Savaşın alevleri Wilhelm Trias'ın evini sarmaya başladığında, onları tek başına söndürmeye çalıştı. Grimm, Carol'a durumu anlattı; o da vaziyetin ciddiyetini kavramış, Theresia'ya söyleyip söylememe arasında gidip geliyordu, ne yapacağına karar veremiyordu. Carol, Theresia'nın bilmesinin çok bir şeyi değiştireceğini düşünmüyordu. Ama değer verdiği kişinin umutsuz bir savaşa gittiği gerçeğini ustasından saklamak, başlı başına büyük bir ihanet sayılmaz mıydı?
Carol, bu seçimle boğuşarak tereddüt etti, ama sonunda Theresia'ya her şeyi anlattı.
Bu, mevcut Kılıç Azizesi'nin gerçekten uyanacağı bir andı.
“Leydi Theresia…!”
Trias topraklarındaki her yer alevler içindeydi sanki. Her şeyin ortasında, Theresia'nın kılıcını savuruşu hem korkunç hem de güzeldi. Kılıcının parlayışları, düşman darbelerinden kaçarken ayaklarının hareketleri... Tüm bunlar, tekniğindeki mutlak başarıyı dile getiren bir dans gibiydi. Bir kılıç ustası olarak Carol, bu gösteriyi yalnızca hayranlık ve şaşkınlıkla izleyebiliyordu.
Ama Theresia'nın hizmetkarı Carol Remendes olarak, hüzün ve acı hissediyordu. Theresia, kana bulanmış Wilhelm'i koruyor, onlara saldıran yarı insan dalgalarını püskürtüyordu. Hayatında ilk kez Theresia, isteksizliğini aşmıştı. Ve bu tereddüdün diğer tarafında, bir fırtına gibi bir kılıç tekniği vardı.
Carol, bu tereddüdü nasıl kovduğunu ve sonucunun ne olacağını anlamıştı. Kılıcını savururken Theresia'nın yanaklarında gözyaşları yoktu, yine de ağladığı belliydi. Burada, sevdiği adamın önünde, uzun zamandır direndiği alınyazısına, ailesinden birine mal olan kadere boyun eğdi.
“Leydi Theresia…”
Sonunda Carol, Theresia'yı ağlatmaktan başka bir şey yapmamıştı. İlk seferden beri hiçbir şey değişmemişti. Theresia ve Wilhelm'in yollarının ayrıldığını derinden hisseden Carol, kendi suçluluk duygusuyla kıvranıyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.