Gözleri yukarı doğru kaydıkça, Klein yaklaşan adım seslerinin kime ait olduğunu az çok tahmin etti.
Gelen kişi rahat hareket etmesini sağlayan bej rengi bir pantolon giymiş bir kadındı. Ayağında uzun, siyah deri çizmeler vardı ancak bedenini dizlerine kadar inen açık kahverengi bir etek sarıyordu. Eteğin çapraz kesimli, kat kat dökülen kıvrımları ona özgür ve mesafeli bir hava katıyordu.
Bu giyim tarzı Klein'a bir an için kendisini yeniden Dünya'daymış gibi hissettirdi. Çünkü Loen, Intis, Feysac, Feynapotter, Lenburg, Masin ya da Doğu Balam olsun, bu ülkelerin hiçbirinde böyle bir modanın esamesi bile okunmazdı!
Başını hızla kaldıran Klein nihayet kadının yüzünü gördü.
Omuzlarından aşağı süzülen uzun, kestane rengi saçları son derece doğaldı. Düz kirpikleri kusursuz bir oranla dışa doğru uzanıyordu. Derin mavi gözleri ise sanki içinde koca bir okyanus saklıyormuşçasına dipsiz ve gizemliydi.
Olağanüstü bir güzelliğe sahipti ama en çok dikkat çeken şey bu değildi. Tavırları, doğuştan gelen bir soyluluk hissini çabasızca etrafa yayıyordu. Uzun yıllardır çok önemli bir konumda bulunmanın verdiği o güçlü nüfuz, duruşunun her detayına sinmişti. Klein kadının gözleriyle temas kurmaktan çekinerek gayriihtiyari başını öne eğmek istedi.
Üstelik çok da uzundu. Klein Moretti halindeki boyuma neredeyse denk... diye geçirdi zihninden.
Yüzsüz iksirini tamamen sindirdikten sonra, bir bireyin aslında kişilik, deneyimler, bilgi birikimi ve sosyal bağların bir bileşimi olduğunu kavramıştı. Görünüşü ve fiziği dilediği gibi değiştirilebilirdi. Bu yüzden kim olduğunu bildiği sürece, farklı kimliklerinin özelliklerini tanımlamak için durum kelimesini kullanmakta bir sakınca görmüyordu. Sonuçta Yüzsüz yeteneğiyle yapılan her değişim, ek bir bakım gerektirmeden sabit kalabiliyordu. Bu da demek oluyordu ki, karşılık gelen Beyonder güçleri olmasa bile Gehrman Sparrow olarak dış görünüşünü korumaya devam edebilirdi.
Ve tam da bu yüzden, istese Klein Moretti'nin boyunu kolayca uzatabilirdi.
Tık. Tık. Tık.
Yüksek bir tepeden aşağı bakıyormuş hissi uyandıran kadın, Klein'ın önüne kadar geldi. Bir sandalye çekip oturdu.
"Yeniden karşılaştık," dedi kadın, son derece yumuşak ama bir o kadar da duygudan yoksun bir ses tonuyla.
Konuşma tarzı hiç yabancı gelmiyor... Klein'ın zihninde çarklar hızla dönmeye başladı ve bu tanıdıklık hissinin kaynağını anında yakaladı.
Kadının sahneye girişi zihninde aniden yankılandı ve bakışları en sonunda o siyah deri çizmelere kilitlendi!
Bu... Bu o!
Klein geçmişteki sahneleri bir bir hatırladı.
Ruh Beden formunda Kraliyet Müzesi'ne sızıp İmparator kartını ele geçirdiği o an bir yarı tanrıyla karşılaşmıştı. Kadın, iki devasa kitaplığın arasında kalan ahşap merdivenlerin en üst basamağında oturuyordu. Ve o zaman da ayaklarındaki siyah deri çizmeleri havada sallanıyordu!
Daha sonra Sherlock Moriarty kimliğine bürünüp İblis köpeği tarafından kovalanırken yardım için bağırdığı anı anımsadı. Yolun ortasında yeşil bezelye sarmaşıklarından oluşmuş bir orman patikasına denk gelmişti. Faytonu gökyüzüne doğru takip etmekten başka çaresi kalmamıştı ve orada, bezelye sarmaşıklarının örülerek oluşturduğu bir hamağın üzerinde yine aynı siyah deri çizmeleri görmüştü!
Gerçekten o! Bu rüya aleminde ve bu sularda ne işi var? Ü-üstelik 'Yeniden karşılaştık' dedi. Ben şu an Gehrman Sparrow'um!
Zihni kasırga gibi çalkalanırken Klein ifadesiz bir suratla cevap verdi: "Daha önce karşılaştığımızı sanmıyorum."
Yarı tanrı olsan ne yazar? Melek olmadığın sürece bu rüya dünyasında Deniz Tanrısı Asa'sını kullanarak sana karşı koyabilirim! Klein içten içe kendini yüreklendirdi.
Uzun kaşlı kadın oturduğu yerde çenesini hafifçe yukarı kaldırdı ve iki saniye boyunca Klein'ı süzdü.
