Kızıl Kule'nin eteklerinde, mercanların arasındaki o geçitlerden ve tünellerden eser yoktu artık. Binlerce yıl önce Unutulmuş Sahil'i yutan o tuhaf, canlı kütleden ibaret, kesintisiz ve kıpkırmızı devasa bir katman uzanıyordu sadece.
Effie tam da bu kızıl yüzeyin üzerinde dikiliyordu.
Yanında duran birkaç yüz kişi, yaklaşan kâbus yaratıkları dalgasına dehşet ve şok içinde bakıyordu. Kule'ye vardıklarında neler yaşanacağını hepsi biliyordu bilmesine ama yine de bu manzara insanı dehşete düşürmeye yetip de artıyordu.
Korkudan dona kalmış bu kalabalığın en ön safında, merkezde duruyordu. Sözde onların komutanıydı. Uzun boyu, kaslı ve güçlü fiziğiyle diğer Uyuyanlar arasından hemen sıyrılıyordu. Kadim zırhı doğan güneşin ışığında parıldıyor, omuzlarından aşağı starlight kumaşından dokunmuş beyaz bir pelerin dökülüyordu.
Bir elinde Zirve'yi, diğerinde Alacakaranlık'ı tutuyordu.
Korku denizinin ortasında sarsılmaz bir güç ve kararlılık abidesi gibiydi Effie. Eski efsanelerden fırlayıp ölümlüler diyarına ayak basmış mitolojik bir kahramanı andırıyordu.
...Ama işin aslı, korkudan gebermek üzereydi.
Avcı kadın, üzerine doğru dalga dalga gelen iğrenç yaratıklara kasvetli bir ifadeyle baktı. Başını hafifçe öne eğip tepesinde mavi at kılından yüksek bir sorguç bulunan miğferini çağırdı ve içinden geçirdi:
'Sıçayım böyle işe... Hay zürriyetine sıçayım senin!'
Etrafındaki herkes titriyordu. Budalanın teki silahını yere düşürüp birkaç adım geri kaçtı, sanki tüymeyi aklından geçiriyor gibiydi. Şu an kendisi de tam olarak aynı şeyi yapmayı ciddi ciddi düşünse de Effie dişlerini gıcırtıyla sıktı ve kükredi:
"Yerinizde kalın, ulan! Biri bile kaçmaya kalkarsa kendi ellerimle gebertirim!"
...Hem kaçsa ne olacaktı ki? Kaçacak yer mi vardı?
Madem öleceklerdi, en azından insan gibi ölmeliydiler.
Tıpkı Prenses'in dediği gibi. Kızın ağzı laf yapıyordu yapmasına ama hiçbir zaman da haksız çıkmıyordu.
"Hazırlanın, piçler!"
Mızrağını daha sıkı kavrayan Effie, göz ucuyla yanında duran iki adama baktı. Biri Caster'dı, diğeri ise Gemma. Günlaug'un Avcılar lideriyle günün birinde omuz omuza savaşacağı kimin aklına gelirdi?
Tuhaftır ki eski düşmanının yanı başında durması şu an insana acayip bir güven veriyordu. Yine de adamın yüzünde bile belirgin bir korku izi vardı.
Bu durumda istifini bozmayacak tek kişi herhalde Oç'un teki olurdu. O soluk benizli herif ya herhangi bir şeyden korkamayacak kadar kaçıktı ya da katıksız bir gerizekalı... Belki de ikisi birden. Ama ortalıklarda görünmüyordu. Effie o küçük belayı özlemişti sanki.
Gerçi Sunny muhtemelen ya karanlık bir köşede saklanıyor ya da kimseye emanet edilemeyecek kadar delice bir işler çeviriyordu. Her ne yapıyorsa, içinden ona şans diledi.
Kendi şansını da unutmadı tabii.
Yaklaşan canavar sürüsüne bakarak birkaç saniye bekledi Effie, ardından avazı çıktığı kadar haykırdı:
"Birinci işaret!"
Çığlığı, ikinci hattı yöneten Seishan tarafından tekrarlandı ve üçüncülerdeki bir yerlerde olan Night'a kadar ulaştı.
