Ebedi Makine

Saray, tekinsiz ve konukseverlikten uzak bir yerdi. Pürüzsüz metal koridorlar sonu gelmez bir labirent gibi uzanıyor, etrafı sadece yıkım, kapkara mantar tabakaları ve havada uçuşan sporlar kaplıyordu. Gecegezen, bu karmaşık labirentte kendinden oldukça emin adımlarla ilerliyordu ilerlemesine ama yönleri sanki rastgele seçiyor gibiydi.

Kimi zaman yukarı tırmanıyor, kimi zaman aşağı iniyorlardı. Bazı koridorlar dik bir eğimle yükseliyor, bazılarıysa dipsiz kuyulara açılıyordu. Yer yer ne olduğu anlaşılmayan enkaz yığınlarıyla tıkalı geçitlerden geçerken, kimi zaman da bomboş koridorlarda adımları yankılanıyordu.

Sarayın derinliklerine indikçe, buranın bir iblisin yaşam alanı olduğuna dair Sunny’nin zihnindeki inanç giderek zayıfladı. Sağa sola saçılmış o tanımsız enkaz parçaları belki zamanında birer eşyaydı, fakat daha çok gizemli bir makinenin kırık dökük parçalarını andırıyordu. Sıradan bir yaşamın izlerini taşıyan tek bir alan bile yoktu. Mimarisi... akıl alır gibi değildi.

Devasa, ölü bir canavarın metal bağırsaklarında dolaşıyorlarmış hissi uyandırıyordu.

Sunny daha önce iblislere ait birkaç müstahkem kaleyi gezmişti. Hepsi insanı andıran ama tam da insan olmayan bir tür için inşa edilmişçesine tuhaf detaylar barındırırdı. İnsanların arasında yaşayıp onlara imtiyaz tanıyan ustasının eseri olan Umut Kulesi hariç tabii. Abanoz Kule, Yeşim Saray, Ayna Kale ve Gece Bahçesi’nin hepsi bu ortak hissi taşıyordu.

Ebedi Şehir’in Sarayı ise bambaşkaydı. Bir evden ziyade karmaşık bir mekanizmayı andırıyordu.

Belki de gerçekten öyleydi.

Neticesinde Ebedi Şehir, özünde devasa bir uzay istasyonundan ibaretti. Boşlukta var olmak üzere tasarlanmıştı; dolayısıyla kalbinde büyüsel bir motorun bulunması gayet mantıklıydı.

Sunny, Ebedi Şehir yıldızların arasında süzülürken bu Sarayın nasıl göründüğünü zihninde canlandırabiliyordu. Gümüşi bir ışıkla parıldıyor olmalıydı; bu koridorlardan yıldız alevlerinin ve ruh özünün güçlü nehirleri akıyordu belki de...

Ama Saray artık karanlık ve cansızdı.

Yine de... bu durum büyüsel gücünün tamamen yok olduğu anlamına gelmiyordu.

"Dışarıda neler oluyor?" Gecegezen’in sesi biraz kasvetli çıkmıştı. Sunny bir an tereddüt etti, ardından derin bir nefes alıp ciğerlerini dolduran havayla cevap verdi.

"Hortlaklar gölgelerimi geriye püskürtüyor. Jet, Uçan Hollandalı ve onu ele geçiren şeyle dövüşüyor. Ha, bu arada... Uçan Hollandalı meğer Kanakht’ın Ruhuymuş. Nephis ise Kanakht’ın Deliliği ile kapışıyor."

Gecegezen sessizce ona baktı. Bu sessizlik karşısında Sunny bir ayrıntı daha ekleme gereği duydu:

"Naeve hâlâ tek parça."

Rehberi başını çevirip hafifçe hırladı. "Güzel... Her şey kontrol altında görünüyor."

Sunny içini çekip başını iki yana salladı.

"Öyle mi dersin? Yani... şimdilik öyle sayılır. Ne yazık ki henüz gelmeyen bir konuk var."

Gölge Lejyonu hortlakları tutuyor, Jet Kanakht’ın Ruhunu dizginliyor, Nephis ise Deliliği oyalıyordu. Üç savaş da pamuk ipliğine bağlıydı, hassas bir dengede duruyordu... Ama bu idare edilebilirdi.

