Kül Kalesi, göğe uzanan tuhaf ve heybetli bir yapıydı. Yanardağın ana bacasının tam üzerine inşa edilmişti ve sanki havada asılı duruyormuş gibi görünüyordu. İlk bakışta, bu muazzam ağırlığı taşıyan tek şeyin dipten yükselen duman sütunları olduğu sanılabilirdi; ancak Sunny daha yakından baktığında, kraterin karanlık kayalarına dişlerini geçiren devasa zincirleri fark etti. Zincirler kalın bir kurum tabakasıyla kaplanmıştı.
Kale uçurumun tam üzerinde asılıydı; dumanla dolup taşan o boşluk, kaleye bir hendek görevi görüyordu.
Böyle bir yapının savunma değeriyse en hafif tabiriyle tartışılırdı. Elbette, geniş uçurumu aşmanın bir yolunu bulamayan her saldırgan yanardağın ateşli derinliklerine gömülürdü; ama aynı zamanda savunmacılar da kaleyi havada tutan zincirlerin demir yerlerini düşmanın yok etmesini engellemekte epey zorlanırlı.
Gölge duyusunu dipsiz bacanın derinliklerine doğru genişleten Sunny, kaleyi duvarlara sabitleyen daha fazla zincirin aşağılarda olduğunu hissetti. Kararmış kalenin temelini oluşturan obsidyen plakanın içine inşa edilmiş bir tür mekanizma var gibiydi; ancak bu düzenek artık bozulmuş ve harabeye dönmüştü.
Acaba bu kale bir zamanlar yanardağın derinliklerine inip çıkabiliyor muydu?
Öyle olsa bile şimdi olduğu yere çakılıp kalmıştı, kendi ağırlığını bile ucu ucuna taşıyordu.
Sunny, altlarındaki dumanın içine tüm yapının çöktüğünü hayal etti. Bu biraz zahmetli olurdu... ama çok da değil. Nihayetinde her an uçup gidebilirdi.
Kalenin asma köprüsü yukarı çekilmişti, bu yüzden Sunny kuzgun karası iki kanat tezahür ettirip Slayer'a elini uzattı. Genç kadın ona buz gibi bir bakış atarken Kai gülümsedi.
Görüyorum ki tam bir beyefendisin...
Slayer elini tuttuğu anda Sunny kaslarını gerip onu havaya fırlattı. Çevik gölge, bir mermi gibi uçurumu aşıp dumanların arasında kayboldu. Birkaç saniye sonra kalenin çökmekte olan kulelerinden birine iniş yaptı, dengesini bulmak için kendi etrafında döndü ve zarif bir hareketle yayını çağırdı.
Eteği havalandı ve kumaşın ucu pürüzsüz abanoz rengi uyluğuna tekrar değene dek siyah yayın kirişine bir ok çoktan yerleştirilmişti.
Kai tüm bu olanları sessizlik içinde izledi. Sunny duman yüzünden kör olmuştu ama gölgeleri hissedebiliyordu; oysa cazibeli okçu her şeyi gayet net görebiliyordu.
Kai içini çekti.
Boş ver.
Sunny sırıttı.
Ne yani, onu sırtımda taşıyacağımı mı sandın? Sağ ol, almayayım. Üzerime en son çıktığında yaşadıklarımız unutulacak gibi değildi.
Bir an duraksadı, sonra kasvetli bir tonla ekledi:
Yani kanatlarımı kopardı, beni boğdu ve kafatasıma neredeyse bir bıçak saplıyordu.
Kai birkaç kez gözlerini kırpıştırdı.
Gerçekten mi?
Sunny başıyla onaylayınca ona sitem dolu bir bakış fırlattı.
Biliyor musun... Onu sırtımda bulut denizinin ötesine taşımadan önce böyle bir şeyi bilmem iyi olurdu.
Sunny sırıttı.
Seni uyarmak aklımdan geçti aslında. Ama seni öldürmeye çalışmayacağından emindim... yani, sayılır. Makul derecede emindim diyebiliriz. Seni öldürmeyeceğine dair içimde bir his vardı işte.