"Öyle mi? Bay Kahraman Haydut İmparator..."
Klein'ın zihninde sanki bir yıldırım çaktı, düşünceleri bir anda patlayarak darmadağın oldu. Zihnindeki mantık silsilesi kopmuş, fikirleri parçalanarak tam bir kaosun ortasında kalmıştı.
B-benim Kahraman Haydut İmparator olduğumu nereden biliyor?
Kraliyet Müzesi'nden Küfür Kartı'nı çalan o Ruh Beden olduğunu anladı mı yani?
B-bu nasıl mümkün olabilir!?
Bir dakika, neden bana doğrudan Kahraman Haydut İmparator diye seslendi ki? Eğer Sherlock Moriarty deseydi çok daha fazla şaşırırdım, hatta yüzümdeki ifade değişimini gizlemeyi bile başaramayabilirdim...
Bu düşünceler zihninden bir şimşek gibi geçerken Klein dürtüsel bir reflexle yüz kaslarını kontrol altına aldı ve soğukkanlılıkla konuştu: "Neden bahsettiğiniz hakkında en ufak bir fikrim yok."
Günümüz moda anlayışının tamamen dışında giyinmiş olan kadın, söylediklerini tekrarlamadı ya da açıklama yapmaya girişmedi. Doğrudan konuya girdi: "Gehrman Sparrow kimliğini sana sağlayan benim."
"..."
Klein'ın bir anda kafa derisi karıncalandı. Kadının karşısında tek bir sırrı bile kalmamış gibi hissetti.
Gehrman Sparrow kimliği Bayan Sharron'ın bağlantıları sayesinde oluşturulmuştu... Bu yarı tanrı kadın da o bağlantılardan biri miydi yani?
Doğru ya, Bayan Sharron daha önce çevresinden birinin Kahraman Haydut İmparator'un gerçek kimliğini araştırdığından ve bunu getirene makul her türlü isteği yerine getirme sözü verdiğinden bahsetmişti. Malzeme karşılığı olarak da Üst-Dizi Beyonder malzemelerinin altındaki şeylerle sınırlandırmıştı...
Bayan Sharron'ın tarifine göre görevi veren kişi 1.70'ten uzun, oldukça orantılı bir vücuda ve uzun kestane rengi saçlara sahipti. Siyah deri çizmeler giymeyi seviyordu. Kahretsin... Karşımdaki kişi tam olarak o değil mi... O zamanlar Kraliyet Müzesi'nde karşılaştığım yarı tanrı olup olmadığını bile sorgulamıştım. Üstelik İmparator kartını benim aldığımı gayet iyi biliyordu...
Düşünceler zihninde resmi geçit yaparken Klein bir an için söyleyecek söz bulamadı. Tek yapabildiği sessizliğini korumak oldu.
Çenesi sivri olmaktan uzak, hafifçe yuvarlak hatlara sahip kadın, Gehrman Sparrow kimliğinin üzerinde daha fazla durmadı. Dışarıdaki donup kalmış gün batımına bakarak konuştu: "Sen Rorsted Takımadaları'ındayken, Nast Solomon'un İmparator'u da o sularda ortaya çıktı.
Bunun ne anlama geldiğini bildiğinizi düşünüyorum, Bay Kahraman Haydut."
Kadının kimliğini açığa vurmak yerine kendisine ipuçları ve kanıtlar sunduğunu fark eden Klein, dudak bükmekle yetindi: "Beyonder özelliklerinin birbirini çekme yasası."
Karşısındaki kadının ifadesi anında yumuşadı ve gülümseyerek dedi ki: "Gerçekten de Kahraman Haydut İmparator sensin."
... Demek emin değildin... Sadece elindeki ipuçlarını sıralayıp kendinden emin bir tavır takınıyordun... Ama az önce nasıl bu kadar kendinden emin durabiliyordu? Yoksa henüz ortaya dökmediği başka kanıtları mı var? Klein bir anlık boşluğuna yandı, kafası iyice karışmıştı.
Önemli biri olma statüsünden keyif alıyor gibi görünen kadın konuyu uzatmadı. Bakışlarını kitaplığa çevirerek sordu: "Kitap ayracının bir İmparator kartı olduğunu onun günlüğünden mi öğrendin?"
Günlük... Bu kadın Roselle'in defteri denilen şeyin bir günlük olduğunu da biliyor... Klein şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi, cevap vermemeyi seçti.
"O defteri almadın, çünkü bir şeylerden mi şüphelendin?" diye tekrar sordu kadın.
Bu... Klein aniden bir şeylerin farkına vardı ve cevap vermek yerine soru sormaya karar verdi. Pasif durumdan sıyrılmalı, burnundan sürüklenip durmaya bir son vermeliydi.
Kadının derin mavi gözlerine doğrudan bakarak sordu: "Gelecek gemisinde beni gizlice gözetleyen o gizemli kişi sen miydin?"