Asıl felaket olan, onlar burada ilerlerken Kanakht’ın Eti’nin evrimini sürdürüyor oluşuyordu. Bir kez Titana dönüştüğünde, bu kırılgan denge anında yerle bir olacaktı.

Kanakht’ın parçalarının bir şekilde birleşme ihtimali ise cabasıydı.

Böyle bir şey gerçekleşirse tam bir felaket kopardı. Beden, Ruh, Zihin ve Tın. Sunny’nin bildiği canlı bir varlığı oluşturan tüm parçalar bunlardı; sonuncusu hariç: Gölge.

Kanakht’ın Eti, Kanakht’ın Ruhu ve Kanakht’ın Deliliği ilk üçünü oluşturuyordu. Dördüncü parça, yani Tın, Kanakht’ın Kalbi biçiminde Jet’in yanındaydı. O İblisin bir parçası Sis Bıçağı ile mühürlenmiş, bir kısmı ise Jet’in parçalanmış ruh çekirdeğiyle kaynaşmıştı.

Kanakht’ın Gölgesi eksikti ama zaten var olması da beklenemezdi. Sonuçta Kanakht, Gölge Tanrı tarafından lanetlenmişti. Bir insanın gölgesi onun ölümü demekti... Ölümsüz bir varlığın gölgesi olabilir miydi ki?

Eurys’in bir gölgesi vardı elbette ama o da kof ve cansız bir şey gibi hissettiriyordu. Canlı bir varlığın değil de sanki bir nesnenin gölgesi gibiydi.

Kanakht’ın diğer parçaları birleşirse ne olacaktı? O kadim mahluk yeniden mi doğacaktı?

Bu hiç ama hiç iyi olmazdı.

Sunny, evrimini tamamladıktan sonra Kanakht’ın Eti ile nasıl başa çıkacağını bile bilmiyorken, o ölümsüz piçin tamamıyla yüzleşmeyi düşünmek bile istemiyordu. Bu yüzden Kanakht’ın hiçbir parçasının birbirine yaklaşmasına izin vermemek en mantıklısıydı.

"Biraz komik, değil mi?" Gecegezen kaşını kaldırdı.

"Komik olan ne?"

Sunny omuz silkti.

"Buraya tersaneyi, Fırtına Tanrısı’nın soyunu, o gizemli iblisin bıraktığı izleri... ve tabii ki biraz da ganimet bulmak için geldik. Ebedi Şehir’de kazanılacak çok şey var. Ama buraya ulaşan diğer iki güç, sırf hazineyi koruyan canavarlar için geldi."

Uçan Hollandalı’nın kaptanı da Kanakht’ın Deliliği de Sunny’nin peşinde olduğu şeyleri zerre umursamıyordu. Tek umursadıkları Kanakht’ın Etiydi; Ebedi Şehir’e doğru o ölümcül yarışa girmelerinin tek sebebi de buydu.

Vakit daralıyordu.

"Hedefimize ne kadar kaldı?"

Gecegezen bir an duraksadı.

"Geldik."

Sunny ne olduğunu kavrayamadan devasa bir salona adım attılar. Daha önce geçtikleri hiçbir yol ayrımına benzemiyordu; dairesel bir biçime ve görkemli boyutlara sahipti. Salonun büyük kısmını derin bir çukur kaplıyordu. Çukurun etrafı, vahşice yırtılmış metal bir plakanın devasa parçalarıyla çevriliydi... Tıpkı kapağı kırılmış bir kâse gibi.

Ya da mührü kırılmış bir hapishane.

Salon, sarayın geri kalanı gibi karanlık ve boştu. Mantar tabakası burada çok daha kalındı ve yerin hemen üzerinde gri sis dalgaları süzülüyordu.

Gecegezen tam sise doğru bir adım atacaktı ki Sunny yakasından tutup onu geriye çekti.

"Yaşamak istiyorsan o sise dokunma."

Gecegezen kaşlarını çattı. "Neden? Ne var o siste?"

Sunny etrafa bakındı, uzaklara dalmış bir ses tonuyla cevap verdi:

"Hiçbir şey."

Gecegezen’in kafa karışıklığını görmezden gelerek Sarayın kalbini karanlık bir ifadeyle inceledi.

En sonunda yüzünde soluk bir gülümseme belirdi.

"Sanırım Kanakht’ın Eti’nin kilitli tutulduğu kafesi bulduk."

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.