Geçmişin Gölgesinde Tuhaf Bir Karşılaşma

Burada ne işi var?! Benimle neden konuşuyor?!

Sunny içten içe paniklese de bu duyguların hiçbiri yüzüne yansımadı. Aldatmacalar, manipülasyonlar ve kâbus yaratıklarıyla girdiği kanlı yakın dövüşlerde kazandığı o engin tecrübeyle istifini bozmadı. Rain’e sert bir bakış fırlatıp gayet sakin bir sesle konuştu:

“Bir şeye baka kaldığım falan yok. Ayrıca sen kime velet diyorsun be velet? Büyüklerine saygılı ol!”

Genç kız küçümser bir tavırla burun kıvırdı.

“Ne büyüğü? Benden küçük olduğun her halinden belli!”

Sunny duydukları karşısında dehşete düşerek gözlerini fal taşı gibi açtı.

Hadi oradan...

Kendi yaşından küçük gösterdiğini biliyordu ama bir ortaokulluyla karıştırılmak... Bu kadarı da fazlaydı!

Hava kararmaya başlıyordu, kızın yanılma sebebi muhtemelen buydu.

Rain ise henüz lafını bitirmemişti:

“Bal gibi de bana bakıyordun, hem de çok pis bir ifadeyle. Az kalsın ayağım takılıp düşecekti! Ailen sana başkalarına gözünü ayırmadan bakmaman gerektiğini öğretmedi mi?”

Sunny ağzını açtı, sonra tekrar kapattı. Ardından bir kez daha açtı.

“Birincisi, on sekiz yaşındayım. İkincisi, sadece dalıp gitmiştim ve kafamda bazı şeyler kuruyordum... Senin gibi bir çocuğun anlayamayacağı yetişkin meseleleri! Son olarak da ailem bana öğretmeleri gereken her şeyi öğretti ama bunun konumuzla ne alakası var? Onlar burada değil!”

Rain alaycı bir tavırla kaşını kaldırdı.

“Öyle mi? Bu koca evde tek başına mı yaşıyorsun yani?”

Sunny kaşlarını çattı.

“Bu evde sadece tek başıma yaşamıyorum, burası benim kendi evim!”

Ancak tam o anda, içeriden Effie’nin sesi yankılandı:

“Sunny! Hadi gel de zıkkımlan artık, yemek buz gibi oldu!”

Sunny olduğu yerde donakaldı, kulaklarının ucunun cayır cayır yandığını hissedebiliyordu.

Kahretsin, Effie!

“Şey... O benim misafirim. Bazı sebeplerden dolayı bende kalıyor.”

Rain, yüzünde tuhaf bir ifadeyle birkaç saniye ona baka kaldı, ardından sordu:

“Adın Sunny mi?”

Sunny, mümkün olduğunca vurdumduymaz görünmeye çalışarak omuz silkti.

“Evet. Ne oldu ki?”

Kız birden kahkahayı patlattı.

“Komik olan ne?”

“Yok, bir şey değil! Sadece... Annem de bana bazen Rainy diye seslenir. Ne büyük tesadüf!”

Sunny biraz olsun rahatladı.

Bir an için beni hatırladığından korkmuştum. Ama öyle görünmüyor. Güzel. Bu iyi bir şey...

Yine de içten içe küçük bir hayal kırıklığı hissetmiş olabilir miydi?

Sunny iletişim cihazını çıkarıp bir düğmeye bastı ve aygıtın içinden kayarak çıkan mühürlü çipi Rain’e doğru fırlattı.

Kız o sırada başka bir soru sormaya hazırlanıyordu:

“Ha, bu arada, seni sık sık verandada boş boş dolanırken veya okulu asarken görüyorum... Sen serseri falan mı...”

Derken havada süzülen çipi yakaladı ve kafa karışıklığı içinde ona bakmaya başladı.

“Ee... Bu ne?”

Sunny dudağının kenarıyla gülümsedi.

“Görmüyor musun? Devlet tarafından verilmiş bir vatandaşlık çipi. Reşit olmasaydım böyle bir şeye nasıl sahip olabilirdim?”

Rain çipe baktı, sonra teni her zamankinden daha fazla soldu.

“Siz, gerçekten on sekiz yaşında mısınız?”

Kız o kadar mahcup olmuştu ki bir anda sizli bizli konuşmaya başlamıştı.

Sunny güldü.

