Lou Erz malikanesi. Birinci kat salonu.
Közler çıatırdıyordu. Salonun iki yanındaki devasa deliklerden yükselen, ip inceliğindeki siyah dumanlar tavana doğru süzülüyordu. Yangın ve dumanın müsebbibi, 907. Birim’in az önce patlattığı bombalardı.
Öte yanda ise... Toz bulutu havada asılı kalmıştı; bu, bombalardan çok daha yıkıcı, görünmez bir gücün eseriydi.
“Buna altıncı his de. Bir şeylerin ters gittiğini hissetmiştim.”
Toz bulutunun tam ortasında, sıradan birini öksürük krizine sokacak o yoğunluğun içinde, hayatının baharında, yenilgi nedir bilmez bir adam ağır adımlarla yürüyordu.
Hydra’nın başı, Talisman.
Havada uçuşan partiküllere ve dumana rağmen beyaz takım elbisesine tek bir toz zerresi bile yapışmamıştı.
“Vichyssoise bizim gizli silahlarımızdan biriydi. Ne Lou ne de Zoa ailesinde onu tek başına durdurabilecek kimse yoktu. Böyle bir hata yapacağını asla tahmin etmezdim.”
“...Bunları bana anlatman doğru mu?”
“Sana bir soru soruyorum: Onu alt eden sen miydin, on birinci koltuğun eski Aziz Varis’i?”
“Cevap vermekle uğraşamam.”
On birinci koltuğun Aziz Varis’i.
Talisman, Iska’nın geçmişine dair imalarda bulunsa da Iska’nın bu adamı eğlendirmeye hiç niyeti yoktu.
Bu ikinci oldu. Artık kavramaya başlıyorum.
Bu adamla konuşmak tehlikeli.
Şıp, diye damladı kırmızı bir damla.
Alnındaki küçük kesikten süzülen kanı silen Iska, yerinden fırladı. Hemen arkasında, tavandan düşen koca bir avize cam kırıklarına ayrılarak paramparça oldu.
Tavan çökmüştü.
Bu olay, tam da Talisman kendini tanıtmayı teklif ettiği sırada gerçekleşmişti.
“Adım Talisman.” Iska bir anlığına ona kulak verir vermez, adam bu fırsatı kullanarak yüzlerce kiloluk metal ve ahşap yığınını aynı anda aşağı indirdi.
Üstelik bu serbest düşüş değildi.
Onları bir top mermisi kadar hızlı ve sessizce hızlandırmıştı.
Yıldız gücü, görünmez mekanik enerjiyi kontrol ediyordu.
Geçmişte Iska’nın ustası bunun ne anlama geldiğini bir benzetmeyle açıklamıştı: “Düşmanının omuzlarından çıkan görünmez robot kollar olduğunu hayal et.”
Talisman, o görünmez kollarını kullanarak tavanı tuzla buz etmişti.
“Hmm. Bunu yapışını görünce şimdi anladım.” Talisman kollarını kavuşturup parmağını çenesine koydu.
Bu, bu yıldız büyücüsü’nün stratejisiydi. Düşüncelere dalmış gibi yaparak savaşa hazırlanıyordu.
“Vichyssoise’un gücüne laf etmem ama gerçek savaş tecrübesi konusunda feci şekilde eksik. Deneyimli bir Aziz Varis’in onunla oyun oynayıp yıkıcı bir darbe indirdiğine inanmak benim için hiç de zor değil.”
“...”
“İşte bu yüzden tüm bu olanlar hakkında içimde kötü bir his vardı. Her ihtimale karşı küçük Sisbell’i gözetlemesi için ek bir suikastçı gönderdim. O da başarısız oldu.”
Beyaz takım elbiseli büyücü, çenesiyle arkasındaki kapıyı işaret etti. Bahçe, aralık kalan kapıdan görünüyordu.
“İstihbarat komutanımız Orneik’i etkisiz hale getiren sendin, değil mi?”
“...Anlamadım?”
“Yukarı doğru taranmış saçları ve keskin bakışları olan adam. Ona bahçede beklemesini emretmiştim ama dün gece onunla iletişimimiz kesildi. Onu az önce bahçede, neredeyse ölümcül şekilde yaralanmış halde bulduk.”
Bu konuşma onu şaşırtmak için yapılan başka bir numara mıydı?
