Kanla Açılan Sayfalar

Danitz elindeki bronz hançeri tutup sol avcunun arkasını çizdi fakat tereddüt ettiği için pek güç uygulayamadı.

Başını kaldırıp zoraki bir gülümsemeyle baktı.

“Defalarca yaralanmış olsam da acı hâlâ gözümü korkutuyor.”

Klein soğuk bir sesle karşılık verdi. “Sadede gel.”

Danitz yankılı bir kahkaha attı.

“Haha, sadece acıdan biraz tırsıyorum, hepsi bu.”

Bunu söyler söylemez sağ eline asıldı, bronz bıçakla elinin sırtında derin bir yara açtı. Az önce söyledikleri, sırf acı fikrine kendini alıştırmak ve dikkatini başka yöne çekmek için uydurduğu zırvalardan ibaretti.

Danitz hançeri hemen bir kenara bırakırken yara yerinden hızla kan sızdı. Sağ parmağını kendi kanına batırıp Groselle’in Gezileri kitabının koyu kahverengi kapağına sürdü.

İşini bitirince soluğunu tuttu, bir değişiklik olmasını bekledi.

Ansızın gözünün önüne kaz tüyü büyüklüğünde bir kar tanesi düştü. Kulaklarında şiddetli rüzgarlar uğuldadı ve o an tenini sızlatan dondurucu bir soğuk bedenine işledi.

Danitz zihnen hazırlıklı olsa da yine de irkildi. Nerede olduğunu anlamak için içgüdüsel olarak etrafına bakındı.

Bir an sonra Altın Düş’ün kaptan kamarısından çoktan ayrıldığını fark etti. Kendini tipinin kasıp kavurduğu, buz tutmuş bir diyarda bulmuştu. Bu acımasız ortam yüzünden ufkunu hiç göremiyordu. Bir dağın tepesinde mi yoksa düz bir ovada mı olduğunu bile seçemiyordu.

Gerçekten de tuhaf bir dünyaya adım attım... Kaptan da mı burada? Danitz, kar taneleri gözüne dolmasın diye elini yüzüne siper etti.

Sakinleşip Gehrman Sparrow’un talimatlarını hatırlamaya çalıştı. Cebinden kare şeklinde katlanmış bir kağıt parçası çıkarıp dikkatle açtı.

Bunu yaparken kağıdın yırtılmasından veya rüzgarda uçup gitmesinden ölesiye korkuyordu. Öyle bir şey olursa tüm umutları tükenirdi; bereket versin ki korktuğu başına gelmedi. Gehrman Sparrow’un yazdıklarını okudu.

“Hermes dilinde, ama tercihen Kadim Hermes dilinde şu unvanları oku:

Bu çağa ait olmayan Budala.

Gri sisin üzerindeki gizemli hükümdar.

İyi şansa hükmeden Sarı ve Siyahın Kralı.

Bunu okuduktan hemen sonra kağıdı yak.”

Bu... Bu bir tanrı seviyesindeki gizli bir varlık mı? Koramiral Buzdağı Edwina’nın sıkı eğitimi sayesinde Danitz mistisizm konusunda kara cahil sayılmazdı. Hatta epeyce sağlam bir temeli vardı.

Elindeki kağıda bakarken gayriihtiyari nefesi kesildi, genzine dolan dondurucu rüzgar ve kar taneleri yüzünden şiddetle öksürmeye başladı. Yüzü acıyla buruştu.

Geçmişte kurduğu teorilerden birini kesinleştirmişti.

Gehrman Sparrow gerçekten de son derece güçlü ve gizemli bir örgüte mensuptu! Ve bu örgüt, Budala adındaki tanrısal bir varlığa tapıyordu!

Elbette, böyle güçlü ve kaçık bir adam gökten zembille inmiş olamazdı. Yer yarılayıp içinden çıkmamıştı ya... Danitz yakasını çekiştirip kıyafetlerine daha sıkı sarındı. Rüzgarda dalgalanan kağıda bakarken yüzünde açık bir tereddüt vardı.

Niyeti belirsiz, bilinmeyen gizli bir varlığın adını zikretmenin ne kadar tehlikeli olduğunu çok iyi biliyordu. Bu durum, ölümden de beter bir son doğurabilirdi!

Kaptan da burada kapana kısıldı. Üstelik buradan çıkışın başka yolu yok... Danitz ellerini kavuşturup ağzına yaklaştırdı.

Birden ellerini iki yana açtı ve Kadim Hermes dilinde Budala’nın unvanını okumaya başladı.

Altın Düş’te, kaptan kamarasında...

Klein, Danitz’in hiçbir neden yokken saydamlaşıp sırra kadem bastığına kendi gözleriyle şahit oldu. Groselle’in Gezileri’nin içine nasıl girileceğine dair akıllarda tek bir soru işareti bile kalmamıştı.

Sabırla bir an bekledikten sonra kulağına yankılı bir yakarış dizisi çalındı; ses kesinlikle bir erkeğe aitti.

