Değişen Yıldız kaşlarını çattı. Soğuk, gri gözlerinde belli belirsiz bir şaşkınlık belirdi.
"Hedefim mi? Çok açık değil mi?"
Elleriyle etraflarını saran gecekondu mahallesini ve tüm bunların üzerinde bir heybetle yükselen görkemli kaleyi işaret etti.
"Bu insanlara yardım etmeye çalışıyorum. Başka ne olabilir?"
Sunny içini çekti. Bakışlarını kaçırarak sordu:
"Hey, sana hiç kız kardeşimden bahsetmiş miydim?"
Nephis gözlerini kırpıştırdı.
"Hayır. Bu da nereden çıktı şimdi?"
Sunny hüzünlü bir gülümsemeyle karşılık verdi.
"Geçenlerde aklıma düştü, paylaşayım dedim. Bak şimdi... Biz küçükken annemle babam öldü. Kız kardeşimi evlat edindiler, bense sokaklara düştüm. Hayat benim için pek de tatlı geçmedi. Hatta tatsız ve acı olmaktan başka bir şey değildi. Ben de o çocuk aklımla, onun için de durumun aynı olduğunu hayal ettim. Bu yüzden onu bulma fikrine takıntılı hale geldim. Kafamda bir fantezi kurmuştum; onu kurtaracak, koruyacaktım. Yeniden aile olacaktık."
Sunny yüzünü ekşitti.
"Ama benim gibi beş kuruşsuz, istenmeyen bir tip birini nasıl bulabilir ki? Şehir veri tabanlarının halini biliyorsun. Çalışıyor olsalar bile bir kayda ulaşmak için vatandaş olman, hem de hatırı sayılır bir kademede olman gerekir. Yine de hedefime ulaşmak için her şeyi yapmaya hazırdım. Para biriktirmeye başladım. Bir sokak çocuğu ne kadar kazanabilir ki? Ama ben yine de elimden geldiğince biriktirdim."
Yüzüne karanlık bir ifade çöktü.
"Yiyecek ekmeğim olmasa bile, o berbat işleri yaparak kazandığım o acınası miktar krediyi kenara koyardım. Bu şekilde geçen dört beş yılın sonunda, neredeyse on yedi yaşıma geldiğimde, nihayet bir özel dedektif tutacak kadar param olmuştu."
Gülümsedi.
"Bizim gibi hiç kimseleri bazen bilgi toplamak için işe alan bir dedektif vardı. Hizmetleri ucuz değildi ama ona güveniyordum. Ya da en azından güvenmek zorundaydım. Tüm paramı o adama verdim ve kardeşimi bulmasını söyledim. Ve biliyor musun? Buldu da. Anlaşmamızdan yaklaşık bir ay sonra bana üzerinde bir adres yazan bir kağıt parçası verdi. Ben de oraya gittim."
Nephis bir an tereddüt etti, sonra kısık bir sesle sordu:
"Peki ne oldu? Kardeşinle görüştün mü?"
Sunny yüzünü ovuşturdu, gökyüzüne bir bakış fırlattı ve devam etti:
"Sayılır. Aslında onunla tramvay terminalinin yakınında karşılaştım. Ama o an onun o olduğunu anlamadım. Onu kurtarma hayalleri kuran o yüce gönüllü kahraman edalarıma rağmen, neye benzediğini bile hatırlayamıyordum. On iki yaşlarında, üzerinde tertemiz bir okul üniforması olan bir kız vardı. Benimle aynı yöne yürüyordu. Ancak adresteki eve girdiğinde onun kardeşim olduğunu idrak edebildim."
Bir süre sessiz kaldı. Sonra sesi garip bir şekilde duygudan arınmış halde devam etti:
"Hava çoktan kararmıştı. Sanırım yağmur yağıyordu. Ev çok nezih bir semtteydi. Koca evi tek başlarına kullanıyorlardı. Sadece tek bir aile o evde yaşıyordu, düşünebiliyor musun? Gerçi sen hayal edebilirsin... Her neyse, bahçesi bile vardı. Ve bir pencere... Dışarıya ışık saçan kocaman bir pencere. Onları o pencereden izlemek televizyon izlemek gibiydi."
Sunny o anın şatafatını, kendi utanç verici şaşkınlığını hatırladı ve gülümsemeye çalıştı. Ama başaramadı.
"O ışığın hemen kıyısındaki gölgelerin içinde durup ailesini izledim bir süre. Onu seven, ona iyi davranan anne babası vardı. Karnını doyuracak kadar, hatta daha fazlası gerçek yemeği vardı. Güzel kıyafetleri, pahalı ders kitapları vardı. Hatta sevimli küçük kardeşleri bile vardı. Hepsi gülümsüyor, kahkahalar atıyor, birlikte harika vakit geçiriyorlardı."