Iska, Orneik ismini daha önce hiç duymamıştı, böyle birini de görmemişti; hele malikanede saklanan bir suikastçıdan haberi bile yoktu.
“Bir şey söylemeye niyetim yok.”
“Pekala, o zaman sadece dinle. İlk başta onu yakalayanın küçük Alice olduğunu düşünmüştüm ama Alice onu bahçede bırakmak yerine sorgulardı. Failin onunla artık işi kalmamış gibi öylece bırakıp gitmesi ilgimi çekti.”
“...”
“Ama bunlar artık mazi. Küçük Sisbell’in icabına bakmayı adamlarıma bırakacağım, çünkü saraya acilen dönmem gerekiyor. Bu en önemli günde—”
Talisman cümlesinin ortasında geriye doğru sıçradı.
Üç adım ileri. Iska sessizce kılıç mesafesine girmişti.
Hydra’nın başı anında tepki verdi. “Henüz konuşmam bitmemişti.”
“Aynısını senin için de söyleyebilirim.”
Iska’nın arkasındaki zemin yarılmıştı. Aşağıdan fırlayan mızraklar gibi, malikanenin temelinden çıkan keskin kaya parçaları lüks halıyı kağıt gibi yırtıp göğe yükselmişti.
İkisi de aynı anda birbirini gafil avlamaya çalışmıştı.
Iska karşı saldırı için ileri atılmış, Talisman ise buna karşılık geri çekilmişti. Sıradan sohbetlerinin derinliklerinde, birbirlerinden bir adım öndeydiler ve düşmanlarının tuzağından çoktan sıyrılmışlardı.
Hydra’nın başı. Bu adam Kurucu’nun soyundan gelen ailelerden birine liderlik ediyor.
Tahmin ettiğimden de güçlü.
Talisman, Iska’nın dikkatini dağıtmak için boş boş konuşuyor ve rakibinin gardı düştüğü an darbeyi indiriyordu. Bu taktiği çözen Iska, adam fazla yaklaştığında ona zarar vermeye çalışmıştı.
Ancak sorun şuydu ki, bu adam Iska’nın bir sonraki hamlesini okuyacak kadar gözlemciydi.
İyi eğitilmiş.
Sadece bir aile reisi değil, savaş alanında pişmiş bir büyücü.
İleriye doğru dördüncü adımda.
“Hmm. Daha fazla yaklaşmak tehlikeli olur,” diye uyardı Talisman, geri çekilerek.
Iska yere iyice yaklaştı. Tam adamın üzerine atılıp onu parçalayacakken, bir duvarın varlığını hissetti ve olduğu yerde çakılı kaldı.
Toz bulutu yok oldu.
Bir şey, havada süzülen partikülleri savurmuştu. Gelecek olanın habercisiydi bu.
Devasa bir gelgit dalgası.
Görünmez bir dalga yaklaşıyordu. Sanki düzinelerce ton ağırlığındaki camdan bir duvar, imparatorluk kılıç ustasını devrilen bir domino taşı gibi ezmeye çalışıyordu.
“Öğğ?!”
Dalga Iska’nın omzunu sıyırıp geçti ve geride keskin bir acı bıraktı. Doğrudan darbe alan sağ omzundaki giysiler paramparça olurken toparlanmaya fırsatı bile yoktu.
Kıyafetleri sadece yırtılmamış, lifleri resmen un ufak olmuştu.
Bu güç onu kıskıvrak yakalayacaktı.
Iska, siyah yıldız kılıcıyla boşluğa bir darbe indirdi. Göremiyordu ama kılıcının ucunun, etrafını sarmaya çalışan o dalgayı yardığını hissedebiliyordu.
“Hmm. Demek seni yakalamadan önce kurtulabildin. Bu tip bir yıldız gücü hakkında epey bilgin var gibi görünüyor.”
Hydra’nın başı istifini bozacak gibi değildi. Bir Aziz Varis’in saldırısını yarabilmesine pek de şaşırmış görünmüyordu. “Yaşına rağmen epey tecrübelisin. Şüphesiz pek çok kanlı savaş alanında bulundun.”
“Yıldız gücün o kadar da özel değil,” diye tersledi Iska, dalgalar tarafından aşındırılan zemine göz atarak.
Odaklan. Adamın tavırlarına değil, etrafındaki alana dikkat etmesi gerekiyordu.