Oh be, bakılırsa Groselle’in Gezileri gri sisi engellemeye yetmiyor. Kitabın içindeki dünya hâlâ o gizemli mekanla temas halinde... Böylece ben de içeri girsem tamamen köşeye sıkışmam, kozsuz kalmam... Klein rahatladığını belli eden bir iç çekti.

Durumu kesinleştirmek için büyü sözlerini mırıldanarak saat yönünün tersine dört adım attı. Gri sisin üzerine vardığında, Budala’nın yüksek arkalıklı sandalyesinin yanında Danitz’i temsil eden ışıltının dışarı doğru dalgalandığını gördü.

Beden ve ruh birlikte giriyor... Kitabın içindeki dünya epey köklü. Sadece Ruh Bedenini çekerek onu parçalamak imkansız... Gerçekten de bu mümkün olsaydı, önceki kehanet bana bunu işaret ederdi... Deniz Tanrısı Asası’nı kullanmak fazla tehlikeli. Danitz’e doğrudan lütufta bulunmak sadece onun ölümünü hızlandırır... Klein maneviyatını yayarken gözlerini yarı yarıya kapadı. Her şeyi bir an tarttıktan sonra birçok sonuca vardı.

Vakit kaybetmeden hemen gerçek dünyaya döndü. Bronz hançeri alıp üzerindeki Danitz’e ait kanı bir kağıt parçasıyla sildi.

Kağıdı katlayıp cebine koyduktan sonra bir sonraki hamlesini düşünmeye başladı.

Bakılırsa kan sürmek doğrudan içeri girmeyi sağlıyor. Böylece bedenimin başına dışarıda bir kaza gelmesinden endişelenmeme gerek kalmaz. Üstelik sorunu çok hızlı bir şekilde çözebilirim.

Ama aynı şekilde, tedbiri elden bırakamam. Başka tehlikelere karşı uyanık olmalıyım. Hmm... Bu gemide sıkıntı çıkarabilecek biri varsa, ben Groselle’in Gezileri’ne girdikten sonra kaptan kamarasına sızıp bu kitabı Gerçek Yaratıcı’ya, İlkel İblis İftrit’e veya Bilge’ye adayabilir. İşte o zaman başım belaya girer. Kesinlikle ölümden beter şeyler yaşarım.

Altın Düş’ün tayfası çoğunlukla Koramiral Buzdağı’na tutkun gibi görünüyor. Anderson’ın yüzeysel kışkırtmasının bile etkili olması bunu kanıtlıyor. Bu yüzden olayın Koramiral Buzdağı’nın hayatıyla ilgili olduğunu söyleyip içeri kimsenin girmemesi için birbirlerini gözetlemelerini istemek içimi rahatlatır.

Asıl sorun Anderson. O, En Güçlü Avcı. Bu gemideki tüm Olağanüstülerden daha güçlü. Üstelik pusu kurmakta ve sızmakta üstüne yok. Başkalarının takibinden sıyrılıp gizlice kaptan kamarasına sızma ihtimali az da olsa var... Geçmişi hâlâ çok şüpheli, ona gerçekten güvenmem imkansız.

Onu da benimle birlikte Groselle’in Gezileri’ne sokmanın bir yolunu bulmalıyım...

Düşüncelere dalan Klein, sarımsı kahverengi keçi derisiyle kaplı antik kitabın sayfalarını çevirdi. Yeni bir içerik olmadığını, hikayede Danitz’in varlığına dair hiçbir iz bulunmadığını gördü.

Yani birinin hikayenin gerçek bir parçası sayılması için hayatta kalmayı başarıp ana karakterin ekibiyle buluşması mı gerekiyor? Sayfaların çoğalması buna mı bağlı? Klein önsezilerini tartarak yeniden kapıya doğru yürüdü ve kapıyı açtı.

“İşe yaradı mı?” diye sordu Çiçekli Kravat Jodeson ve yanındakiler.

Klein başını salladı, sakin bir sesle, “Sırada uzun bir ritüel var,” dedi.

“Kimse içeri girip ritüeli bozmayacak; aksi takdirde Edwina Edwards sonsuza dek kaybolur, hatta ölür.”

Onları en önemli hususta uyardıktan sonra etrafına bakındı ve kestirmeden konuştu: “Aranızdan birinin sorun çıkarabileceğinden şüpheleniyorum.

Herkes birbirini gözetlesin.”

Gurme Bru Walls alışkanlıktan laf yetiştirecekti ki ansızın kaptan kamarasının boş olduğunu fark etti. Az önce içeri giren Danitz buhar olup uçmuştu.

Kaptanın kayboluşunu hatırlayıp Gehrman Sparrow’un sorunun kaynağını bulduktan sonra onu kurtarmaya yeltendiğini doğrulayınca başını salladı. “Bu işin sorumluluğunu ben alıyorum.

Onlar da beni gözetleyecek.”

