Rio, gece yarısı partisinin ilk gününün ardından yine Miharu ile birlikte Satsuki-san'ın odasında kalmıştı. Ertesi sabah, dünün yorgunluğuyla biraz geç uyandılar ve acele etmeden, keyifle kahvaltılarını yaptılar.
Öğleden sonra olduğunda ise kahvaltıyı geç yaptıkları için, öğle yemeğini de biraz gecikmeli olarak yemeye karar verdiler.
"Hmm, dünün yorgunluğu hâlâ üzerimde sanki. Hayatımda ilk defa bu kadar çok insanla aynı anda konuştum, muhtemelen fark ettiğimden çok daha fazla yorulmuşum. Siz ikiniz nasılsınız?"
Satsuki ellerini yukarı doğru uzatıp hafifçe gerindi, ardından Rio ve Miharu'ya döndü.
"Ben iyiyim."
Rio, yüzünde en ufak bir yorgunluk belirtisi olmadan, canlı bir şekilde başını sallar. Diğer yandan—
"Ben de iyiyim," dese de Miharu'nun yüzü hâlâ biraz solgun ve yorgun görünüyordu.
"Kendini zorlama sakın. Centostella Krallığı'nın Kahraman'ı her an gelebilir ama gelenin Takahisa-kun olup olmadığını henüz bilmiyoruz. En azından durum netleşene kadar burada tembellik edip dinlenelim. Ah, tembellik deyip geçmeyelim, Haruto-kun'un evine tekrar gitmeyi çok isterim!"
Satsuki, Miharu'nun hâlâ yorgun olduğunu fark edince havayı yumuşatmak için şakacı bir tonla konuştu.
"Sık sık dışarı sızmak başımızı ağrıtabilir ama ilk fırsatta sizi tekrar ağırlamak isterim."
Rio hafifçe kıkırdayarak Satsuki'yi onayladı. Miharu da bu teklife neşeyle gülümsedi. Yorgunluğu yüzünden okunsa da şu anlık rahatlamış görünüyordu.
Ancak bu huzurlu an uzun sürmedi. Odanın kapısı çalındı ve Satsuki ile diğerlerinin kaldığı yere bir ziyaretçinin geldiği haber verildi.
"Evet, kim var orada? Kapı açık, gelebilirsiniz."
Satsuki, yemek masasından kalkmadan kapıya doğru seslendi. Hemen ardından kapı klik sesiyle açıldı ve haberci olan kadın Şövalye içeri girdi.
"Affedersiniz. Centostella Krallığı'nın Kahraman'ı, Takahisa Sendou-sama teşrif ettiler. Kendisi sizinle bir an önce görüşmek istediğini belirterek kabul odasında beklemeye koyuldu. Kendisine eşlik etmeniz mümkün müdür?"
Kadın Şövalye, Centostella Krallığı'nın Kahraman'ı olan Takahisa Sendou'nun saraya ulaştığını bildirdi.
Yaklaşık on dakika sonra. Satsuki ve Miharu, yanlarında Rio ile birlikte aceleyle Takahisa'nın beklediği kabul odasına doğru yöneldiler. Kapıda nöbet tutan askerler onları görünce kapıyı açtı.
"Affedersiniz."
Satsuki önden içeri girdi, Miharu ve Rio ise onu takip etti. Odanın içinde, Galarc Krallığı tarafını temsilen Francois ve Charlotte alt taraftaki koltuklarda oturuyordu. Başköşede ise siyah saçlı Japon bir genç ile göz alıcı, uzun sarışın saçları olan güzel bir kız yan yana oturmaktaydı. Genç ile kızın arkasında ise üç kadın Şövalye hazır bekliyordu. Şövalyelerin arasında henüz onlu yaşlarının başında görünen minyon bir kız da vardı. Kız, Rio ve yanındakileri görünce şaşkınlıkla gözlerini hafifçe açtı. Fakat o sırada—
"Satsuki-san! Ve...!"
Siyah saçlı Japon genç, Satsuki'yi görür görmez büyük bir heyecanla ayağa kalktı. Ardından Satsuki'nin arkasındaki Miharu'yu fark ettiğinde, yüzünde tarif edilemez bir duygu yoğunluğu belirdi.
"İyi görünüyorsun, Takahisa-kun."
Satsuki hafifçe gülümseyerek siyah saçlı Japon gence seslendi.
"E-Evet! Ah, çok şükür. Seni görebildiğime çok sevindim! Sizinle buluşmayı o kadar çok istiyordum ki!"
Takahisa heyecanla başını sallar. Yerinde duramayarak hemen onlara doğru yürümeye başladı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.