Dalgaların yıldız gücü, enerji dalgalanmalarını manipüle edebilir.
En tehlikelisi, onlardan birine doğrudan yakalanmam olur.
Çöken tavan veya düşen kayalar gibi saldırıları görebiliyordu.
Asıl korkutucu olanlar, Iska’nın ustasının dediği gibi o görünmez robot kollardı. Eğer onlardan biri tarafından yakalanırsa, avuçlarının içinde dümdüz edilirdi.
“Bu, seninle başa çıkma yöntemimi değiştirmiyor.”
“Hmm?” diye mırıldandı Talisman.
“Sadece mesafeyi mümkün olan en kısa sürede sıfıra indirmem gerekiyor.”
Talisman’ın gözleri hafifçe açıldı.
İmparatorluk kılıç ustası yerden destek alıp fırladığı anda, Talisman bir dalgayı doğrudan Iska’nın tepesine hedefledi. Darbe inip yerde devasa bir delik açmadan önce, Iska ustalıkla yana sıçradı.
Dalgalar rüzgardan daha yavaştı.
Rüzgarın yıldız gücü havayı kontrol ediyordu ama her ikisi de görünmezdi.
Aralarındaki fark hızlarıydı. Ses hızında yaklaşan kasırgaların aksine, Dalga’nın yıldız gücü güçlü olmasına rağmen yavaştı ve yakın mesafe gerektiriyordu.
Eğer bu iki şey aynı anda tetiklenseydi... Iska, dalgalar ona dokunmadan önce rakibinin menziline girmeyi başarabilirdi.
“Bir imparatorluk askerinin hiç silah kullanmaması alışılmadık bir durum, ama bu...”
“Etrafında bir bariyer var, değil mi?”
Boşluk bomboştu ama Iska, siyah yıldız kılıcını savurduğunda bir şeye çarptığını hissetmişti. Girdap gibi dönen bir dalga duvarı, Iska’nın kılıcıyla yok edilmişti.
Fiziksel olarak göremiyordu ama imparatorluk kılıç ustası, havadaki dalga kütlesini kusursuz bir şekilde algılamayı başarmıştı.
“Hmm?” Hydra’nın başı gözlerini kıstı.
Eski Aziz Varis ile yüzleştiğinde hiç korku belirtisi göstermemişti ama şimdi, büyücünün gözlerinde ilk kez bir ihtiyat ifadesi belirdi.
“Onları nasıl gördün?” diye sordu adam.
“Sadece bir tahmin.”
Iska orada olduğunu hissetmişti.
Talisman’ın, Iska’yı yakalayamayacağını anladığı an görünmez kollardan oluşan bir örümcek ağı öreceğini biliyordu. Teori de kulağa kolay geliyordu ancak Iska için görünmez dalgaların tam olarak nerede olacağını kestirmek imkansızdı. Bu noktadan sonra tecrübesine, yani sezgilerine güvenmek zorundaydı.
Iska savaş alanında dalgaları manipüle eden yıldız büyücüleriyle daha önce de karşılaşmıştı ve yıllar içinde topladığı bu veriler, tahminlerinin kalitesini artırarak onu altıncı bir hisse dönüştürmüştü.
“Ha-ha. Demek avının kokusunu alan vahşi bir canavar gibisin.” Talisman yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirdi. “Vichyssoise’un neden yenildiğini şimdi anlıyorum. Karşısında bir imparatorluk askeri bekliyordu ama bir vahşi savaşçı ile karşılaştı. Eminim ne yapacağını bilememiştir.”
“”
“Aziz Varisler gerçekten korkunç. Bir grubun hızına yetişen tek bir bireye sahip olmanın ne kadar sinir bozucu olduğunu biliyor musun? Özellikle de bu çağda. Sonuçta, bir savaşın sonucunu tek başına değiştirebilirsin.”
Cevap vermenin bir anlamı yoktu. Iska tek bir kelime bile edemeden, kader anı gelip çatmıştı.
“Seni bekliyordum.”
Vuvv. Bir şey uzayı yırtıp geçti.
Hydra’nın başının üzerinde durduğu zemin çökmeye başladı. Yaydığı dalgalar zeminde dalgalanmalara yol açıyordu.
...Ve sonra, sanki varlığı bir anda silindi.
Talisman, sanki bir bomba patlamışçasına büyük bir güçle yerden destek alıp fırladı. Beyaz takım elbiseli adam bir anda gözden kaybolmuştu.
