Üçüncü Bölüm: Bu ikisi yakında çok büyük işler başaracak, tamam mı? Ciddiyim bak.
"Ya, görüşmeyeli uzun zaman oldu Tomoya-kun... Ve tabii, Kashiwagi Eri-sensei."
Ve birkaç saat sonra.
"Bu da ne demek oluyor şimdi..."
"Asıl o benim repliğim olmalıydı bence."
Kasım ayı gelince, saat beşi geçer geçmez etraf bir anda alacakaranlığa gömülüveriyor.
Böyle bir akşamüstünde, yazdan beri ilk kez görüşmemizin sevincini paylaşıyoruz...
—Neden Izumi-chan değil de sen geliyorsun be adam... Iori!
...Gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildi.
Burası bizim evin oldukça yakınında, bir zamanlar gittiğim Shimamura Ortaokulu'nun hemen bitişiğindeki küçük bir park.
Ve yazın, üç yıl aradan sonra dönen kouhai kızla yeniden buluşmanın sevincini yaşadığımız yer.
"Neden mi... Ee, Tomoya-kun'dan davet geldiği için herhalde, başka ne olacak?"
"Izumi-chan'a ne yaptın?! Ben seni çağırmadım!"
"İyi de dostum, bizim grubun e-posta adresine mesaj atmışsın ya?"
"Ama mailin başına 'Hashima Izumi-sama'nın dikkatine' diye yazdım!"
"Site yöneticisi olarak ona ilk göz atan kişinin ben olacağım çok açık değil mi?"
"Ne dedin? Senin grubun hayranlardan gelen mailleri yaratıcıya iletmiyor mu?! Spam, küfür, taciz veya sosyal medya oyunları için çizim başına sekiz bin yen gibi dalga geçer gibi bir fiyat teklifi falan olmadığı sürece, o maili şahsa iletmek bir doujin grubu temsilcisinin haysiyeti değil midir!"
"Bir dakika, bir dakika Tomoya."
"Yok, konu o değil... Neyse, boş ver."
Benim ve Eriri'nin önünde, zerre pişmanlık duymadan sırıtan bu tipin adı Hashima Iori.
'Rouge en rouge' grubunun temsilcisi. Eski sınıf arkadaşım, şimdinin doujin yancısı.
Benden daha uzun, benden daha ağzı laf yapan ve benden bir tık daha yakışıklı.
Kabarık saçları, göz altındaki beni falan derken her yeri resmen kurnazlık akıyor; kesinlikle benimle aynı seviye bir otaku olduğuna inanamayacağınız türden bir riajuu piçi.
...Ve asıl konuşmak istediğim kişi olan Izumi-chan'ın abisi.
Olay yaklaşık üç ay öncesine dayanıyor.
Ben, daha doğrusu biz; üç yıl önce Nagoya'ya taşınan ve yollarımızın ayrılması gereken bir kouhai kızla yeniden karşılaştık.
Adı Hashima Izumi.
Benden üç yaş küçük, bana çok düşkün ve benim etkimle otaku dünyasına adım atmış biri.
Şimdilerde ise çiçeği burnunda bir doujin çizeri olarak kendi halinde bir şeyler üretmeye başlamıştı.
Yaz Comiket'inde onun doujinshi'sine denk gelmiş, içindeki o gizli yeteneği görünce hayrete düşmüş, ürkmüş ve büyülenmiştim...
Bu yüzden, onun grubunu ve eserlerini biraz olsun daha fazla insanın tanımasını istediğim için o şaheserin reklamını yapmak adına canla başla uğraştım.
Fakat bu sevinç dolu, tatlı ve heyecanlı şanlı günlerin hemen arkasında, kapkara ve mide bulandırıcı bir transfer operasyonunun döndüğünü bilenlerin sayısı azdır.
Izumi-chan'ın abisi olan ve onunla birlikte üç yıl sonra buraya dönen Hashima Iori, eski bağlantılarını, hırslarını ve insanları parmağında oynatma yeteneğini kullanarak kaşla göz arasında devasa 'rouge en rouge' grubunu ele geçirmişti.
Iori'nin amacı, 'rouge en rouge'un ilk doujin oyununu geliştirmek ve yeni ana çizer olarak Kashiwagi Eri'yi, yani Eriri'yi kadroya katmaktı.
Evet, bu durum resmen bizim 'blessing software' ile aynı doğrultuda ilerlemek, hatta ölçek olarak bizden kat kat üstün oldukları için bizi ezip geçmek demekti...
"Neyse, maile bakılırsa 'rouge en rouge'un kış Comiket'i için hazırladığı yeni oyunun demo sürümünü hemen oynamışsın. Teşekkürler Tomoya-kun."
"Iori... Seni gidi..."
