Böylece Rio, bir süre boyunca Ruri'nin bitmek bilmeyen soru yağmuruna maruz kaldı.
Rio’nun geçmişini Ruri’ye anlatmasının üzerinden birkaç gün geçmişti.
Güz hasadı şenliklerinin sona ermesiyle birlikte köy, kış öncesindeki durgun döneme girmişti. Köylüler şu sıralar kışı içeride geçirmek için hazırlık yapıyor, bir yandan da gelecek yılın ekim işleri için ön hazırlıklara girişiyordu.
Ancak bir avcı için bu, yılın en yoğun mevsimi demekti.
Rio normalde öğleden sonraları tarlalardaki işlere yardım ederdi ama köye döndüğünden beri her gününü hava kararana dek avlanarak geçiriyor, kışlık erzak yapılmak üzere av eti topluyordu. Haliyle avcı olmayan köylülerle teması iyice azalmış, son zamanlarda Yuba ve Ruri’den başkasını neredeyse göremez olmuştu.
“Hey Rio. Köye döndüğünden beri Sayo’yu hiç gördün mü?”
Bir sabah, Rio avcı kulübesinde ava çıkmak için hazırlandığı sırada Shin yanına yaklaştı.
“Hayır. Av işleriyle meşguldüm, o yüzden onu görme fırsatım olmadı...”
“Sayo son zamanlarda sürekli seni sorup duruyor. Av işleri yüzünden çok mu meşgul, sağlığı yerinde mi diye... Sinir bozucu olmaya başladı, git de bir kez olsun görün kıza,” dedi Shin, hafif sert bir tavırla.
Rio, durumu anladığını belli eden mahcup bir ifadeyle, “Özür dilerim, onu endişelendirmişim gibi görünüyor. Ben de diğerlerine düzgünce bir selam vermek istiyordum zaten. Bugün ya da yarın mutlaka vakit ayırıp yanına uğrayacağım,” diye cevap verdi.
“...Öyle yapsan iyi olur.” Shin’in yüzü karmaşık bir ifadeyle gölgelendi ve kısa bir kafa selamı verip uzaklaştı.
Ertesi gün öğleden sonra Rio, sabahki avını erken bitirip dağdan inmek için Dola’dan izin aldı. İnsanların yoğunlukta olduğu yerlere uğrayarak herkese kısa selamlar verdi. Birkaç çalışma alanına uğradıktan sonra son durağı, köyün genç kızlarının toplandığı atölye oldu.
“A, Rio? Hayırdır?” Rio’nun geldiğini ilk fark eden Ruri oldu ve hemen yanına koştu.
“Selam Ruri. Köye döndüğümden beri kimseye doğru dürüst selam vermemiştim, henüz görmediğim kişilere bir görüneyim dedim.”
“Anladım. Haklısın, sen yokken herkes çok endişelendi... Bir dakika, ne oluyor? Neden öyle bakıyorsunuz?”
Rio ve Ruri rahatça sohbet ederken, odadaki tüm kızlar şaşkınlık dolu ifadelerle onları izliyordu. Ruri bu bakışları fark edince afalladı.
“Üslubun!” dedi kızlar hep bir ağızdan.
“Üslubum mu?” Ruri başını yana eğerken, Rio bir şeylerin farkına varıp burukça gülümsedi.
“Lord Rio’ya karşı üslubun! Neden onunla bu kadar senli benli konuşuyorsun Ruri?!” Kızlardan biri bu noktaya parmak basınca, Ruri sonunda durumu kavradı.
“Ha? Şey, o şundan dolayı...”
“Bu ne demek oluyor Ruri?” Doğal olarak kızların hepsi bir anda Ruri’nin tepesine çöktü.
“Hayır, ııı...” Ruri’nin gözleri çaresizce etrafta dolandı, yardım istemek için yanındaki Rio’ya dikildi. Ancak Rio, istifini bozmadan bir adım geri çekilerek olayla alakası olmayan masum bir izleyici rolüne büründü.
Rio!! Ruri ona sitem dolu gözlerle bakıyordu.
Sorguya çekilen sensin Ruri. Şimdi araya girersem işler daha da sarpa sarar.
Öyle olabilir ama yine de!
Gözleriyle adeta böyle bir diyalog kuruyorlardı ancak kızların gözünde bu durum her şeyi daha da şüpheli kılıyordu. Üzerlerindeki sessiz baskı her geçen dakika artıyordu.
Kızların delici bakışları üzerine odaklanınca Ruri’nin sırtından aşağı soğuk terler boşaldı.
“Ş-Şey, aynı evde yaşıyoruz ya, sürekli o resmi dille konuşması yorucu geliyordu. Ben de bırakmasını istedim. Önemli bir şey değil yani.” Ruri, uygun bir yalanla soruyu geçiştirdi. Kuzen olduklarını onlara söyleyemezdi.
“............” Kızlar birbirine baktı. İnanılmayacak bir sebep değildi ama yine de havada asılı kalan şüpheli bir şeyler vardı; kadınsı sezgileri onlara bunu fısıldıyordu.
“Ruri... bana epey zaman önce konuşma tarzımı değiştirmemi söylemişti ama bu kadar tuhaf mı kaçıyor? Henüz pek alışamadım sanırım...” Rio, tam zamanında araya girip endişeli bir tavırla kızlara sordu.
“Hayır, tuhaf değil...”
Kızlar, Ruri’ye yaptıkları gibi Rio’yu sıkıştıramadıkları için gönülsüzce başlarını salladılar. Konu şimdilik kapandığı için Ruri derin bir rahatlama ile içini çekti.
Hıh, benim neler çektiğimden haberi bile yok...
Rio’nun dudak kenarının keyifle kıvrıldığını gören Ruri dudak büktü ama Rio hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi kızlarla konuşmaya başladı. Aniden köyden ayrılıp onları endişelendirdiği için özür diledi, gönüllerini aldı.
“Seni de endişelendirmişim Sayo. Shin’den duydum.”
“A-Abimden mi? Ş-Şey, garip bir şey söyledi mi?”
“Hayır, pek sayılmaz...”
“Öyle mi... İyi o zaman. Peki, şey, Ruri’yle...” Sayo rahatlamış görünüyordu, sonra mırıldanarak bir soruya yeltendi.
“Evet, ne oldu?”
“H-Hiç, önemli değil...” Rio başını yana eğince, genç kız ürkekçe sözlerini geri çekti.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.