Asıl mesele, doğru düzgün bir karar verebilmesini sağlayacak kadar bilgiye sahip olmamasıydı. Hadi her şeyi bildiğini varsayalım... Peki, bu kararı verme yetkisine gerçekten sahip miydi?
Sunny, pek çok badireden sağ çıkmış, kıvrak zekalı ve sokakların kurdu olmuş biriydi; üstelik bir şeyleri öldürmek ve hayatta kalmak konusunda gerçek bir dehaya sahipti.
Sahte bir mütevazılıkla vakit kaybetmeye gerek yoktu; pek çok konuda mükemmel olduğunu kendisi de kabul edebilirdi.
Ancak bu mükemmel olduğu alanlar, genç bir kızı Kabus Büyüsü’ne hazırlamak için gerçekten uygun muydu? Ne de olsa ona vermek istediği şey dövüş becerileri ya da hayatta kalma taktikleri değildi... Kız zaten bunları, Sunny gibi birinin kapısından bile geçemeyeceği seçkin bir okulda öğreniyordu.
Onun asıl vermek istediği, Rüya Alemi’nin o acımasız cehenneminde ayakta kalmasını sağlayacak bir zihniyetti. Zihin ise... Zihin çok hassas bir teraziydi.
Eğer yanlış bir adım atarsa, faydadan çok zarar verebilirdi.
Üstelik herkesin hamuru farklıydı; kendisinde işe yarayan bir yöntemin başkasında da sonuç vereceğinin garantisi yoktu. Kendi arkadaşlarını düşündü... Her birinin bambaşka bir kafa yapısı vardı ama her biri Unutulmuş Sahil gibi korkunç ve sarsıcı bir yerde bile serpilip büyümeyi başarmıştı.
Ne halt edeceğim ben şimdi?
Sunny şakaklarını ovup içini çekti.
Önce... Daha fazla gözlem yapmalı ve olan biteni anlamalıydı. Kararı ne olursa olsun, sınıflara girip çıkan Rain’i sadece bir gün izleyerek böyle bir yükün altına girmek aptallıktı.
Belki bir ilham gelir. Ya da sezgilerim bir ipucu verir...
Bu düşünceyle kaşlarını çattı, çayını bitirip içeri geçti.
Ertesi sabah Sunny erkenden evden çıktı ve toplu taşıma sistemini kullanarak Rain’in okulunun bulunduğu bölgeye ulaştı.
Artık yeri bildiği için kız kardeşini adım adım takip etmesine gerek yoktu. Doğrudan ilerledi, geçen sefer gizlendiği kafeye yerleşti ve gölgelerinden birini, genç kızın görünmesini beklemesi için okulun girişine nöbetçi bıraktı.
Yarım saat sonra kızın figürü belirdi; Sunny gölgeye sessizce Rain’i takip edip içeri girmesini emretti.
Bir süre daha tavırlarını incelemeye devam etmem gerekecek... En azından birkaç hafta. O zamana kadar ilk izlenimimin doğru olup olmadığı ya da değerlendirmemi gözden geçirmem gerekip gerekmediği netleşir. Güçlü ve zayıf yönlerini de çok daha iyi kavramış olurum.
Sunny kendi kendine söylenmemek için kendini zor tuttu.
Birkaç hafta... Bu, vaktinden büyük bir parça koparıp alacaktı. Hem gölge parçası avı hem de Effie ve Saint ile yaptığı antrenmanlar aksayacaktı. Bu gerçekten yazıktı. Son zamanlarda, Zalim Bakış’ı mızrak formunda kullanırken kendine olan güveni yerine gelmeye başlamıştı.
Sunny daha önceleri mızrağı oldukça statik bir silah, sadece düz saplama saldırıları yapabilen bir araç sanarak yanılmıştı. Görünürde öyleydi aslında... Dahası, bu onun en büyük avantajlarından biriydi.
Eli tutan herkes bir mızrağı makul bir verimlilikle kullanabilirdi. Bu yüzden binlerce yıl boyunca savaş alanlarına hükmetmişti; kılıcın aksine, birinin amatör düzeyde uzmanlaşması için sonsuz saatler harcamasına gerek yoktu.
