Kusursuz Parçanın Dönüşü

Iroha da buradaydı. Sırf bu bile, her zamanki anime izleme seanslarımızı bambaşka bir havaya sokuyordu. Gruba o kadar iyi uyum sağlamıştı ki, sanki en başından beri İttifak’ın LIME grubunun bir üyesi gibiydi. Tabii apartman dairesinin beşinci katındaki o malum odada kurduğumuz ekibe başından beri dâhildi; hiçbir partimizi kaçırmazdı. Ozu, Sumire ve Makigai Namako-sensei’nin de onu çoktan bizden biri olarak kabul ettiğine emindim.

Ancak bu seferki farklıydı. Bu izleme partisini, tıkanıklık yaşayan iki İttifak üyemize yardımcı olmak için düzenlemiştik. Daha önceki seanslarda tüm tartışmalar LIME grubu üzerinden yürürdü. Iroha’nın yapabildiği tek şey, neler konuşulduğunu görmek için omzumun üzerinden telefonuma dik dik bakmaktı. Şu an karşımda duran manzara ise, eksik parçasına kavuşan ve sonunda o görkemli haline bürünen hırpalanmış bir kum kalesini andırıyordu.

My Honey’nin hikayesi ve karakterleri üzerine yaptığımız tartışmalar eşliğinde maraton devam ediyordu. Derken, herkes bir an sessizliğe gömüldü ve aynı anda kaşlarını çattı. Beş saati geride bırakmıştık ve anime artık ikinci yarısına girmişti. Özellikle bütün gece heyecanla bıçır bıçır konuşan Sumire ve Makigai Namako-sensei’nin sessizliği dikkat çekiciydi.

İşte başlıyoruz.

Iroha’ya bir an göz attım. Göz göze geldiğimizde bana göz kırptı. Aklımdan neler geçtiğini çok iyi biliyordu.

"Görünen o ki hepiniz fark ettiniz." Yayını durdurup herkesin önüne geçtim. Sanki karşımdaki şüpheli dizisinin önünde duran bir dedektif gibiydim. "My Honey. Onuncu bölüm. Anahtar burada gizli."

"Neler oluyor Aki?"

"Şu ana kadar animenin hikayesi ve Mio’nun karakteri hakkında hepimizin farklı düşünceleri, farklı tepkileri oldu. Ama bu bölümde öyle bir an vardı ki, hepimiz tam olarak aynı şeyi düşündük."

My Honey’nin başrol kadını Mio, hikaye boyunca güçlü kadın tiplemesiyle resmedilmişti. Erkek başrolle sağlam bir ortaklığı olsa da onu eleştirmekten çekinmez, görevleri ile romantik duyguları arasındaki o ince ipte yürürken kendini hep dış dünyaya kapatırdı.

Onuncu bölüm, artık oyunun sonuna yaklaştığımız ve Mio’nun nihayet ana karaktere sırılsıklam aşık olduğu yerdi. Adama o kadar yapışmaya, üzerine titremeye başlamıştı ki, bu durum bir noktadan sonra sinir bozucu bir hal alıyordu.

"Murasaki Shikibu-sensei, Makigai Namako-sensei ve hatta Ozu... İşte tam o anda, üçünüz de onun en tatlı halinin bu olduğu konusunda hemfikir oldunuz."

Ayrı yollarda ilerleyen fikirlerimizin çakıştığı tek noktaydı bu. Eğer İttifak için başkasının yapamayacağı tek bir şey varsa, o da şuydu: Herkesin birleştiği o ortak noktayı bulmak. Çölde parıldayan o tek mücevheri keşfedip onları oraya götürmek.

"Eğer yeni karakterimiz Kokuryuuin Kugetsu’yu olabilecek en iyi haline getirmek istiyorsak..."

Sözümü bitirmeden Iroha bir adım öne çıktı. Ozu, Sumire, telefonun diğer ucundaki Makigai Namako-sensei ve hatta köşedeki Canary; Iroha elini göğsüne koyup derin, upuzun bir nefes alırken sessizlik içinde onu izliyordu.

"Onu neden böyle yapmıyoruz?"

Bir an için gözlerinin rengi değişmiş gibiydi. O yüz artık Iroha’ya ait değil, bambaşka biriymiş gibi duruyordu. İçindeki şalterin kapandığının işaretiydi bu. Karşımızdaki artık aktris Kohinata Iroha’ydı. Sadece Otoi-san’ın stüdyosunda ortaya çıkan o kız.

"Gece göğünde ay belirdiğinde, vaktin sonuna dek seninle olmayı diliyorum. Ustamla geçirdiğim bu anı tek bir kareye sığdırıp sonsuzluk boyunca kalbime mühürlemek istiyorum. Yoksa bu isteğim fazla mı bencilce?"

Iroha’nın —daha doğrusu Kokuryuuin Kugetsu’nun— sesi, havada süzülüp dağılan hüzünlü bir tınıya sahipti. Kısılan gözleri, sanki hemen önünde en kötü ihtimali görüyormuşçasına yalvarır gibi ama korku doluydu. Herkes, sanki ona uzanmazlarsa pişman olacaklarmış gibi oturduğu yerden yarı yolda doğrulmuştu. Iroha’nın gözlerindeki o çekim gücü böyle bir şeydi işte. Ama bir saniye sonra, yüzünde geniş bir gülümseme belirdi.

"Şaka yaptım!" diye güldü. "Vay canına, yüzünüzdeki o zavallı ifade de neyin nesi? Yoksa benimle gece yarısı gizli bir randevu mu hayal ediyordunuz? Ne kadar da tatlı!"

