Altın Maskenin Arkasındaki Kahkaha

Kadim şatonun büyük salonuna yankılanan bir sessizlik çöktü. Kaderi tayin edecek o sözler söylenmişti artık, bu yolun dönüşü yoktu.

İster hayra alamet olsun ister şerre.

Gunlaug başını hafifçe yana eğip bir süre sessiz kaldı. Ardından, gür kahkahası kalabalığın üzerinde dalga dalga yayıldı.

"Meydan okuma hakkı mı? Ha, şu eski mesele. Bu gelenek pek bir hoşuna gidiyor bakıyorum da. Çatımın altına gireli bir yıl bile olmadı ama bu sözleri senden ikinci kez duyma şerefine erişiyorum. Hadsiz kız…"

Kısa bir es verip öne doğru eğildi. Sesi aniden soğuk, karanlık tınılarla doldu.

"Dürüst olmak gerekirse Değişen Yıldız, senin bu küstahlığından artık çok sıkıldım."

Nephis cevap veremeden Parlak Lord tahtından doğruldu. Saf altından dökülmüş bir heykel gibi kalabalığın üzerinde heybetle dikiliyordu. Ağır, kendinden emin bir adımla öne çıkıp taht platformunun basamaklarını inmeye başladı. Attığı her adımla o yılansı sesi daha da alçalıyor, kısılarak vahşi, gazap dolu bir hırıltıya dönüşüyordu.

"Oynadığın küçük oyunlar ilk başta eğlenceliydi aslında. Ama senin şu acınası kahramanlık denemelerini izledikçe midem daha çok bulandı. Bu kadar toy, kendini beğenmiş ve budala çıkabileceğine inanamadım. Beni hasta ettin. Bir daha asla yapmayacağıma dair kendime söz verdiğim şeyleri bana yaptıracak raddeye getirdin. Ah, Ölümsüz Alev'in kızından daha fazlasını beklerdim! Beni böyle hayal kırıklığına uğratmak..."

Hırıltısı büyük salonda yankılandı ve sonra aniden bıçak gibi kesildi. Bir an sonra Gunlaug başını geriye atıp neşeyle kahkahayı bastı.

"Ah, ama sonra dank etti! Ne kadar da budalaymışım. Beni öyle güzel kandırdın ki! Gerçekten takdire şayan Değişen Yıldız. Lütfen bu tebrikimi kabul et! Gerçek yüzünü gördükten sonra o sergilediğin performansları izlemek büyük bir sevinç kaynağı oldu benim için."

Basamakları bitirip taht odasının mermer zeminine ayak bastı. Şato sakinlerinden oluşan kalabalık önünde ikiye ayrıldı; insanlar altın zırhın o ezici baskısından mümkün olduğunca uzaklaşmak için aceleyle geriledi.

Parlak Lord içini çekti.

"Tüm bunların şimdi sona ermek zorunda olması ne üzücü. Görüyorsun ya… Çabalarını takdir etmekten kendimi alamasam da günün sonunda sen de diğer budalalardan farksız çıktın."

Effie'ye alaycı bir bakış fırlatarak konuştu:

"Meydan okumak mı? Böyle bir şey talep etmek sana düşmez sanırım. Sonuçta suçlanan kişi sen değilsin. Birinin meyd okuma hakkını çağırması gerekiyorsa, o kişi Effie'nin kendisi olmalı. Öyle değil mi?"

Nephis, üzerindeki zihinsel baskının saldırısına karşı durmaya çalışarak dişlerini sıktı. Parlak Lord'un yüzündeki cilalı aynadan gözlerini kaçırmayı reddederek cevap verdi:

"...Tıpkı müritlerinden birinin söylediği gibi. İnsanlarımın eylemlerinden ben sorumluyum. İşledikleri her suç… benim suçumdur."

Gunlaug ona baktı, ifadesi gizliydi. Neph'in solgun yüzü adamın maskesine yansıyor, acımasız gri gözlerle kendisine geri bakıyordu. Bir süre sonra konuştu:

"Mantıklı bir yaklaşım. O halde kime meydan okuyacaksın?"

Kız bir an duraksadı, sonra kararlı bir sesle konuştu:

"Suçlu kararı her kimin ağzından çıktıysa ona."

Parlak Lord kıkırdadı.

"Öyle mi? Ama aynı mantıkla... o kişi ben oluyorum."

Kız karanlık bir tebessümle ona dik dik baktı, gözlerinde beyaz alevler dans ediyordu.

"O zaman meydan okuduğum kişi sensin!"

Sözleri büyük salonda çınladı, orada toplanan yüzlerce insanı derin bir şoka soktu.

'Demek vakit geldi.'

Sunny şaşkın kalabalığa baktı, zihninde onları iki gruba ayırıyordu: Tehdit oluşturacaklar ve oluşturmayacaklar.

Nephis ile Gunlaug arasındaki dövüş nasıl biterse bitsin, Karanlık Şehir'de yaşayan bu küçük insan topluluğu tam bir kaosa sürüklenecekti. Değişen Yıldız öldürülürse, takipçileri onu bir azize ilan edip çıldırırdı. Ev Sahibi de onların peşini bırakmazdı elbette. Eğer Parlak Lord düşerse…

Gunlaug ne kadar piç olursa olsun, burayı bir arada tutan harçtı. Bir tiranın dayattığı o zayıf düzen -ne kadar tüyler ürpertici olursa olsun- ortadan kalkarsa işler çok hızlı bir şekilde çirkinleşirdi. O zaman Kâbus Yaratıklarının insanları yeryüzünden silmesini kim engelleyecekti?

Her halükarda bir katliam yaşanacaktı.

Ama artık bu meseleleri dert etmekten vazgeçmişti. Yaklaşan kargaşada Sunny'nin hedefleri son derece basitti.

Hayatta kal. Nephis'i koru. Karanlık Şehir'in yeni tiranı olmasını sağla.

...Böylece hayatta kalan birkaç şanslı kişi için gerçekliğe giden yolu açabilsin. Tabii tam da burada, şimdi ölmezse.

Büyük salonu kaplayan sessizlikte Parlak Lord kahkaha atıp başını yana eğdi, altın maskesinin arkasından Değişen Yıldız'a baktı. Ardından konuştu:

"Cürete bak! Bana meydan okuma cesaretini nereden buluyorsun merak ediyorum. Biliyorsun, beni öldürmeye çalışan çok oldu. Hatta küçük bir hobim var, kafataslarını topluyorum. Düşündüm de o güzel başın koleksiyonuma çok iyi yakışır."

Aniden elini kaldırıp alnını işaret etti:

"Bana… bana sakın tüm bunların İlk Lord'un cesedinden aşırdığın o küçük oyuncak yüzünden olduğunu söyleme! Olamaz! Bu korkunç olurdu. Tek bir güçlü Hafıza'nın beni yenmeye yeteceğini sanmadın herhalde?"

Nephis bir süre Gunlaug'a dik dik bakarak bekledi. Sonra gayet sakin bir tonla konuştu:

"Senin gibi bir solucanı yenmek için çıplak ellerim bile yeter. Hafıza sadece süreci hızlandırmak için."

Gunlaug bir an ona baktı, ardından kıkırdadı.

"Harika! Bu gerçekten harika! Ne azim ama! Seni kırmaktan gerçekten büyük zevk alacağım Değişen Yıldız. İşler bittiğinde..."

Omuzlarını esnetti. Sesi, salonda toplanan yüzlerce insanın yüreğine ürperti saldı:

"Peki öyleyse. Meydan okumanı kabul ediyorum."

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.