O zamanlar, Eriri'nin reddetmesiyle Iori'nin hırslarının söndüğünü sanmıştım.
"Valla beklediğimden çok daha büyük bir yankı uyandırdı... Demonun indirilme sayısı şimdiden on bini geçti, bir anlığına da olsa gerçek zamanlı arama trendlerine de girdi. En azından başlangıç için işler yolunda diyebiliriz, değil mi?"
Ancak o karanlık ateş, kış Comiket'ine ramak kala, aniden devasa ve soğuk bir alev sütunu halinde yeniden yükseldi.
Üstelik kendi kız kardeşini yeni bir kurban... yani ana çizer koltuğuna oturtarak.
"Aslında bu devirde gizem ve efsane temalı bir macera oyunu tutar mı diye biraz endişeliydim ama... Görünüşe göre dram, aksiyon ve moe unsurlarını bolca barındıran o klasik türler, her çağda etkisini koruyor, ha?"
'Sonsuzluk ve Salisenin Evanjeli'
Tuhaf bir kaderin oyuncağı olmuş, defalarca reenkarne olup birbirine aşık olan;
Defalarca birbirinden koparılan bir erkekle kadının aşk, savaş, yaşam ve ölüm hikayesi...
İşte bu, Iori'nin yapımcılığını üstlendiği ilk doujin oyununun özetiydi.
"...Niyetin ne senin?"
"Yazın da söylemiştim ya. Bu bir düello, diye."
"Öyle olsa bile, bu kadar bariz bir şekilde saldırmana gerek yoktu!"
"O kadar bariz mi gerçekten?"
"Bunun bir tesadüf olduğuna inanmamı bekleme... Bizim oyunun içeriğini biliyordun, değil mi?"
"Eee, sonuçta gizli saklı bir şey değildi ki Tomoya-kun? Yaz Comiket'inden beri sağda solda dedikodular dönüyordu zaten."
"Öğğ..."
Tür, tarz, her şey tesadüf denemeyecek kadar kasti bir şekilde çakışıyordu.
Bu piç, resmen bize 'toslamak' için yapmıştı bunu...
"Yo-yok, şimdi bir, hatta yedi trilyon adım geri çekilip bu konuyu sonraya bırakalım."
"Hâlâ otaku usulü sayıyorsun Tomoya-kun."
Yine de şu an bu kirli komplolar hakkında atıp tutmanın sırası değildi.
Şu an öfkelenmem gereken şey onun amacı değil, başvurduğu yöntemdi.
"Izumi-chan'ı bu işe alet etmeyi bırak artık..."
...Bu, tertemiz, henüz yeni filizlenen ama muazzam bir yeteneğe sahip olan bir kızın, güllerle bezeli olması gereken geleceğiyle ilgili bir konuydu.
"O kızın önünde inanılmaz bir potansiyel var... Çok daha özgürce, zamanla gelişmesi gerekiyor... Ah, acıdı!"
...A? Az önce sanki birinin ayakkabısının ucu kaval kemiğime çarpmış gibi geldi ama hayal mi gördüm?
"Ha? Bir şey mi oldu Tomoya?"
"Yok bir şey..."
Arkamı döndüğümde, bana ayağıyla vurabilecek mesafede sadece tek bir kişi vardı ancak o zanlı, dümdüz karşıya bakarak aşırı şüpheli tavrını hiç bozmuyordu.
...Ya, en azından biraz daha ciddi çaba harca çaktırmamak için.
"O zamanlar Izumi-chan'ın bu işle bir ilgisi olmayacağını söylemiştin!"
Bir anlığına bozulan dikkatimi toplayıp yeniden Iori'ye dönerek suçlayıcı bakışlarımı ve sözlerimi savurdum.
"Senin o çirkin, kapkara ve aşağılık hırslarına Izumi-chan'ı asla alet etmeyeceğini söylemiştin!"
Evet, aslında ben, son noktada bu eski dostuma güvenmiştim.
Şan, şöhret ve itibar için her türlü kirli yolu, parayı ve bağlantıları kullanan biri olsa da, bunu sadece karşısındakiler de kötü olduğu zaman yapacağını sanmıştım.
Buna inanmak istemiştim... Etrafındaki o başarısız cosplayerları, ses sanatçısı adaylarını veya çizer bozuntusu kızları ne kadar ayartıp kullansa da... Ahhh cidden sinir bozucu bu herif!
"...Yani, hayal ettiğin kadar korkunç bir şey yapmıyorum sanki, öyle hissettim."
"İnsanların içini okuyacağına bir tane olsun mantıklı açıklama yap!"
...Görüyor musunuz, bu adamın insanları avucunun içine alma yeteneği cidden hafife alınacak gibi değil.