Gerginlik bir anda dağıldı. Kokuryuuin Kugetsu, eski dostuymuşum gibi işaret parmağını şeytani bir tavırla yanağıma dürtüyordu.

Ses tonu, hareketleri, tavırları... Görünen her detayı, asırlardır yaşayan bir vampiri andıran, canlı ve gerçek bir kibirle birleşmişti. Ancak geri kalan her şey, günlük hayatımdan çok iyi tanıdığım o sinir bozucu kızdan geliyordu.

Kişilik olarak, orijinal Kokuryuuin Kugetsu’dan biraz farklıydı. Bu yeni unsur karakteri bozmamış, aksine onu daha iyi kılacak tam kıvamında bir lezzet katmıştı.

"V-Vay canına!" Sumire, gözleri parlayarak öne doğru eğildi.

"Bu... bu harika..." Makigai Namako-sensei, telefonun ucunda hayranlıkla nefesini verdi.

"Şimdi anladım." Ozu elini çenesine koymuş, her şeyin yerine oturduğunu belli eden manalı bir bakışla bana bakıyordu.

Niyetimiz artık herkes için netleşmiş olmalıydı. Iroha’nın omuzuna güvenle elimi koydum.

"Harika bir oyunculuktu. Teşekkürler Iroha."

Kıkırdadı. "Oynaması çok eğlenceli bir karakter! Sadece repliklerini uydurmak biraz zorluyor!"

Bu sözlerle birlikte Iroha o görkemli vampir halinden sıyrılıp her zamanki genç kız haline geri döndü. Sumire ve Ozu bu ani değişim karşısında şaşkına dönmüşlerdi ama şu an onlara uzun uzadıya açıklama yapacak havada değildim. Tiyatro kulübüne yardım ettiğimizden beri herkes Iroha’nın bir miktar oyunculuk yeteneği olduğunu zaten biliyordu; gerçi tüm Koyagi karakterlerine ses veren aktrisin o olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmemiştik.

Sırf bu sahneden yola çıkarak yeteneğinin tam sınırlarını kestirmelerine imkan yoktu. Ayrıca Koyagi’de kaç seslendirmenin çalıştığını da hiçbir zaman açıklamamıştım, bu yüzden tüm rollerin tek bir kişiden çıktığı ihtimali muhtemelen akıllarının ucundan bile geçmiyordu.

Iroha’nın kimliğinin açığa çıkma riskini göze almamızın elbette bir sebebi vardı.

"Eee? Sizin —hayır, bizim— görmek istediğimiz Kokuryuuin Kugetsu tam olarak buydu, değil mi?"

O sebep, Sumire ve Makigai Namako-sensei’ye bu karakteri gösterip onlara son dokunuşlar için ihtiyaç duydukları cesareti vermekti. Zihinlerindeki o bulanık "ideal Kugetsu" imajını netleştirmekti.

"Evet! Evet, işte bu! Tam hayal ettiğim Kugetsu-tan!"

"Kibirli ve asil ama özünde tatlı ve çocuksu... Bu tanımda hep bir şeylerin eksik olduğunu düşünürdüm. Ama işin içine o hafif baskın sevgi gösterme biçimini de ekleyince... Elimizde gerçekten çok güçlü bir karakter var artık."

"Kesinlikle," diyerek onayladı Ozu. "Güzel ve biraz utanç verici olması, diğer karakterlerimizin yanında ona pek bir şey katmıyordu. Ama onu sinir bozucu yapmak... Sanırım az önce kusursuzluğu bulduk."

"Pekala! Kugetsu-tan’ın son dokunuşlarını yapma vakti!"

"Evet. Yazmak için bu kadar motive olmayalı uzun zaman olmuştu."

"Ya da durun! Animenin bitmesine sadece iki bölüm kaldı, hadi izlemeye devam edelim!"

"Sende de hiç disiplin yok, değil mi? Yani ben de izleyeceğim ama yine de..."

"Aki." Ozu bana sessiz ama muzip bir şekilde sırıttı. "Bu yeni açının tatlı olduğuna İttifak’ın ortak kararından sonra varmadın, değil mi?"

"Hayır. Senin bunu gözden kaçırmayacağını zaten biliyordum."

"My Honey, onuncu bölüm. Hepimiz beğenirken, sen o bölümde Mio’nun tavırlarından nefret ettiğini söylememiş miydin? Sana birini çok fazla hatırlattığı için ondan hoşlanmanın imkansız olduğunu anlatmıştın."

"Evet. Öyle demiştim."

"Bu ani fikir değişikliğin konusunda umutlanabilir miyim dersin?" Gözlerini dikmiş, cevabımı bekliyordu.

Ozu kesinlikle çıtayı fazla yukarı taşıyordu ama nedenini uzun uzun açıklamanın işleri daha da beter edeceğini hissediyordum.

"Tüm İttifak üyeleri bu konuda hemfikir. Bundan fazlası değil."

Vermeye karar verdiğim cevap buydu.

Yaratıcılarımızın motivasyonunu zirveye taşıyarak son darbeyi vuran ekibimizin o seçkin üyesine döndüm. Göz göze geldiğimizde genişçe sırıttı ve göğsünü gururla kabarttı. İyi iş çıkardığını belirtmek için ona baş parmağımla onay işareti verdim.

Iroha neşeyle güldü ve karşılık olarak bana canlı bir zafer işareti yaptı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.