Klein konuyu uzatmadı. Duvara yaslanmış duran Anderson Hood’a döndü.

“İçeri gel.”

Anderson dudağının sağ tarafını kıvırıp bir cik kessin yaptı.

“Dışarıdan bakan da senin emrinde çalıştığımı sanır. Tavırların Kışkırtıcılara taş çıkartır.”

Söylenmesine rağmen sırtını dikleştirdi, uzun adımlarla kaptan kamarasına daldı.

Klein kapıyı kapatıp kilitledikten sonra Anderson’a döndü.

“Ender rastlanır bir maceraya atılmak ister misin?

Belki de ejderha avlama başarısını kazanabilirsin.”

Son birkaç gündür yaptığı gözlemlere dayanarak Anderson Hood’un meraklı ve maceraperest bir avcı olduğuna inanıyordu. Yeni şeyler öğrenmekten ve sıra dışı heyecanlar yaşamaktan keyif alıyordu.

Anderson, Gehrman Sparrow’un yüzüne dik dik baktı, onu iyice süzdükten sonra gülümsedi.

“Hiç ilgimi çekmiyor.”

Kafasını kararlılıkla salladı.

Ardından, Klein daha lafa girmeden kıkırdadı.

“Tehlikenin kokusunu alıyorum. Aşırı kibirli, kaçık ve güçlü bir maceracı beni birlikte maceraya davet ediyor. Bu ne demek biliyor musun? İşin içinde son derece zahmetli ve tehlikeli bir şey var demek!”

İlgini çeker sanıyordum. Bu durum her zamanki hallerine hiç uymuyor. Gerekince kendini tutmasını ve dizginleri salmasını gerçekten biliyorsun... Hmm, başka bir tehdit savurmayı deneyeyim. İşe yaramazsa bu herifi ıssız bir adaya atar, Altın Düş’le yola devam ederim. Sonra gelip alırız. Bir avcı olarak ıssız bir adada hayatta kalmak onun için çocuk oyuncağı olmalı... Klein kararını çabucak verdi, gözleri bir anda buz kesti. Anderson’a bakarak konuştu: “Yakınımda gizli riskler barındırmaya izin vermem.”

Anderson bir an bocaladı, ardından hemen sırıttı.

“Haha, şakaydı ya. ‘Ejderha Avcısı’ unvanı epeyce ilgimi çekiyor aslında.”

... Fikrini çok hızlı değiştirdin... Biraz daha direnseydin terk edilmenin tadını çıkarabilirdin... Klein başıyla onayladı, yazı masasına doğru yürüdü ve peşinden gelen Anderson Hood’a döndü: “Kanını bu kitabın kapağına sür. Çok fazla sürmene gerek yok.”

"Süreyim mi?" Anderson meraklı gözlerle Groselle’in Seyahatleri’ni inceledi, ardından etrafa göz gezdirdi. "Edwina’nın ortadan kaybolması bu kitapla mı ilgili? Şu avcı fiyaskosunun kayboluşu da mı bu yüzden? Ha, doğru ya. Alevli Danitz. Adını az kalsın unutuyordum. Bereket versin ki ödülü eskisine kıyasla biraz daha arttı."

Klein’ın dudakları hafifçe seğirdi. "Doğru," diye karşılık verdi açıkça.

"İlginç..." Anderson çalışma masasına süzgün bir bakış attı, bronz hançeri kapıp eline umursamazca kanlı bir çizik attı.

Hemen ardından hançeri dikkatle kenara koyup elindeki kanı Groselle’in Seyahatleri’nin koyu kahverengi kapağına sürdü.

Birkaç saniyelik bekleyişin ardından, tam bronz hançeri alıp üzerindeki kan kalıntılarını silmeye yeltendiği anda görüş alanı ansızın bastıran bir tipiyle kaplandı.

Anderson’ın tıpkı Danitz gibi gözlerinin önünden kaybolduğunu gören Klein, masadan bir kâğıt parçası alıp hançerdeki kanı sildi. Ardından kâğıdı katlayıp cebine attı.

Üçünün de kitabın içindeki dünyaya girdikten sonra aynı noktada belireceğinden emin değildi. Bu yüzden Çubukla Keşif büyüsü için gereken malzemeleri yanına alarak tedbirini baştan koymuştu.

Tüm bunlardan sonra elindeki hançeri kendi elinin sırtına bastırdı.

Çizdiği gibi yüzündeki kaslar kasıldı, gözleri çaprazlama aşağı kaydı. Ancak birkaç saniye duraksadıktan sonra kendini zorlayabildi.

Vücudu hafifçe titredi, başı yana devrildi. İster istemez ağzı hafifçe aralandı.

Kan sızmaya başlayınca, bir elinde hâlâ hançeri tutan Klein diğer eliyle bastonunu kavradı ve elindeki kırmızı sıvıyı hızla kadim kitabın kapağına buladı.

Anlık bir duraksamanın ardından kendini bembeyaz bir kar diyarının ortasında buldu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.