Ancak bir usta... Bir ustanın elinde mızrak bambaşka bir canavara dönüşürdü. Hızlı, ölümcül ve öngörülemezdi; çok çeşitli mesafelerden geniş bir dizi saldırı yapabilirdi. Kendisine yaklaşmaya cüret eden herkese korkunç hasarlar verebilen, gerçekten çok yönlü bir silahtı. Yine de Sunny’nin en çok sevdiği şey, bir mızrağın ne kadar aldatıcı olabileceğiydi.
Özellikle Zalim Bakış, hem delebilen hem de şlakk diye kesebilen uzun namlusu sayesinde son derece esnekti. Sapının uzunluğunun isteğe göre değiştirilebilmesi ise cabasıydı.
...Yine de Sunny kılıçlarla kendini çok daha rahat hissediyordu. Hele ki Ruh Yılanı’nın o muazzam odaçi formu olan Gece Yarısı Parçası gibi tanıdık silahlarla. Ancak Zalim Bakış’ın düşmanlarını gövdesinden daha uzakta tutabilme yeteneğine de iyiden iyiye alışmaya başlamıştı.
Bu yüzden antrenman süresini bu kadar azaltmak zorunda kalacak olması canını sıkıyordu. Fakat haftalarını Rain’i okulda gözlemleyerek geçirme fikrinden hoşlanmamasının asıl sebebi bu değildi.
Asıl sebep... Ergenlerdi.
Prestijli bir okula giden o genç seçkinlerin hem kendileri hem de öğretmenleri için hayatı nasıl zorlaştırdığını izlemek zorunda kalmanın yarattığı zihinsel travmayı net bir şekilde hatırlıyordu. Bir iblisin kokuşmuş etini yiyerek sonsuz bir uçuruma düşmeyi ve ilahi alevlerin okyanusunda yanmayı, okul hayatını bir kez daha deneyimlemeye tercih ederdi...
Yani, neredeyse.
Pek sayılmaz aslında...
Sunny içini çekerek önündeki hamur işine odaklandı ve kendini uzun, yorucu bir güne hazırladı. Sırf bir Taklitçi’den çıkmamış olması bile o çöreğin tadını güzelleştiriyor, modunu yükseltiyordu.
Genç seçkinler yine aynıydı; zehirli, inanılmaz derecede yolunu şaşırmış ve sinir bozucu. Neyse ki Rain de aynıydı; sessizce ders çalışıyor ve tüm o dramalardan uzak duruyordu, bu da onu temel olarak bir paryaya dönüştürüyordu.
Aferin kızım Rain... Aynen öyle, tüm o saçmalıkları boş ver ve öğrenebildiğin kadar çok şey öğren. Bilgi bir ayrıcalıktır... Şu sınıf arkadaşların bunu takdir edemeyecek kadar aptal ama sen değilsin...
Gerçi bu çocukların serseri olduğu da söylenemezdi. Bu seçkin okulda akademik başarım, sosyal hiyerarşinin temel taşıydı; bu yüzden öğrenciler arasındaki rekabet kıran kıranaydı. Sadece çoğu, öğrenmeyi bir amaçtan ziyade statü kazanmak için bir araç olarak görüyordu.
Tabii onların öncelikleri Sunny’yi hiç ilgilendirmezdi.
Saatler saatleri kovaladı; bir noktada sıkıntısını dağıtmak için kafeden çıkıp yürüyüş yapmaya karar verdi.
Ancak tam o sırada bir şey oldu.
İletişim cihazı aniden tırmalayıcı, yankılanan bir zil sesi çıkardı. Bir saniye sonra ses tekrarlandı.
...Ve bu sadece ona özel değildi. Kafedeki müşterilerden personellere kadar herkes aynı bildirimi alıyordu.
Sunny’nin göğsüne bir soğukluk çöktü.
Bu sesi tanıyordu elbette. Dünyadaki herkes bu sesi bilir ve ondan iliğine kadar korkardı.
Aşağı baktığında, iletişim cihazının ekranında beliren o tanıdık yazıyı gördü.
Hayır...
Bildirimde şunlar yazıyordu:
ACİL DURUM UYARISI
ACİL DURUM UYARISI
YAKININIZDA KAPI HAREKETLİLİĞİ TESPİT EDİLDİ
TAHMİNİ VARAL SÜRESİ: 201 SANİYE
DERHAL TAHLİYE EDİN!
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.