Sonun Sonu

Kapı koluna dokunduğu an, Subaru'nun yüzüne acı bir gülümseme yayıldı; sanki "doğru" olanı kavramıştı.

Frederica ve arkadaşlarını uğurladıktan sonra lüks daireye dönmüş, birkaç hafif esneme hareketinin ardından Beatrice'i aramaya koyulmuştu. Seçtiği ilk kapının tam isabet olması da cabasıydı.

Girişte Frederica ile aralarında geçen sözler gerçekse, bu saklambaç oyunu baştan ayarlanmıştı.

Her şeyden önce, saklambaç oyununa tam olarak ne zaman başladığı, bu olaylar zincirini yorumlama biçimini kökten değiştirecekti.

Kesin olarak öğrenmek için Subaru derin bir nefes aldı ve kapı kolunu çevirdi—

***

"—Sonunda teşrif ettin, galiba?"

Bu tek cümlelik selamlamaya, eski kitapların o kendine özgü, şaşmaz kokusuyla karışık bir hava akımı eşlik etti.

O asosyal ses tonu, o huysuz konuşma tarzı... Subaru bunları duyunca omuzlarındaki gerginliği içgüdüsel olarak bıraktı. Az önceki anlarda zihnini kemiren endişeleri, o noktaya dek katlandığı tüm sıkıntıları kısa bir anlığına unutabildi; elini kaldırıp selam verdi.

"Selam, Beako. Göreli epey oldu ama hiç değişmemişsin."

"Sadece üç gün oldu ama patavatsız dilinin beni rahatsız etme şekli de zerre değişmemiş, buna rağmen."

Yanıt veren, yasaklı kitaplar arşivinin ve kitaplıkların hanımefendisiydi. Odanın ortasında, eski kitaplarla çevrili, ahşap bir taburede yanağını avucuna yaslamış genç bir kız oturuyordu—Beatrice.

Ona gözlerini dikmişken, Subaru birden hep o taburede oturduğunu fark etti. Arşivde düzgün masalar ve sıralar olmasına rağmen, o hep oradaydı, misafirleri karşılamaya hazırdı.

Subaru onunla ilk tanıştığında da böyleydi, o zamandan beri sayısız kez ziyaret ettiğinde de—

***

"...O tatsız bakışlarını keser misin acaba? Betty'ye öyle gözlerle bakman için hiçbir sebep yok."

"Eğer o asık suratımdan bahsediyorsan, ne yazık ki doğuştan böyle. Bunu kabullenmek zor ama şimdi gidip de değiştirmeye hiç niyetim yok. Neyse, onu bir kenara bırakırsak... Bugün buraya önceki tüm gelişlerimden farklı bir sebeple geldim."

Subaru'nun sözleri, o döngü boyunca Beatrice hakkında edindiği yığınla bilgiyi açıkça ima ediyordu. Zaten Subaru'ya, eğer anlamak istiyorsa yer değiştirmesi ve o bilgiyi Kutsal Alan'da edinmesi gerektiğini söyleyen de bizzat kendisiydi.

Aslında Subaru, Beatrice'in neden yasaklı kitaplar arşivine takıntılı olduğunu ve sahip olduğu büyülü kitabı öğrenmişti. Onun hakkında bilinecek her şeyi keşfettiğini iddia etmezdi. Ancak bu, yine de takip edebileceği bir ipucu olmaya yetiyordu.

Subaru'nun kararlılıkla dolu bakışları, Beatrice'in yanaklarını hafifçe gerdirdi.

"...Kutsal Alan'da mı öğrendin, acaba?"

"Ne kadar bildiğimi soruyorsan, söylemesi zor. Biraz öğrendim ama kesinlikle her şeyi değil. Eksik parçaları tahmin gücümle tamamlamaya çalışıyorum."

"O zaman dilediğini yap... Her iki durumda da ironik bir düşünce, sanırım."

İçini çekti ve hemen ardından Beatrice'in yüzündeki ifade birdenbire yumuşadı.

İnat maskesini çıkardığında, altından doğuştan sahip olduğu o nazik, çekici gülümseme ve gözlerindeki hüzünlü mavi parıltı çıktı—bu manzara, Subaru'yu istemeden de olsa dilsiz bıraktı.

Onun uçucu, kırılgan güzelliği, nefes almasını engelledi. O çekici gülümseme fazlasıyla yalnızdı—

***

"O uzun, uzun antlaşma sona eriyor. —Bu kez, sonun sonu da nihayete erecek ve Betty nihayet bu durgunluktan kurtulabilecek. Gerçi şunu da eklemeliyim ki—"

Sözlerini orada kesen Beatrice'in gözleri alaycı bir şekilde kısıldı ve devam etti: "...Betty için, bunu yapanın sen olması, olağanüstü ironik bir son, sanırım?"


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.