Gece Yarısı Tehdidi

Uluslararası bir metropolde yaşamanın bir getirisi olarak sokaklar şık giyimli, göz alıcı insanlarla doluydu. Özel bir çaba harcamasam bile sık sık gözüme çarpan, zarafetiyle dikkat çeken kadınlara rastlardım.

Yine de şu an bu marketin içinde duran kadın bambaşka bir seviyedeydi. Onu bir kez gördükten sonra dönüp tekrar bakmaktan kendimi alamıyordum.

Kestane rengine boyattığı saçları omuzlarından bir şelale gibi dökülüyor, kulak memelerindeki kristal küpeler ışıkta parıldıyordu. Ormandaki bir ceylanınki kadar berrak, canlı gözleri vardı. İnanılmaz bir karizmaya sahipti.

Nezaketen ve biraz da alışageldik utangaçlığımdan ötürü gözlerimi ondan ayırıp buzdolaplarının bulunduğu reyonlara doğru ilerledim.

İçimden bir ses arkamı dönüp ona birkaç kez daha bakmamı söylese de rahatsızlık vermemek adına kendimi dizginledim.

Hmm, acaba hangi dondurmayı alsam? Soğutucunun şeffaf sürgülü kapağına bakarak derin bir düşünceye daldım.

Son zamanlarda en popüler olanlar Şişman Yengeçler ile Demir Kazan Yemeği'ydi...

Başarıyla verdiğim kiloları, verdiğim gibi geri alma riskini ve ay sonunun gelmesiyle suyunu çeken cüzdanımı hesaba katarak tercihimi Şişman Yengeçler'den yana kullandım.

Ardından yan reyona geçip soğuk bir şişe gazoz ile hıyar aromalı patates cipsini kaptım.

Bu üçü, bu gecelik akşam yemeğimi oluşturacaktı.

Ay başı olsaydı kesinlikle çok daha fazlasını alırdım. Eve istifler, canım çektikçe yerdim. Her seferinde aşağı inmek zorunda kalmazdım ama şu an harcamalarımda bu kadar gamsız davranmamın alemi yoktu.

Şirketin yöneticisi Bay Huang'ın bir zamanlar dediği gibi: "Ufak tefek zevklerin, en kritik nakit akışınızı yutmasına izin vermeyin."

Hisselerimi fazla zorlamadan atıştırmalıklarımı aldım ve hesabı kesmek için kasadaki kuyruğa geçtim.

Tam o anda burnuma hafif, büyüleyici bir koku çalındı.

Bir saniye sonra başımı çevirdiğimde, o muazzam güzelin rafların arasından süzülüp bana doğru geldiğini gördüm. Işıl ışıl gözleriyle gülümsedi. "WeChat hesabınızı alabilir miyim?"

Ben mi? kollarımı hafifçe iki yana açarak hem duruşumla hem de bakışımla şaşkınlığımı belli ettim.

Hayatım boyunca hiçbir kadın benden iletişim bilgilerimi istememişti!

"Evet, siz." Güzel kadın neşeyle başını salladı. "Yüzünüz ve tarzınız tam benlik. Sizinle tanışmak istiyorum."

Bana yakışıklı veya çok çekici olduğumu söyleyerek iltifat etseydi kesinlikle inanmazdım. Ancak tipimin ve tarzımın onun zevkine hitap etmesi imkansız değildi.

Belki de gerçekten onun kriterlerine uyuyordum, olamaz mıydı?

Bir an için neye uğradığımı şaşırdım, koltuklarım kabardı.

Fakat hemen ardından içimdeki şüpheci ses uyandı.

Acaba bir saadet zinciri veya piramit sistem tuzağı mıydı?

Yoksa bir bal tuzağı mı?

Yıllardır adliye haberlerini ve polisiyeleri takip eden biri olarak, gökten kucağıma böyle bir piyango düşmesi ister istemez savunma mekanizmalarımı tetiklemişti.

Ben kararsızca dururken, karşımdaki kadının gözleri hafifçe buğulandı. Bu durum beni bir an mahcup etti, suçlu hissettirdi.

Belki de ortada saadet zinciri ya da bal tuzağı falan yoktu... Öyle olsa bile altı üstü WeChat ekleyecekti. İleride biraz daha dikkatli olursam bir sorun çıkmazdı... Bir an düşünüp alelacele, "Tabii, olur," dedim.

Arkamı dönüp elimdeki içecek şişesini kasaya bıraktım ve cebimden telefonumu çıkardım.

Ancak kafamı kaldırıp kadına tekrar baktığımda çoktan gözden kaybolmuştu.

Tamamen sırra kadem basmış değildi aslında. Rafların arasındaki boşluklardan hızla uzaklaşan sırtını görebiliyordum.

...Hani tipimi, tarzımı beğenmiştin... Ne ara fikrini değiştirdin? Zihnimden bu düşünce geçerken kapının sinyal sesi duyuldu.

Marketin otomatik kapısı açıldı ve içeri birisi girdi.

Akşam saatlerinde ikamet kartımı kontrol etmeye gelen Polis Deng'di bu. Ancak bu kez sivil kıyafetlerini giymişti.

Kasaya doğru ilerledi, siyah ceketinin altını hafifçe düzelterek görevliye, "Bir fincan kahve," dedi.

Konuşurken gözü bana kaydı.

"S-Siz hesabı mı ödüyordunuz?"

Sözünü bitiremeden parmaklarıyla alnını sıktı.

"Siz şeydiniz, şey... Zhou..."

