Haliçteki Sır

Sunny, acısını en aza indirecek bir pozisyon bulmaya çalışarak hafifçe kıpırdandı. Yaraları zaten iyileşmekteydi, fakat bu durum tüy diker gibi her yerinin feci şekilde kaşınmasına yol açıyordu. Uyanmış olanlara kıyasla bir usta çok daha dayanıklıydı ve bedenleri, Kan Örgüsü’nün o doğaüstü gücü hesaba katılmasa bile ağır hasarları kendi kendine onarabiliyordu.

Yine de bu süreç hiç de keyifli değildi.

Sunny, bu rahatsızlığı görmezden gelmeye çalışarak önce Acı Kadeh adındaki anıya göz atmaya karar verdi. Kara Dilliler sürüsünü haritaya gömdükten sonra kazandığı anılardan biriydi bu. Diğerlerini Saint’i beslemek için feda etmek en mantıklısı olsa da bunu kendine saklamak istiyordu.

Nedeni çok basitti; diğer anıların aksine, Acı Kadeh yükselmiş rütbesindeydi.

Rünlere odaklanan Sunny okumaya başladı:

Anı: Acı Kadeh.

Anı Rütbesi: Yükselmiş.

Anı Aşaması: Birinci Aşama.

Anı Türü: Alet.

Demek bir alet...

O canavarca yaratıklar arkalarında nasıl bir alet bırakmış olabilirdi ki? Sunny işlevsel eşyaların değerini küçümsememeyi çoktan öğrenmişti ama yine de hayal kırıklığına uğramaktan kendini alamadı. Bu tarz anıların faydası genellikle duruma göre değişirdi. Saç rengini değiştirmek için kullandığı Güz Yaprağı da sadece bir aletti...

Umarım bu şey daha kullanışlı bir şey çıkar.

Rünleri incelemeye devam etti.

Anı Açıklaması: Kara kalplerinde zehirli arzular besleyerek, hayranlık dolu gülümsemelerinin ardına yırtıcı hırıltılar gizleyerek Yeşim Sarayı’nın o güzel salonlarına adımladılar.

Sarayın hanımefendisi, onlara bizzat en tatlı nektarla dolu bir kadeh sundu. Bu tatlı nektardan ne kadar içerlerse içsinler, kadeh hep dolu kaldı. Tükettikçe daha da arzuladılar. Çok geçmeden geriye hayvanca bir açlıktan başka bir şey kalmadı; geriye sadece acılık kaldı.

Sunny ensesini kaşıdı.

Pekala... Bu gerçekten garip bir açıklama. Yine de Yeşim Sarayı’nın o savaştığım böcekle bir alakası olup olmadığını merak etmeden duramıyorum...

Dikkatini büyülere verdi. Sadece tek bir büyü vardı.

Büyü: Kara Zehir.

Büyü Açıklaması: Bu kadeh acı bir zehirle dolup taşmaktadır. Sakın içmeyin.

Nasıl yani?

Sunny bir an tereddüt etti, ardından Acı Kadeh’i çağırdı. Çok geçmeden elinde beyaz yeşimden yapılmış, üzerinde harika işlemeler olan bir kadeh belirdi. İçi gerçekten de kapkara bir sıvıyla ağzına kadar doluydu.

Evet... Bunu kesinlikle içmeyeceğim... Kesinlikle...

Nedense içinden bir ses bu sıvıdan bir yudum alması için onu dürtüyordu. Belki de Büyü doğrudan içmemesini söylediği içindi bu merak... Ancak sezgileri, bu kara sıvının gerçekten de ölümcül bir zehir olduğunu haykırıyordu. Ve eğer bu sıvı ona bile ölümcül geliyorsa, kesinlikle çok güçlü olmalıydı.

Bir düşmana kibarca içki ikram etmek pek parlak bir fikir gibi durmuyordu ama bu, yükselmiş rütbesindeki bu zehrin işe yaramayacağı anlamına gelmezdi. Kara Zehir’i bir silaha bulamak akıllıca bir yöntem olabilirdi.

Ayrıca birinin yemeğine ya da içkisine çaktırmadan bir iki damla damlatmak da pek zor olmazdı... Tabii ki böyle bir şey yapacağından değildi...

Sunny memnun bir şekilde Acı Kadeh’i geri gönderdi ve dikkatini çeken ikinci anıya odaklandı. Boğuk Çığlık adındaki bu anının bozulmuş iblis Sessiz Rahip’ten düştüğü düşünülürse, beklentisi oldukça yüksekti.

Rünlerde şunlar yazılıydı:

Anı: Boğuk Çığlık.

Anı Rütbesi: Ulu.

Anı Aşaması: Üçüncü Aşama.

Anı Türü: Tılsım.

İşte turnayı gözünden vurdu.

Tılsımlar hem nadir bulunur hem de son derece kullanışlı olurdu. Hele ki hem Saint hem de Yeraltı Dünyasının Mantosu üzerlerinde bir tılsım taşıma yeteneğine sahipken, Sunny için bunun değeri paha biçilemezdi.

Zaten bir tane ulu tılsımı vardı ama ikincisi kesinlikle harika olacaktı.

Rünleri okumaya devam etti.