“Tabii ki öyleyim! Saygın bir yetişkin olarak asla yalan söylemem. Dünyadaki en dürüst insanım diyebilirim, gerçekten.”

Genç kız o an yer yarılsa da içine girse gibi görünüyordu.

“Ah... Ç-çok özür dilerim o zaman. Düşünemedim...”

İyi bir ailede yetişmiş bir çocuk olarak muhtemelen büyüklerine karşı çok nazik olması öğretilmişti; bu yüzden şu anki durum onun için tam bir kâbus gibiydi. Sunny, görgü kuralları konusunda hassas olan tiplemelerle pek işi olmazdı ama Rain’in okulunda gördüğü kadarıyla, onun akranları arasında sosyal hiyerarşi ve uygun protokoller pek bir revaçtaydı.

Neyse ki Effie tam o anda kapıda belirerek bu tuhaf duruma bir son verdi. Kapıyı açıp tekerlekli sandalyesini verandaya sürerken öfkeyle söylendi:

“Bak buraya şapşal, yemek yiyecek misin yemeyecek misin? Eğer gelmiyorsan senin porsiyonunu da mideye indireceğim, haberin olsun...”

Sonra durup önce Rain’e, sonra Sunny’ye baktı. Birkaç saniye sonra sordu:

“Kim bu arkadaşın?”

Sunny yüzünü sıvazladı.

“İstediğin kadar ye. Bu kız da mahalleden. Geçerken uğradı.”

Rain onaylarcasına başını salladı.

“Tanıştığımıza memnun oldum hanımefendi. Ben, şey... Çok özür dilerim. Okuldan eve dönüyordum da bir yanlış anlaşılma oldu. Görseniz neler oldu...”

Effie sırıttı ve susması için eliyle bir işaret yaptı.

“Dur tahmin edeyim... Bizimki yine meşhur meymenetsiz ifadesiyle bir yerlere dalıp gitmişti, sonra sana bakıp son derece münasebetsiz bir şeyler söyledi, değil mi?”

Rain birkaç kez gözlerini kırpıştırdı, sonra atıldı:

“Evet! Yani hayır... O bir şey demedi. Ben, yani ben ağzımdan kaçırdım!”

Eski avcı başını iki yana salladı.

“O zaman şanslıymışsın! Bizim Sunny biraz nevi şahsına münhasırdır. Türünün tek örneği! Bazen ağzından öyle şeyler çıkar ki...”

Sunny öfkeyle ona baka kaldı ve tısladı:

“Benim ağzımdan çıkanlar mı?! Asıl sen kendine bak!”

Effie içini çekip sanki kalbi kırılmış gibi bir ifadeyle Rain’e baktı:

“Beni nasıl ezikliyor görüyorsun, değil mi? Ah, misafire böyle davranılmaz Sunny. Çok ayıp! Bu cici komşu kızı hakkımızda ne düşünecek şimdi...”

Rain hararetle kafasını salladı.

“Hayır, hayır! Hiçbir şey düşünmeyeceğim. Benim... Gitmem lazım aslında. Tanıştığımıza memnun oldum!”

Bunu dedikten sonra aceleyle arkasını dönüp uzaklaşmak için bir adım attı.

Effie sesini biraz yükselterek arkasından seslendi:

“Güle güle! Ben de memnun oldum! Eğer bu yanlış anlaşılma yüzünden kendini suçlu hissedersen her zaman uğrayabilirsin! Elinde yemekle gel ama! O zaman her şey affedilir!”

Sunny, duyduklarına inanamayarak gözlerini fal taşı gibi açmış ona bakıyordu. Nihayet Rain’in figürü yeşil çitlerin arkasında kaybolduğunda, Effie ona dönüp gülümsedi.

“Sanki bu şehrin bir yerlerinde sürekli solgun, cılız ve kemikli gençler üreten bir fabrika var. Kız neredeyse senin kadar soluk benizli Sunny! İnanamıyorum...”

Bunu söyleyip kafasını sallayarak sandalyesini döndürdü ve yemeğine devam etmek üzere içeri girdi.

Sunny’yi orada, ağzı bir karış açık ve gerçekten uyanık olup olmadığını anlamaya çalışırken tek başına bıraktı.

Neydi bu şimdi? Az önce ne yaşandı?

Rain ile ilk karşılaşmalarına dair kafasında kurduğu sayısız senaryo arasında...

Bu kesinlikle onlardan biri değildi!

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.