Altın çelenk gözden kaybolunca Sunny kendini iki yeni görüntünün karşısında buldu. Bir yanda parlak zırhlar kuşanmış, elinde kanlı bir kılıç tutan bir şövalye tasviri vardı. Diğer yandaysa kadim zırhlar içindeki bir savaşçı şövalyeyle sırt sırta vermişti; hemen arkalarında narin bir avcı kadın yayını geriyordu.
O yumuşak ses duyuldu:
"Meydan okuyan, rüyanı seç."
Görüntülerin üzerinde birkaç kelime belirdi.
"Zafer Rüyası", "Yoldaşlık Rüyası".
Bu ne debdebe böyle...
Sunny gözlerini devirdi.
Seçim oldukça basitti; görüntülerden biri onu bireysel turnuvaya gönderecek, diğeri ise mangalara yönelik olacaktı.
Rüya Turnuvası aslında aynı anda yürütülen iki ayrı şampiyonadan oluşuyordu. Bu sayede savaş odaklı Olmayan uyanmış kişiler de katılım sağlayıp ödül kazanabiliyordu. İyi düşünülmüş bir sistemdi.
Sunny’nin bir manga bulmaya hiç niyeti yoktu, bu yüzden yalnız şövalye resmini seçip gözlerini kapattı.
Sıradan Düşler Diyarı düellolarının aksine turnuvada çeşitli savaş modları vardı. Ayrıca maçlar canlı yayınlanıyor ve belli bir programa göre ilerliyordu; bu yüzden ilk eleme turunun başlamasını beklemesi gerekiyordu.
Karanlığın ortasında beklerken Sunny hafif bir heyecan hissetmeden edemedi.
"Meydan okuyan! Silahını çek ve hazırlan! Sadece en iyiler hayatta kalacak!"
Tepeden aniden parlak bir ışık hüzmesi süzüldü ve Sunny kendini gür bir ormanın ortasında buldu. Etrafındaki kadim ağaçlar hafifçe sallanıyor, yaprakları esen tatlı rüzgarda hışırdıyordu.
Biraz ötede güneş ışığı altında parıldayan dingin bir göl vardı ve berrak suların ortasından göğe doğru nefes kesici güzellikte bir kale yükseliyordu. Gri taştan inşa edilmiş olan kale bir şehir kadar büyüktü; kadim duvarları, bugüne kadar göğüs gerdiği binlerce kuşatmanın izlerini taşıyordu. Yine de bu yara izleri, devasa kalenin ruhani güzelliğine gölge düşüremiyordu.
Arena uçsuz bucaksızdı ve tüm ormanı kapsıyordu. Sunny’nin yakınlarında başka hiçbir uyanmış yoktu, bunun da geçerli bir sebebi vardı.
Rüya Turnuvası'nın eleme turları devasa bir hayatta kalma mücadelesi şeklinde yapılıyordu. Bin tane meydan okuyan geniş bir haritaya bırakılıyor ve sadece ayakta kalan son kişinin bir üst tura geçmesine izin veriliyordu.
Sergiledikleri performansa göre birkaç kişi daha turnuvaya girmeye hak kazanabiliyordu ama elemeleri geçmenin tek kesin yolu, hayatta kalan yegane kişi olmaktı. Katılımcı miktarının devasa boyutlara ulaşması nedeniyle son birkaç yıldır bu yöntem zorunlu bir önlem olarak uygulanıyordu.
Bu kadar çok bireysel düelloyu organize etmek ve yayınlamak pek pratik ya da kârlı değildi; özellikle de bu uyanmış topluluğunun çoğunun pek de yetenekli olmadığı düşünülürse. Bu büyük kapışma, zayıfları ayıklamak ve izleyiciler için heyecan verici bir şov yaratmak için tasarlanmıştı.
Sunny son birkaç gündür araştırma yaptığı için elbette bunları biliyordu.
Ancak nerede olduğunu anlamak için araştırmaya ihtiyacı yoktu.
Vay canına... Kanlı canlı hali çok daha güzelmiş...
Bastion’ı tanımayan mı vardı?
Bu yıl turnuvanın sponsorluğunu Valor klanı üstlendiği için arena, onların güç merkezi olan görkemli Bastion’a benzeyecek şekilde tasarlanmıştı. Burası Rüya Alemi'ndeki en kalabalık üç insan hisarından biriydi.