Anı Açıklaması: ...içinde, gelecekten geçmişe durmaksızın akan büyük bir nehir barınıyordu. Felaket kapıya dayandığında, pek çok kişi sığınacak bir yer bulmak için buraya girdi; pek çok kişi de gerçeği aramak için geldi. Çünkü Büyük Nehir zamanın dışında var oluyordu ve bu yüzden, nehrin haliç kısmında dehşet verici bir sırrın gizli olduğu söylenirdi. Gücü yetenlerden çok az kişi oraya yaklaşmaya cesaret edebildi, geri dönen ise hiç olmadı.

Gizemli bir durum.

Bu açıklama Sunny’ye pek bir şey anlatmamıştı. Kafası karışmış halde bir an sessizce öylece kaldı, ardından kafasını iki yana sallayıp rünleri okumaya devam etti.

Büyüler: Yankılanan Sessizlik, Kudretli Söz.

Yankılanan Sessizlik Büyü Açıklaması: Bu tılsım takıldığında, ustanın fiziksel gücü artar... Ancak bu sadece sessiz kaldığı sürece geçerlidir. Sessizlik bölünmeden ne kadar uzun sürerse, bahşedilen gücün boyutu da o kadar büyük olur.

Sunny başını yana eğdi.

İlginç...

Demek genel bir fiziksel güç artışı sağlıyordu. Başlangıçta mütevazı bir artış olacak, ancak tılsımı takan kişi konuşmadığı, çığlık atmadığı, gülmediği veya inlemediği sürece bu güç yavaşça katlanacaktı. Sessizliğin hiç bozulmaması gerekiyordu; yani kural çiğnenir ya da tılsım geri gönderilirse güç artışı sıfırlanırdı.

Elbette bu güç artışının bir sınırı vardı ama Boğuk Çığlık’ın ulu rütbesi düşünüldüğünde, bu sınırın epey yüksek olması gerekirdi.

Sunny için şu an pek kullanışlı sayılmazdı çünkü sürekli insanlarla konuşması ve emirler yağdırması gerekiyordu. Ancak konuşamayan ya da konuşmamayı tercih eden Saint için biçilmiş kaftandı.

Bunca zamandan sonra bile Sunny, Saint’in konuşamadığı için mi yoksa istemediği için mi sessiz kaldığını hala bilmiyordu.

Düşünceli bir şekilde ikinci büyüye göz attı.

Kudretli Söz Büyü Açıklaması: Bu tılsımın ustası tarafından söylenen her söz bir emirdir. Eğer bu söz büyük bir sessizliğin ardından doğmuşsa, o kudretli söze karşı gelmek neredeyse imkansızdır. Aksi takdirde hiçbir değeri yoktur.

İşte bu farklıydı. Bu büyü, üzerinde neredeyse hiçbir kısıtlama barındırmadığı için son derece güçlüydü. Düşmanlara diz çökmelerini veya birbirlerine saldırmalarını emretmek... Sunny bu yeteneğin ne kadar muazzam şekillerde kullanılabileceğini hayal edebiliyordu. Ancak bu emrin gücü de, söz söylenmeden önce ne kadar süre sessiz kalındığına bağlıydı.

İşin ironik yanı, bu büyü Sunny için ne kadar kullanışlıysa, Saint için o kadar işlevsizdi.

Ne karmaşık bir anı ama...

İç çeker ve rünleri gözünün önünden gönderip ayağa kalkar.

Gergedan’ın iletişim paneline doğru yürüyüp telsizden Çavuş Gere’e seslendi. Birkaç saniye sonra karşı taraftan cevap geldi.

"Evet, Yüzbaşım?"

Sunny, Acı Kadeh’i çağırıp terminalin üzerine bıraktı ve düşünceli gözlerle kadehe baktı.

Bunu nasıl kullanacağına dair harika bir fikri vardı.

"Ah, evet, Çavuş Gere. Dinle. Bir sonraki durağımıza vardığımızda sana çok güzel bir kadeh vereceğim. Bütün mühimmatlarımızın bu kadehteki siyah sıvıyla kaplandığından emin ol."

Yükselmiş bir zehri Yalnızlık Günahı ya da Acımasız Bakış’ın namlusuna sürmek, Sunny’nin savaş gücüne pek etki etmezdi. Çünkü onu zorlayacak kadar güçlü olan kabus yaratıkları, Kara Zehir’in küçük bir miktarına karşı muhtemelen bağışıklık sahibi olurdu.

Böyle küçük bir dozun öldürebileceği tek yaratıklar alt rütbelerdekilerdi ki onları zaten tek hamlede haklayabiliyordu.

Ancak sıradan askerler için durum böyle değildi. Onlar için bırakın uyanmış olanları, uykuda olan kabus yaratıkları bile devasa birer tehditti.

Acı Kadeh bu durumu tamamen değiştirebilirdi.

Sunny şeytani bir gülümsemeyle bir an duraksadı, ardından ekledi:

"Ha, bu arada, sıvıya kesinlikle çıplak elle dokunmayın. Cildinize tek bir damla bile gelse, feci ve korkunç bir acı içinde ölürsünüz. Yani... Eldiven takın bence. Hatta en iyisi, uzun bir sopa kullanın..."

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.