Neph ona bakıp sordu:
"Peki ne yaptın?"
Sunny hemen cevap vermedi. Bunun yerine orada öylece durup o mutlu insanları izleyişini hatırladı. Kendi çelimsiz vücuduna, kirli ve yırtık pırtık kıyafetlerine, kanlı boğumlarındaki morluklara bakışını... O tablonun içinde ne kadar da eğreti durduğunu nasıl da anladığını anımsadı.
Yıllarca kardeşini bulup onu kurtarma hayalleri kurduktan sonra, basit bir gerçekle yüzleşmişti: Kız kardeşinin ona... ona asla ihtiyacı olmamıştı. Muhtemelen varlığını bile hatırlamıyordu. Dahası, hayatına geri dönmesi ona hiçbir iyilik getirmeyecekti. Sunabileceği güzel ya da faydalı hiçbir şeyi yoktu. Sadece işleri daha da kötüleştirebilirdi.
O karanlık ve yağmurlu gecede, Sunny gölgelerin arasında öylece dururken kalbindeki bir şeyler sonsuza dek söndü. İçindeki bir parça öldü.
Bundan sonra kendini ne tür bir durumun içinde bulursa bulsun, hiçbir şey o tek bir an hissettiği karanlıkla boy ölçüşemezdi.
Uzun süre kıpırdamadan durduktan sonra yavaşça geriledi, arkasını döndü ve karanlığın içine yürüyüp gitti.
...Bundan birkaç gün sonra, Kabus Büyüsü'ne yakalandığının ilk belirtilerini göstermeye başladı.
Gerisi zaten malum.
Bu tatsız anıları üzerinden silkeleyen Sunny, umursamaz bir tavır takınarak omuz silkti.
"Hayatımda yaptığım tek fedakarlığı yaptım. Arkamı döndüm ve gittim. Nedenini biliyor musun?"
Nephis yavaşça başını salladı.
Sunny sırıttı, öfke nihayet gözlerinde kendine bir yer bulmuştu.
"Çünkü benim gibi bir aptal bile, kurtarmak istediği kişinin kurtarılmaya ihtiyacı olmadığını anlayabilmişti. Şimdi lütfen söyler misin Neph; sen onca zekan ve açık görüşlülüğünle neden aynısını yapamıyorsun?"
Kız ona dik dik baktı, yüzünde derin bir hoşnutsuzluk belirdi.
"Bu insanlara yardım etme niyetim hakkında yalan mı söylediğimi imas ediyorsun? Eğer öyleyse, yanılıyorsun."
Sunny yumruklarını sıktı. Kendine engel olamadan kelimeler ağzından döküldü.
...Hayır. Kendine karşı dürüst olması gerekirse, artık buna bir son vermek istediğini itiraf etmeliydi. Neph ile bu oyunu oynamaya devam edemeyecek kadar bitkin, yaralı ve sarsılmıştı. Her şeyi gün yüzüne çıkarma vakti gelmişti.
Belki o zaman zihni yeniden berraklaşabilirdi.
Değişen Yıldız’a ters bir bakış fırlatan Sunny tükürürcesine konuştu:
"Siktir git, Neph."
Kız gözlerini kırpıştırdı.
"Ne?"
Sunny çarpık bir şekilde gülümsedi.
"Bu saçmalıkları da al ve siktir git dedim... Azize Nephis. Herkesi kandırmış olabilirsin ama ben seni tanıyorum. Seni herkesten daha iyi tanıyorum. Bu yüzden o kurtarıcı rolünü bir saniye bile yutmuyorum."
Sunny, kızın az önceki hareketini taklit ederek etraftaki kulübeleri işaret etti.
"Bu insanlara yardım etmek mi? Güldürme beni! Onlara ne konuda yardım edeceksin? Birer cesede dönüşmelerine mi? Bu işin sonunun nereye varacağını ikimiz de biliyoruz. Cassie zaten bize söyledi. Ateş ve kan nehirleri, değil mi? Planladığın şey bu mu?"
Nephis, fildişi rengi yüzünde karanlık bir ifadeyle ona bakıyordu. Soğuk gri gözleri artık sakin değildi. Nihayet içlerinde yanan bir duygu vardı. Bu... kafa karışıklığı mıydı? Acı mı? Hayal kırıklığı mı?
Ağzını açtı, sonra tekrar kapattı. Ardından Değişen Yıldız yavaşça başını salladı.
Sonunda doğru kelimeleri bulmuş gibiydi. Doğrudan Sunny'nin gözlerinin içine bakarak çenesini hafifçe kaldırdı ve konuştu:
"Pekala. Beni yakaladın."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.