Ayaklarını sürüyerek, etrafını saran karanlığın ortasındaki soluk parıltıya doğru yürüdü.
İrade gücünün tükenişi, dayanıklılığını da alıp götürmüştü. Kısa bir mesafe ilerlemesine rağmen vücudu ağır geliyordu. Yine de genç kız – Emilia – durmaya niyeti yoktu, kendini ileri doğru gitmeye zorluyordu.
Puck’ın tahmini doğru çıkmıştı. Anılarının üzerindeki örtü kalkmış, hatıralar birbiri ardına geri geliyordu.
İkisini neyin bağladığını bilmiyordu. Puck’ın yokluğunun anılarıyla neden ilişkili olduğunu da. Anılarını mühürleyen Puck mıydı? Eğer öyleyse, Puck neden—
“—Anne Fortuna.” Bu şüphenin yerine, dudaklarından dökülen, kendisine annelik etmiş ve anılarına derinden kazınmış kadının adıydı. Öz annesi değildi. Bunu kadının kendisinden duyduğundan emindi. O anılar da kısa süre içinde mutlaka geri gelecekti.
Fortuna’ya dair anıları nazik, sıcak ve güçlüydü; Emilia için o, ideal kadındı.
—Buzdan bir heykele dönüşmesi gereken anne, tam o anda donmuş ormanın bir yerindeydi.
***
“Öğğ… hık…” Asla telafi edemeyeceği günahın anısı zonkluyordu. Emilia’nın dudaklarından bir hıçkırık süzüldü.
Henüz her şey geri gelmemişti. Yine de göğsünün derinliklerinden bir suçluluk hissi yükseliyordu. Anıları olmasa bile, bedeni, kanı ve ruhu mutlaka hatırlıyordu.
Hep böyle olmuştu. Hep.
Çaresizce, içtenlikle, tüm gücüyle, en ufak bir şekilde bile geri durmaya niyeti yoktu. Yine de Emilia’nın elleri, gerçekten ulaşmak istediği şeyin yüzeyine bile değemiyordu.
Muhtemelen bu yüzdendi Puck’ın, Subaru’nun, Fortuna’nın parmaklarının arasından kayıp gitmesi—
***
“Bu yüzden ben…” Hıçkırarak ve minik gözyaşları dökerek ağlarken bile Emilia ilerlemeye devam etti.
Sürünürcesine bir hızla, yoğun yeşillik denizinde belirli bir yere yöneldi.
Bunu yapıyordu çünkü mevcut durumunda, Emilia’nın güvenebileceği son kale orasıydı.
“…Yalancı.” İnce dudaklarından dökülen suçlama sözünü duyacak kimse yoktu.
Ne de bu sözün kime yönelik olduğunu açıkça anlayan kimse vardı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.