Kimsenin kendisine yaklaşmasına izin vermeyen o güzel kadın içtenlikle yanıtladı: "Evet. Cattleya benim Gelecek'e gizlice bindiğimi bilmiyor ama sen bunu fark etmeyi başardın... Bir Palyaço'nun tehlike duyusu mu?"
Yaptığı gözlemlere ve önceki bilgilere dayanarak benim bir Yüzsüz ve Büyücü olduğumu az çok çıkarmış... Ses tonuna bakılırsa Yıldızlar Amirali ile son derece yakın... Musa Zühd Tarikatı'nın üst kademelerinden biri mi yoksa şu Gizem Rahipleri Kraliçesi mi?
Klein başını salladı: "Doğru."
Kadın çenesini hafifçe kaldırıp dudaklarını kıvırdı.
"Sıradan bir Palyaço'nun, Dizi 5 olsa bile bu seviyedeki bir tehlikeyi hissetmesi imkansızdır."
Yine başka bir benzersiz özelliğimi keşfetti... Bu kadın... Kahin yolunu çok iyi biliyor... Gerçekten de gri sisin gücünden bir miktar etkilendim mi acaba, tehlikeli olmayan durumlarda bile doğrudan bir önsezi hissi veriyor bana?
Klein kadına tekrar konuşma fırsatı vermeden boğuk bir tonla sordu: "Duvar resimlerinin bulunduğu salonun derinliklerinde Anderson Hood'un duyduğu kapı açılma ve adım sesleri sana mı aitti?"
"Şu şanssızlıktan muzdarip olan avcıyı mı kastediyorsun?" diye sordu kadın, düşünceli bir halde.
"Evet." Klein onayladı.
"Gerçekten bendim." Kadın duraksadı. "O avcıya bir kehaneti ilet. En ölümcül tehlike genelde gündelik hayatın içinde saklıdır."
Bu da ne demek şimdi?
Kadının açıklama yapmaya niyeti olmadığını gören Klein, tartıp biçtikten sonra tekrar sordu: "Karanlık Azizi'nin rüyasında belirmemi sağlayan sen miydin?"
Kadın uzun kestane rengi saçlarını geriye doğru taradı, yumuşak ama soğuk bir sesle konuştu: "Bunu tahmin etmek zor olmasa gerek.
O rüya sayesinde, o deniz yılanı Kalvetua'nın kalıntılarını senin aldığını doğrulamış oldum.
Ve tıpkı daha önceki gibi, yine bir Ruh Beden olarak ortaya çıktın. Eşyayı Jahn Kottman'ın elinden kapıp doğrudan ortadan kayboldun, değil mi? Ah, hâlâ İmparator kartını taşıyorsun."
Klein bu konudaki sorulara yanıt vermedi, konuyu değiştirerek doğrudan sordu: "Sen Gizem Rahipleri Kraliçesi misin?"
"Birçok insan bana bu isimle hitap eder," diye sakince yanıtladı kadın.
Gerçekten o... Bu kadının sadece Loen'deki ödülü bile 650.000 poundu buluyor!
Klein sessizce nefesi kesildi ve sordu: "Bayan, beni aramanızın özel bir sebebi var mı?"
Gizem Rahipleri Kraliçesi mavi gözlerini birkaç saniye boyunca ona dikti, ardından konuştu: "İmparator Roselle tarafından oluşturulan dili yorumlama yöntemini benimle paylaşmanı umuyorum. Bunun karşılığında taleplerinin çoğunu karşılayabilirim."
Klein durumu ne kabul etti ne de reddetti. Kıkırdayarak sordu: "Bana karşılık gelen Üst-Dizi Beyonder iksir formüllerini bile verebileceğinizi söylemeyin sakın?"
Gizem Rahipleri Kraliçesi o görkemli duruşunu biraz yumuşattı ama soysoylu havasından en ufak bir şey kaybetmeden konuştu: "Senin kaderin, Hornacis dağ sırasının en yüksek tepesinde yatıyor."
Bu... Klein tarif edilemez bir şok dalgasıyla sarsıldı.
Gözleri gayriihtiyari etrafta gezindi. Aklında bir soruyu tartar, bir çıkış yolu ararken Gizem Rahipleri Kraliçesi aniden doğruldu.
“Ne zaman yardıma ihtiyaç duyarsan ya da Küfür Kartları'na dair bir ipucu ararsan, cevabını o zaman verirsin.”
Arkasını dönüp o son derece düzenli, göz alıcı genişlikteki kütüphanenin derinliklerine doğru ilerledi. Attığı her adımda silüeti biraz daha silikleşiyor, ardından hızla gözden kayboluyordu.
Derken kütüphane bir anda iskambil kağıdından bir kule gibi çöktü. Kısa bir süre boşlukta sürüklendiğini hisseden Klein, gözlerini açtığında kendini yine o büyüleyici duvar resimleriyle bezeli görkemli salonda buldu.
Anderson, karşısında beliren adama şaşkınlıkla bakakaldı. Ağzından dökülen ilk sözcükler, “Sen buraya nasıl geldin böyle?” oldu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.