı. Ayak altında dolaşmak yerine Naeve’e doğru yüzdü, onu yakaladığı gibi çalkalanan savaş alanından uzağa sürükledi.
"S-Sunless?"
Gecegezen'in zihninde çınlayan sesi zayıftı ama en azından bilinci yerindeydi. Sunny başıyla onayladı, ardından ikisini birden döndürerek Naeve'in, amcasının köleleri kırıp geçirişini izlemesini sağladı.
Birkaç saniyelik sessizliğin ardından Gecegezen'in sesini tekrar duydu.
"Dehşet... ne oldu?"
Sunny bir an düşündü, sonra parmağını boğazına götürüp kestiğini belirten bir işaret yaptı.
"Ah... güzel..."
İkisi de Kan Dalgası'nın o yüzlerce mahluku parçalara ayırışını sessizce izledi. Bir Aziz’i iş başındayken görmek, en hafif tabirle insanı kendine getiren bir deneyimdi. Sunny böyle biriyle doğrudan savaşmak zorunda kalacağı düşüncesiyle ürperdi.
Yine de... LO49’un Dehşet'i, o korkunç Yüce’yi saf dışı bırakmış, ama sonunda Sunny’nin elinde can vermişti. Yani...
Hemen gaza gelme Sunny.
Mordret’in zaten bir Aziz’i öldürdüğünden neredeyse emindi. Ancak o iblisin ne kadar hilekar olduğu düşünülürse, o karşılaşma da muhtemelen doğrudan bir meydan savaşı değildi.
...Diğer yandan, Hiçlik Prensi'nin sırf düşmanlarının gözünü korkutmak ve iradelerini kırmak için göğüs göğüse bir dövüşte Yüce birini ezdiğini hayal etmek hiç de zor değildi.
Sunny de aynısını yapabilir miydi?
Bunu öğrenmek için hiçbir sebebim yok.
Azizleri öldürmek gibi bir arzusu yoktu. Aksine, etrafında ne kadar çok Aziz olursa o kadar iyiydi... Ne kadar çok, o kadar iyi. Birinci Ordu'nun Doğu Antarktika'daki durumu, bu tanrıların unuttuğu cehenneme kıyasla çok daha iyiydi ve İkinci Ordu da yoldaydı. Yine de Kâbus Zinciri'nin bitmesine daha çok vardı.
Önümüzdeki aylarda nelerin yaşanacağını kim bilebilirdi ki?
Kan Dalgası'nın köleleri yok etmesi iki dakikasını bile almamıştı. Sunny, Bozulmuş bir Dehşet ve köleleriyle savaştıktan sonra Aziz'in biraz dinleneceğini sanıyordu ama o usta avcının hiç vakit kaybetmeye niyeti yoktu.
Sunny ve Naeve’in durduğu yere geri dönüp devasa, parıltılı gözlerinden biriyle iki Usta’yı süzdü, ardından hafifçe pozisyon değiştirdi. Derinliklere inerken bindikleri o uzun yüzgeç tam karşılarındaydı.
Sunny, Naeve’in tutunacak bir yer bulmasına yardım etti, ardından yorgunlukla çelik zırha kendisi de tutundu.
Dönme vakti...
Öldürülen Dehşet’in solgun karaltısı, ışıksız derinlikler tarafından yutularak çoktan gözden kaybolmuştu. Kölelerin parçalanmış cesetleri hâlâ etrafta süzülüyor, akıntıyla yavaşça uzaklaşıyordu.
Dev katil balina onları kükreyerek görmezden geldi ve ileri doğru atıldı...
Bu kez rota yukarıydı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.