En azından Iska’nın gözünde durum buydu.
"Dalgalar, bir vektör üzerindeki mekanik enerji dalga boylarıdır; kütle ve ivmeden doğan fiziksel özelliklerdir. Bu kadarıyla bilmen gerekir."
Sadece sesi duyulabiliyordu.
Ses Iska’nın arkasından ya da yanlarından gelmiyordu; adeta yerin dibinden gürlüyordu. Talisman, Iska’nın görüş açısının dışında kalacak kadar ona yaklaşmıştı. Büyücü, sanki yerin üzerinde kayıyormuşçasına başını öne eğmiş, alçaktan üzerine geliyordu.
Öyle akılalmaz bir hızla yaklaşıyordu ki Iska gözlerine inanamadı.
"N-ne...?!"
"Dalgalarla uğraşan yıldız büyücüleri hakkında genel yargılara varırken dikkatli olmalısın."
Büyücünün yumruğu yerden yukarıya doğru patladı.
Iska bu darbeyi yıldız kılıcıyla bloklayabilir miydi? Hayır. Bunun sıradan bir yumruk olup olmadığını bilemezdi. Omuzları birbirine değecek kadar yakınlardı. Iska, büyücünün yaydığı dehşet verici güç yüzünden omurgasının ürperdiğini hissetti ve gücü yettiğince havaya sıçradı.
Adamı gafil avlamayı aklından bile geçirmedi.
Yapabileceği tek şey, uzağa fırlayarak Talisman’ın menzilinden kaçmaktı. Şivk! Yumruk gövdesini sıyırıp geçti ve o an Iska’nın kaburgalarında bir bomba patladı.
"Gah?! Ö-öğğ... Ah...?!"
Sanki karnının yan tarafı sökülüp alınmıştı. Bilinci bulanmaya başlıyordu.
Barut muydu o? Ama yanma izine dair hiçbir emare yoktu.
Sadece yumruğuyla bana dokunarak mı bu etkiye sebep oldu?!
Doğrudan bir darbe bile değildi oysa.
Talisman’ın yumruğu sadece giysilerinin ucuna sürtünmüştü ama bu bile yan tarafında morlukların çiçek açmasına yetmişti. Bu vuruş, Iska’nın kaburgalarını ve iç organlarını un ufak edebilecek bir potansiyele sahipti.
"Demek karşı koymak yerine kaçmayı seçtin. Sezgilerin kuvvetliymiş, bunu takdir ettim. Ayrıca bu koşullar altında darbemden sakınabildiğin için seni alkışlıyorum."
Hydra’nın lideri beyaz takım elbisesinin eteklerini düzeltti.
"Bana Zalim Talisman derler. Ancak bu lakabın gerçek doğamdan çok uzak olduğunu düşünüyorum."
"...Sana... tam uyuyor..." Iska ağzında biriken tükürüğü yere tükürdü.
Ya patlayan dudağından ya iç yaralanmalarından ya da her ikisinden dolayı kan kırmızısına boyanmıştı.
Dalgalar, bu gezegendeki yıldız gücünden yaratılan mekanik enerjilerdir.
Peki bu, o patlayıcı hızını enerjiyi kütle ve ivmeye dönüştürerek mi sağladığı anlamına geliyordu?
Böyle bir kullanım mümkün müydü? Iska bunu daha önce, savaş meydanlarında bile hiç görmemişti.
"Eğer senin yıldız gücün buysa..."
"Hmm?" dedi Talisman. "Sakın ola benim eşi benzeri olmayan biri olduğumu sandığını söyleme."
"...Ne?"
"Dalga enerjisini ivmeye dönüştürdüm. Aynı türdeki her yıldız büyücüsü bunu başarabilir. Sanırım tek fark, benim çok güçlü olmam."
"Herkes yapabilir mi? Bana yalan söyleme—"
"Tabii biraz eğitimle." Talisman’ın silüeti bulandı.
Silah sesi gibi yankılanan bir gürültüyle yerden fırladı ve büyücü, Iska’nın tepesine inmek üzere havada süzüldü. Talisman yere inmeden önce Iska, adamın bir anlığına öne eğildiğini yakalayabildi.
Ancak ondan sonra adamın hareketlerini algılayamadı.
Biliyordum. İlk hızı o kadar da yüksek değil.
