Evet, bu gerçekten de tam bir baş belası. Peki sen bu çocuklara eğitim verebilecek kadar tenis biliyor musun? Hele ki hepsi bu kadar seçkin sporcularken?
Tabii ki hayır! Bütün okul hayatım boyunca hep kültür kulüplerindeydim!
Doğru ya. Ne de olsa sen bir sanatçısın.
Üstelik, üstelik beden eğitimi dersinden aldığım en yüksek not hep D idi!
Vah zavallı vah. Neyse, anladım, senin tenis kulübüyle uzaktan yakından alakan yok. Peki bu işlerden sorumlu olan her kimse, neden senin gibi birini oraya danışman yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşündü?
Çok mantıklı olduğunu düşündüğüm bu soru karşısında Sumire donakaldı. Alnından aşağı boncuk boncuk terler süzülürken gözlerini telaşla sağa sola kaçırdı. Bana anlatmayı kesinlikle ama kesinlikle istemediği bir şeyler olduğunu anlamak için yalan makinesine ihtiyacım yoktu.
Dur bir dakika. Bana sakın—
Benim suçum değil! diye feryat etti Sumire. Yüzünü üzerime sürtüp beni gözyaşı ve sümüğe boğarak ağlamaya başladı. Ne dediğimi ben de bilmiyordum! Müdür yanıma gelip sporcu bir havam olduğunu söyledi. Ben de ona, 'Evet efendim, bu vücut en güçlü sporculara karşı bile asla kaybetmez!' dedim.
Patronunla konuşurken bu da ne biçim bir üslup böyle? Öğğ! Gerçekten tam bir şebeksin!
Ama sporcu gibi davranmak zorundaydım, yoksa diğer öğretmenler benim ezik bir inek olduğumu düşünüp öğretmenler odasında benimle dalga geçerlerdi! Müdür yardımcısının kulağına giderse, yetkisini kullanıp beni işten bile atabilirdi!
Abartıyorsun. Gerçek hayat senin o tuhaf mangalarına benzemez. Yani, belki başka okullarda böyle şeyler oluyordur ama sen nerede çeneni tutman gerektiğini bilirsin... Yani, çoğunlukla diyelim... Sesim yavaşça kısıldı. Korkularının sadece birer kuruntudan ibaret olduğuna inanmayı çok istiyordum ama sonuçta ben sadece bir lise öğrencisiydim. Yetişkinlerin dünyası belki de tahmin ettiğimden çok daha acımasızdı. Öğğ. İşte kendin gibi davranmadığın zaman böyle olur.
Sumire bu sözlerime küçük bir çocuk gibi burnunu çekerek karşılık verdi.
Umarım buralarda dolanan başka bir öğrenciyle karşılaşmamak için bir acil durum planı vardır.
Tamam, ne demek istediğini anlıyorum. Drama kulübü dağılırsa bu ittifak için de kötü olur. Yine de benden ne yapmamı bekliyorsun anlamadım. Bu sadece üyelerin çözebileceği bir sorun değil mi?
Lütfen! Sırf bu iş için teslim tarihine sadık kaldığımı biliyorsun, değil mi?!
Zaten teslim tarihlerine her zaman sadık kalman gerekiyor!
Eğer bana yardım etmezsen, o tenis kulübünün danışmanı olacağım kesinleşecek! Öyle bir şey olursa da bir daha asla randevularıma zamanında gelemem!
Sanki şimdi geliyorsun da...
Lütfen, sadece gel ve öğle arasındaki antrenmanlarımızdan birini izle, ne demek istediğimi o zaman anlayacaksın! Sumire kollarımı öyle bir sıkı sarmıştı ki evet cevabını almadan beni bırakmaya hiç niyeti yoktu.
Yetişkin vücudunun yumuşaklığını ve sıcaklığını hissetmek, yalan yok, içimde bir anlık bir ürperti uyandırdı. Ama sadece bir anlığına. Vücudu ne kadar çekici olursa olsun, bana böyle yapışmışken bile ilgimi üstünde tutmayı beceremiyordu.
İçimi çekerek kendimi ondan kurtarmaya yeltendim. İyi, tamam!
Yaşasın! İşte benim efendim! Sumire, istediği oyun konsolunu en sonunda aldırmış bir çocuk gibi sevinçle zıplamaya başladı.
Peki sizin bu kulüp tam olarak nerede çalışıyor? diye sordum istemeyerek.
İşte orada.
Ha?
Sumire, üst üste yığılmış masa ve sandalyelerle kapatılmış olan koridorun sonunu işaret etti. Daha dikkatli bakınca yığının arasında bir insanın zar zor sığabileceği kadar küçük bir boşluk olduğunu fark ettim.
Bu koridorun en sonundaki kullanılmayan sınıfta çalışıyoruz. Hayaletli olduğu söylendiği için oraya kimse gitmiyor, yani bizim için biçilmiş kaftan!
Biliyor musun, bence sen ve Murasaki Shikibu-sensei birbiriniz için yaratılmışsınız.
Bak, ister en yakın arkadaşım ol ister papa, bunu bir daha asla söyleme.
Tamam, benim hatam, biraz kırıcı oldu sanırım. Üzgünüm!
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.