Bunu dedikten sonra uçuruma atladı, kanatlarını açtı ve ısınmış hava akımlarının kendisini Kül Kalesi'nin dipsiz hendeğinden karşıya geçirmesine izin verdi. Kai de birkaç saniye sonra sessiz bir iç çekişle onu takip etti.
İçeride onları bekleyen tehlikeli bir şey olsaydı, Slayer onu çoktan oklarıyla delik deşik etmiş olurdu. Bu yüzden ikisi de kalenin geniş avlusunun çatlak zeminine sakince indiler ve ardından yıkılmaya yüz tutmuş ana kuleye doğru yürüdüler.
Slayer yayının ince bir zincir kolçağa dönüşmesine izin verdi, sonra öldürücü bir zarafetle kuleden aşağı tırmandı. Bir destek noktasından diğerine dalar gibi iniyor, tutunacak yer bulamadığında kısa kılıçlarını aşınmış taşların arasına saplıyordu; bir an sonra yere ulaşıp onlara katıldı.
Ana kuleye girdiklerinde Sunny şaşkın bir ifadeyle etrafına bakındı.
Bak sen.
Dışarıdan kaleye benzeyen bu şey, aslında sadece kaba bir maketti. İçeride gerçekten hiçbir şey yoktu; katlar, odalar ya da karmaşık koridor ve merdiven labirentleri hak getire. Bunun yerine sadece uçsuz bucaksız boş bir alan vardı, zemin ise köşelerde dağ gibi yığılmış küllerle kaplıydı.
Görünüşe göre Ariel'in detaylara olan tutkusunun bile bir sınırı vardı.
Mantıklı aslında.
Nihayetinde bu kalede bir zamanlar yaşayan Kül Tiranları insan değildi. Boyutları da büyük ölçüde değişiyor olmalıydı; ana kulenin devasa kapısı, bazılarının gerçekten muazzam büyüklükte olduğunun ipucunu veriyordu.
Küllerin altında bir şey görüyor musun?
Sunny tam olarak ne bulmak istediğini bilmiyordu ama Ariel, onun oyunu ve Yeşim Kraliçe hakkında bazı ipuçları keşfetmeyi umuyordu.
Kai yavaşça başını iki yana salladı.
Heryer harabe içinde. Ama merkezde bir tür kaide var.
Birbirlerine baktılar, sonra boş kulenin kalbine doğru ilerlediler.
Kalenin zemini orada büyük, dairesel bir çukura açılıyordu. Dumanlar bu açıklıktan pürüzlü bir sütun gibi yükseliyor, Kül Kalesi'nin çatısındaki benzer bir delikten dışarı süzülüyordu.
Çukurun hemen önünde ise mihrabı andıran, yüzeyi küllerle kaplı, kararmış taştan bir kaide duruyordu.
Yaklaşan Sunny birkaç saniye tereddüt etti, sonra külleri eliyle süpürdü. Avucunun altında gizlenmiş iki küçük şekil hissetti; küllerin geri kalanını da temizleyince Sunny onlardan birini eline aldı ve ifadesizce inceledi.
Avucunda, kusursuz beyaz yeşimden yontulmuş hayvani bir biblo duruyordu.
Bu bir Kar Canavarı figürüydü.
İki tane...
Tahtada on dört Kar figüründen on ikisi kalmıştı; bu da Kül Diyarı oyuncusunun iki tanesini, yani iki canavarı katletmeyi başardığı anlamına geliyordu.
Ve burada, bir mihrabın üzerinde iki Kar Canavarı figürü duruyordu.
Bu... bir tesadüf olamazdı.
Sence bu figürler neden burada?
Kai'nin sorusu Sunny'nin kaşlarını çatmasına neden oldu.
Birkaç saniye sessiz kaldı, sonra omuz silkti.
Tam olarak emin değilim.
Sonra aniden bir şeyi hatırladı... Kuzgunyürek yanardağının derinliklerinde yatan kadim kemikleri.
Bir anlık dürtüyle ağırlığını diğer ayağına verdi ve Kar Canavarı figürünü çukura fırlattı.
Figür, arkasında iz bırakmadan dumanların içinde kayboldu.
Düzinece saniye sessizlik içinde geçti ve sonra...
Sunny aniden başka bir yerdeydi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.