Ama sonra çılgın gibi ivme kazanıyor. Yıldız gücünü kullanarak dalgaları tetikliyor ve kendini hızlandırıyor!
Adam zıplayana veya koşmaya başlayana kadar hızı normal bir insan kadardı. Fakat sonrasında, arkasından iten dalgalarla hız kazanıyordu. Sanki arkasına rüzgarı almış koşuyordu.
"Dalgaların fiziksel dönüşümü. Bunu tam olarak kavramak için altı yılımı ince ayarlara verdim. Nasıl kullanılacağını öğrenmek için sekiz yıl daha harcadım. Bu noktaya ulaşmak içinse on üç yıl daha geçti. Yaklaşık otuz yıllık bir emek. Belki biraz beceriksizimdir."
Adamın yumruğu Iska’nın perçemlerini sıyırdı.
Iska yana doğru atıldı. Sanki kafatasına bir balyoz inmiş gibi hissetmişti.
"Bunu yapma potansiyeli herkeste var ama bu mükemmellik seviyesine ulaşmak için delirmiş olman gerekir. Anlıyor musun, genç Aziz Mürit? Ne demek istediğimi kavrıyor musun?"
Iska, büyücünün saldırılarından kaçınmak için salonun merkezine doğru hamle yaptı. Ancak Kurucu’nun varisi yolunu kesmeye niyetliydi.
Iska’nın ilk adımları daha hızlıydı... fakat adam, dönüştürülmüş yıldız enerjisini aktive ederek patlayıcı bir hızla hareket etti.
"İmkansız!"
Iska geride kalmıştı.
Hayatında her türlü yıldız büyücüsüyle karşı karşıya gelmiş olsa da, daha önce hiç böyle bir şok yaşamamıştı.
"Sen ve ben aynıyız. Gücün zirvesindeki iblisleriz," diye hırladı adam.
Talisman onun kaçmasına bile izin vermeyecekti.
Iska’nın kaburgalarına inen yumrukla birlikte, Dalga'nın saf kuvveti yüzünden bilinci kararmaya başladı. Bir saniye sonra, Iska’nın bedeni taş bir sütuna çarptı.
Her şey boğuk bir küt sesiyle sona erdi.
"Senin adına üzgünüm ama ben bu işi daha uzun süredir yapıyorum. Aradaki farkı kendin gör."
Talisman gözlerini yere yığılmış askerden ayırdı. Beyaz takım elbisesinin hâlâ tertemiz olan eteklerini düzeltti, kırışıklık olup olmadığını kontrol etti ve tatmin olmuş bir şekilde arkasını döndü.
"...Bekle... öğğ..."
"Ne?" Talisman durdu.
Zalim kaşlarını çattı ve nefes nefese kalmış, ayağa kalkmak için kılıcından destek alan Iska’ya baktı.
"O Dalga çeliği bile un ufak edebilirdi. Tam isabet ettirdiğimi sanıyordum."
"Ettirdin."
"Öyle düşünmüştüm. Peki nasıl hâlâ ayağa kalkabiliyorsun?"
Iska’nın iç organlarının pelteye dönmüş olması gerekiyordu. Talisman; askerin karın kaslarının parçalandığını, kaburgalarının ve omurgasının toza dönüştüğünü, organlarının delik deşik olduğunu varsaymıştı...
...Ki bu neredeyse gerçek oluyordu.
O anda yıldız saldırımı serbest bırakmasaydım, işim bitmişti.
Beyaz kılıç sadece bir kez yıldız saldırısı salabilirdi. Iska, siyah yıldız kılıcının daha önce parçaladığı dalgaları kendine kalkan olması için serbest bırakmıştı.
"Muazzam," diye soludu Hydra’nın lideri. Iska’yı hem küstahça hem de dürüstçe övüyordu. "Yeteneklerini gerçekten geliştirmişsin; algın, hareketlerin, cesaretin... Seninle yüzleşmek bile sırtımdan aşağı bir ürperti gönderiyor. Beni korkutmaya başlıyorsun."
"..."
Tencere dibin kara, seninki benden kara, diye geçirdi Iska içinden. Dudaklarındaki kan tadını silerken gözlerini rakibine dikti.
Hydra’nın lideri Talisman.
Demek Nebulis soylarından birine liderlik eden safkanlardan biri buydu...!