"Zhou Mingrui, Polis Deng. Daha bu akşam karşılaştık," diyerek gülümsedim.

Tam o esnada gözümün ucuyla kadının marketten tamamen çıktığını gördüm.

Benimle tanışmaktan vazgeçip apar topar kaçmasının sebebi Polis Deng'i görmüş olması mıydı? Gerçekten de bir Saadet Zinciri'ne mi bulaşmıştı, yoksa bir bal tuzağı mı kuruyordu? Hem pişmanlık hem de merak içinde elimdekileri kasiyere uzattım. "Önce Polis Deng'in kahvesini verin, acelesi yoktur," dedim.

Kasiyer kahveyi hazırlayıp Polis Deng'e uzattı.

Polis Deng bana dostça gülümsedi ve elinde kahve bardağıyla kapıya doğru yöneldi.

Birkaç adım attıktan sonra durdu, kendi kendine güler gibi bir edayla konuştu: "Sana hatırlatmayı unuttum, o tarikat hedeflerine yaklaşmak için her türlü yolu dener. Dikkatli ol."

Tarikat... Aniden zihnimde bir şimşek çaktı:

Yoksa az önceki o güzel kadın o tarikattan mıydı?

Suikastçı içeceğini içtiğim ve onların hedefi haline geldiğim için mi bana yaklaştı?

B-Bu yöntemle korunmak imkansızdı! Gerçekten bir bal tuzağı kullanmışlardı! Dehşete düştüm. Polis Deng tam arkasını dönüp marketten çıkacakken öne atıldım. "Az önce bir kadın WeChat hesabımı almak istedi."

Polis Deng benimle dalga geçmedi. Gayet ciddi bir tavırla, "Neye benziyordu?" diye sordu.

"Çok güzeldi, çoğu ünlüden bile daha alımlıydı..." Kısa bir tanım yaptıktan sonra ekledim: "Böyle bir kadının bana durduk yere yürümesini sağlayacak bir karizmam olduğunu sanmıyorum."

"Güzel tespit. Kurbanların çoğu sadece kendilerini çok çekici sandıkları için tuzağa düşüyor," dedi Polis Deng gülüseyerek. "Bu konuyu takibe alıp araştıracağız. Sen de elinden geleni yap. Dizilerdeki gibi yabancılarla pek konuşmamaya bak. Konuşsan bile derin bağlar kurma."

İçim ısındı, hızla başımı salladım.

"Anlaşıldı."

Polis Deng'in gidişini izledikten sonra kasaya dönüp hesabı kapattım. Atıştırmalıklarımı alıp oturduğum sitenin girişine doğru yürüdüm.

Yol boyunca, ızgara tezgahının yanından geçerken burnuma yine o yoğun, leziz kokular çalındı. Oturup bir sürü şey sipariş etmem için beni baştan çıkarıyordu.

Şöyle bir göz gezdirdiğimde bir grup serseri gördüm.

Barbekü tezgahının yanındaki basit plastik taburelere kurulmuş, yiyeceklerinin pişmesini bekliyorlardı.

Saçları rengarenk boyanmıştı; sokak kültürüne özenen tipik serseriler oldukları her hallerinden belliydi.

Eski ben olsaydım, gereksiz bir belaya bulaşmamak için adımlarımı hızlandırır, aradaki mesafeyi açardım.

Ama şimdi, bana sataşmalarını iple çekiyordum. Bir suikastçının gücünü tatmalarını istiyordum.

Tam o sırada, serserilerden biri bana baktı ve aniden ayağa kalktı.

Elinde bir deste kağıtla bana doğru koşar adım gelmeye başladı.

Heyecanlanmıştım. Birazdan nasıl bir havalı duruş sergileyeceğimi zihnimde canlandırmaya başladım.

Kaşları sarıya boyalı serseri hızla önümde durdu ve konuştu: "Merhaba, acaba Düş Dershanesi kurslarıyla ilgilenir miydiniz?"

Düş Dershanesi mi?

Gelişmeler beklediğimden bambaşka bir yöne kaymıştı!

Serseri konuşurken elindeki broşürlerden birini bana uzattı.

"Düş Dershanesi kurslarımız pek çok alanı kapsıyor. Çalışıyor olsanız bile kendinizi geliştirmek, hatta meslek değiştirmek için derslerimizden faydalanabilirsiniz."

Şaşkınlıkla broşürü aldım, gayriihtiyari sordum: "Siz öğretmen misiniz?"

"Evet, yabancı dil öğretmeniyim." Serseri kibirli bir şekilde gülümsedi. "Soyadım Da."

Sözünü bitiremeden arkadaki serserilerden birkaçı bağırdı: "Dani, yemekler hazır! Soğumadan gel!"

"Siktir!" Önümdeki serseri arkasını dönüp onlara orta parmak çekti, ardından koşa koşa masaya döndü.

Hayal kırıklığıyla başımı salladım. Atıştırmalıklarımı broşüre sarıp siteye girdim ve kiraladığım apartman dairesine doğru ilerledim.

Bina eski olduğu için merdivenlerdeki bazı lambalar patlaktı. Bazı katlar zifiri karanlıktı. Bastığım yeri net görebilmek için telefonumu çıkarıp fenerini açmak zorunda kaldım.

Çevre son derece sessizdi. Telefonumun ışığı aniden birkaç kez kırpıştı, ardından iyice cılızlaştı.

Aynı anda, enenseme buz gibi bir rüzgar çarptı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.