Savaş planı son derece basitti. İlk hat canavarları göğüsleyecek, yorulduklarında yerlerini ikinci hatta devredecekti. Bu sırada üçüncü hat ise ellerinden geldiğince çok yaratığı katletmekle sorumluydu.
Ama önce, o ilk hücumu savuşturmaları gerekiyordu. Saldıran sürünün ivmesini kesmekten daha önemli hiçbir şey yoktu.
Arka taraflardan bir yerden, gruptaki idolün o büyüleyici sesi yükseldi ve kuşatma makinelerine ateş emri verdi. Zanaatkârlar tarafından inşa edilen bu devasa makineler, en zırhlı Kâbus Yaratıklarının bile kabuklarını delip geçebilecek güçteydi. Tabii Düşmüş seviyesinde olmadıkları sürece...
Kulağına tuhaf ve melodik bir ses geldi. Bir salise sonra, her biri en az iki metre uzunluğunda sekiz ağır metal mızrak, inanılmaz bir hızla başlarının üzerinden süzüldü. Havayı yararak sürünün ön saflarına daldılar; ortalığa kitin parçaları ve kan nehirleri saçıldı.
Mızraklardan birinin devasa bir yengeç yaratığın kafasını uçurduğunu, bir diğerinin ise kan kırmızı bir peygamberdevesini delip geçerek arkasındaki birkaç yaratığı daha şişlediğini gördü. Fakat o iğrenç dalga milim bile yavaşlamadı. Sayıları o kadar çoktu ki...
Vücudundan bir titreme geçtiğini hisseden Effie dişlerini gıcırdattı, sonra bağırdı:
"İkinci işaret!"
Anında tepelerine ok yağmuru yağdı; canavarların birçoğunu yaraladı, birkaçını da gebertti. Okların arasına karışmış başka mühimmatlar da vardı. Kimi Uyuyanlar sapan, tatar yayı ya da daha egzotik fırlatma silahları kullanıyordu. Kimileri de rüzgârdan, ateşten ve buzdan uçan bıçaklar gibi her türlü büyüsel saldırıyı yapmalarını sağlayan Unsur Yeteneklerini devreye sokmuştu. Hatta bazıları ruh özüyle dolu bombalar üretebiliyordu; bu bombalar ilerleyen yaratıkların tam ortasında patlayarak çoğunu parça pırpık etti.
Ama yine de tık yoktu. Canavarlar daha da gözü dönmüş bir hal alıyor, gözlerindeki o öfke, cinnet ve kana susamışlık her an daha da parlıyordu.
İkinci ok yağmuru da inişe geçti, hemen ardından derme çatma balistalardan fırlatılan altı mızrak daha sürüye daldı. O an geldiğinde Kâbus Yaratıkları insan hattına zaten çok yaklaşmıştı, bu saatten sonra hiçbir şey durumu değiştiremezdi.
Öne doğru bir adım atan Effie, kaslarını gerip Zirve Parçası'nı yaklaşan yaratık yığınının tam ortasına fırlattı. O güzelim bronz mızrak, özellikle uzun boylu bir yaratığın çelik kabuğunu parçalayıp kalbine saplandı.
Şafak Tacı'nın mucizevi büyüsüyle güçlenmişken nasıl öldürmesindi ki? Şu an hepsinin silahları ve zırhları, Değişen Yıldız'ın saf gücüyle besleniyordu.
O çelik iblisin etrafındaki pek çok yaratık da diğer Uyuyanların fırlattığı Anılarla benzer şekilde devrildi.
Mızrağını geri çağıran Effie, ilk sıradaki Kâbus Yaratıklarının Zanaatkârların daha bir saat önce kazdığı derin hendeğe yuvarlanışını izledi. Arkadan gelenler ise yoldaşlarının leşlerine basarak ilerlemeye devam etti.
Ama en sonunda, sürünün hızı az da olsa kesilmişti.
'Seni gidi...'
"Dayanın!"
Canavar dalgası insan hattına çarpmadan önce haykırmaya vakit bulabildiği tek şey bu oldu.
Ardından dünya; cinnet, kaos ve ölümden başka hiçbir şeyin kalmadığı bir cehenneme dönüştü.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.