Iska, istemese de bu safkanın hafife alınmayacak bir güç olduğunu hissedebiliyordu. Vichyssoise belki daha geniş çaplı bir yıkıma yol açabilirdi ama karşısındaki adamın, başka hiçbir yıldız büyücüsünde olmayan bir yoğunluğu vardı.
Bu adam, Kara Çeliğin Varisi olan Iska’nın doğal düşmanıydı.
Iska’nın devasa güçteki yıldız güçleriyle savaşma yöntemi, hayatı pahasına çok yakın mesafeli dövüşe girmekti. Saldırının yanından sıyrılır ve rakibi ne olduğunu anlayamadan menziline sızardı. Tüm bunlar Iska’nın hızlı bacakları ve dövüş teknikleri sayesinde mümkündü.
Sinir bozucu. Daha önce hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim.
Birinin benim hamlelerimi bu kadar kolay savuşturabilmesi inanılır gibi değil.
Hız konusunda eşittiler. Iska’nın dişleri şimdiye kadar pek çok dişli rakibi parçalamıştı: Kurucu, Buz Felaketi Cadısı, Dikenler Cadısı ve o doğaüstü büyücü... Fakat ilk kez dokunulmaz bir düşmanla karşılaşıyordu.
"Şimdi, kim bilir aklından neler geçiyordur? Belki durumu tersine çevirmenin bir yolu? Ya da bir kaçış rotası? Belki de lüks dairenin derinliklerine kaçan küçük Sisbell’in akıbeti?"
"Son soruna cevap vereyim. O konuda tamamen yanılıyorsun."
Kılıcıyla boşluğu yardı. Havada uçuşan tozlar her yöne dağıldı. "O, arkadaşlarımın yanında," dedi Iska sertçe.
"Özel seçilmiş adamlarımın malikaneyi kuşattığını biliyorsun, değil mi?"
"Hemen kaçacaklar. Göreceksin."
Bir soyun lideri kahkahayı patlattı. "Güldüğüm için kusura bakma. Çok ciddi görünüyordun. Nereye kaçacaklar? Malikanenin ötesine geçemezler."
"...Nedenmiş o?"
"Egemenlik'te gidebileceği hiçbir yer kalmadı. Yönetim şu an çökmenin eşiğinde. İmparatorluk akını sayesinde tabii."
"Umrumda bile değil. Onu başkente götüreceğiz."
Ondan sonrası bitmişti. Egemenlik'te kargaşa çıkması Iska’yı ilgilendirmiyordu. Kraliçe IIX. Nebulis devrilse bile, Sisbell ağlayıp ondan yardım dilense bile, ona elini uzatmaya niyeti yoktu.
Yine de... ne pahasına olursa olsun onu saraya ulaştıracaktı. Karşısına hangi engel çıkarsa çıksın.
"Burası harika bir sahne. Bu konut yüksek bir mevkide, bu yüzden eminim ki çok güzel bir gün doğumu izleyeceğiz."
Talisman güneşin doğacağı yöne baktı, oysa gökyüzü hâlâ zifiri karanlıktı. Saat gecenin biriydi. Şafağa daha çok vardı.
"Biraz acele etmiyor musun?" diye sordu Iska. "Hâlâ gecenin ortasındayız."
"Bu yüzden sonuna kadar izleyeceğiz. Bu gece, Lou’nun, yani Yıldızlar'ın gökyüzünde parladığı son gece olacak. Ve o uzun gece nihayet sona erecek."
Yıldızlar, Lou ailesinin simgesiydi. Yıldızlar, ay ve güneşin dünya yüzeyini aydınlatmak için sırayla nöbetleşmesi gibi; Lou, Zoa ve Hydra soyları da refah içinde sırayla yükselip alçalırdı. Iska benzer bir şeyi en küçük prensesten de duyduğunu hatırladı.
"Yani şimdiki kraliçenin düşeceğini mi söylüyorsun?"
"Ha-ha. Bir aile lideri olarak bunu söyleyemem ama sezgilerin kuvvetliymiş."
"Peki sonra ne olacak?"
"Bu çok açık. Gece gökyüzünde yıldızlar parlamayı bıraktığında, sabah olur," dedi Hydra lideri.
Gecenin derin siyahlığına baktı.
"Şafak, Hydra Güneşi ile sökecek. Yeni bir çağ başlamak üzere."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.