Sunny bu kadim kaleye hiç gitmemişti ama kalenin görüntüsü popüler kültürün her yerindeydi. Onu anında tanıdı.
Öyleyse... Burası Kemik Gölü olmalı.
Etrafındaki yer ise bir zamanlar Valor’un Örsü tarafından yok edilen kadim, lanetli ormandı.
Tabii bugünlerde Bastion’ı çevreleyen manzara çok farklıydı. Gür ormanların yerini küllerden bir deniz ve o korkunç Titan’ın yanmış kalıntıları almıştı; etrafa da güçlü Kabus Yaratıkları’nın hisara yaklaşmasını engellemek için insan kaleleri inşa edilmişti.
Fakat Düşler Diyarı sayesinde Sunny, buranın eski, canlı ve bozulmamış halinin tadını çıkarabiliyordu. Tek fark, bu sahte huzur perdesinin arkasında saklanan o kahredici karanlığın burada olmamasıydı.
Ah, ne kadar güzel.
Zincirli Adalar ile kıyaslandığında bu yer çok hoş bir değişiklikti.
Tam bunu düşündüğü sırada Düşler Diyarı’nın sesi aniden yankılandı:
"Meydan okuyan Melez No. 19 elendi."
Sunny kafasını yana eğdi.
Bayağı hızlı oldu. Ayrıca... Bu takma isim de neyin nesi?
Kafasını iki yana sallayarak Ruh Yılanı’na odaçi formuna bürünmesini emretti ve sakince ormanın derinliklerine doğru ilerledi.
Avlanma zamanı gelmişti...
Resmi yayın kanalında, elenen oyuncunun görüntüsü kısa bir süre ekrana yansıdı. Ardından neşeli bir ses konuşmaya başladı:
"Ne muazzam bir alt ediş! Başlangıçtan sadece birkaç saniye sonra ilk kaybımızı verdik bile. Hep birlikte Melez No. 19’a gelecek yıl için daha fazla şans dileyelim!"
Yayının köşesinde son derece yakışıklı bir gencin avatarı belirdi. Kameraya parlak bir gülümsemeyle bakış atarak devam etti:
"Ve böylece beşinci geleneksel Rüya Turnuvası başladı! Evet, ben Syclus. En sevdiğiniz yorumcu ve Kabus Yaratığı uzmanınız! Alkışları sona saklayın, he-he. Arkadaşlar, size büyük bir sürprizim var. Bilin bakalım bugün yorumcu koltuğunda bana kim eşlik ediyor?"
Genç adam duraksadı ve ekranın diğer tarafını işaret etti. Orada keskin hatlı yüzü, derin bakan gözleri ve kısa sakalıyla daha yaşlı bir adam belirdi.
"Doğru görüyorsunuz, hayal falan değil! Karşınızda büyük kadim bilgi ustası ve eski Rüya Şampiyonu Dimi! Onu sıcak bir şekilde karşılayalım!"
Sohbet kutusu mesaj yağmuruna tutulurken yaşlı adam gülümsedi.
"Selam millet."
O sırada Syclus tekrar söze girdi:
"Asıl aksiyon başlamadan önce birkaç dakikamız var çünkü meydan okuyanların bu güzel arenada birbirlerini bulmaları biraz zaman alacak. Biz de beklerken Dimi’ye birkaç soru sorayım."
Yayın ormanda ilerleyen çeşitli uyanmış kişileri ekrana getirirken onlara bir göz attı. Bazıları iyi teçhizatlı ve yetenekli görünüyordu, bazıları ise pek öyle değildi.
"Öncelikle, bu yıl turnuvaya kaydolan dövüşçü sayısında rekor bir artış oldu. Kıdemli bir Düşler Diyarı düellocusu olarak bu konudaki düşüncelerin neler, Dimi?"
Yaşlı adam gülümsedi.
"Daha fazla uyanmışın illüzyon kılıcını eline aldığını görmek güzel. Hatta bazıları onu nasıl kullanacağını bile biliyor olabilir! Tabii Büyük Valor Klanı’nın cömertliğinin hakkını vermem lazım. Bu yılki ödüllerle kendilerini gerçekten aşmışlar. Hayır, kıskanmıyorum. Hiç de bile!"
Syclus kahkaha attı, ardından meslektaşına muzip bir bakış attı.
"Pekala, o zaman sana eminim herkesin aklındaki o soruyu soracağım. Bir uzman olarak sence turnuvayı kim kazanacak... ve neden bu kişi Melez?"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.