"Yo, benim için farklı bir tür olması da sorun değildi aslında. Ama biliyorsun işte, asıl kadronun motivasyonu her şeyden önce gelir."
"Yani bu... Senaryo ekibinden mi bahsediyorsun?"
"Hayır, aslında bu doğrudan çizerin şiddetli arzusuydu..."
"Ne...!"
"Bu yüzden işler epey zorlaştı. Bu kadar kısa sürede efsanevi/mistik temalı bir oyun yazabilecek bir senarist aramak zorunda kaldım... Sonunda, ünlü bir oyun grubunun tüm senaryo ekibini komple transfer ettim."
"Saçmalayıp durma artık!"
"Ne kadar aşağılık şeyler söylersem söyleyeyim, asla yalan söylememekle övünürüm."
"Izumi-chan'ı kandırıp onu parmağında oynatmana rağmen mi!"
"Yanılıyorsun, bunu isteyen gerçekten Izumi'nin kendisiydi... Sizinle aynı şartlar altında savaşmak istediğini söyledi."
"Neden! Izumi-chan neden böyle bir şey desin ki?"
"Çünkü başka türlü Sawamura-senpai ile kapışamaz..."
"Ne...?"
Bu sorunun cevabı Iori'nin ağzından değil, hemen arkasındaki...
Ağaçlarla kaplı çalılıkların arasından geldi.
"Izumi... chan?"
Çalılıkların içinde, sanki ağaçların gölgesinden filizlenmiş gibi yavaşça beliren o figür, tanıdığım kişinin imajıyla pek örtüşmüyor gibiydi.
Yine de o karaltının, tanıdığım Hashima Izumi-chan'ın ta kendisi olduğuna hiç şüphe yoktu.
Biraz baskılanmış olsa da onu tanımama yetecek kadar tiz ve peltek konuşan o ses.
Üstelik minyon yapısına rağmen sadece belirli bir bölgede toplanmış o muazzam hacim...
Cidden, bu konuda doujin çizerleri dünyasında ilk sıralara oynayacak kadar iddialıydı.
En azından bizim grubun çizerinin bu konuda onunla aşık atmasına imkan yoktu.
Ancak şu an bu acı gerçek üzerine hayıflanacak durumda değildim...
"Uzun zaman oldu, senpai..."
Onun o yaz mevsimindekinden çok farklı olan havası beni neredeyse yutacaktı.
İlk göze çarpan şey dış görünüşüydü.
Yaz festivalindeki o masum ve hayat dolu sadeliğin aksine... Daha doğrusu, karakter türü bile tamamen değişmişti.
Dantellerin ve fırfırların bolca kullanıldığı, simsiyah olmasına rağmen gösterişli bir kıyafet kuşanmıştı. Saçlarında büyük bir kurdele vardı ve bu süslemeler ayakkabılarına kadar uzanıyordu...
Tepeden tırnağa, tam anlamıyla bir 'Goth-Loli' kız karşımda duruyordu.
Dahası, beni gördüğü an 'Senpaiiii!' diye can havliyle üzerime atılan o yılışık kouhai tavırlarından eser kalmamıştı. Ağırbaşlı, mütevazı ve ifadesiz bir yüzle, yavaş adımlarla yaklaşıyordu.
Sanki gündüzün neşeli Izumi-chan'ı yok olmuş, alacakaranlık kapısının ardından başka bir 'Izumi' adındaki kara şeytani kız, onun bedenine bürünerek tezahür etmişti.
Bu karanlık atmosfere kapılan ben ise...
"Ooo, görüşmeyeli epey oldu Izumi-chan! Keyifler yerinde mi? Kusura bakma ya, yaz festivalinden beri arayamadım. Buralar çok yoğundu da!"
"Olur mu hiç, senpai suçlu değil! Asıl benim sesim soluğum çıkmadı!"
"Ee, nasıl? Alışabildin mi buralara? Yeni arkadaşlar edindin mi?"
"İlahi senpai, ben üç yıl öncesine kadar hep burada yaşıyordum ya. Şimdi yabancılık çekecek halim yok ya!"
"Ha, doğru ya, öyleydi, ahahaha."
"Ahahaha, alemsiniz ya... Ay hayır, senpai!"
Ah, kesinlikle gerçek Izumi-chan bu.
"Öyle değil senpai... Ben artık Tomoya-senpai'nin tanıdığı o Hashima Izumi değilim..."
Ancak bir anlığına gerçek kişiliğini dışarı sızdıran Izumi-chan, hemen o soğuk ve sessiz tavrına geri dönerek bana biraz hüzünlü bir bakış fırlattı.
"Eee, neden gizlendin peki? Ben de Izumi-chan beni görmezden geliyor diye üzülmüştüm."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.