Araragi Karen’in adımladığı yolun, yani karate yolunun sarp ve çetin olduğu su götürmez bir gerçek. Ama benim gibi bir aylak için, insanın önünde böylesine belirgin bir yolun uzanması fikri bile imrenilecek bir şey. Eğer o kişi küçük kız kardeşim olmasaydı, ona hasetle bakardım; ama söz konusu kardeşim olunca, sadece bakışlarımı mahcup bir edayla kaçırmakla yetiniyorum. Yine de, önümde hiçbir kıvrımı ya da sapması olmayan, haritaya bile ihtiyaç duymayacağım dümdüz bir tek yönlü yolda, hatta bir otobanda, hiç tereddüt etmeden yürümenin nasıl bir his olacağını hayal etmediğimi söylersem yalan olur.
Doğru yolda ilerlediğini bilmek.
Her iki ayağını da yere sağlam basmak.
Her gün kararlı adımlarla mesafe katetmek.
Bin millik yolculuk tek bir adımla başlar ve yüz millik yolun doksanıncı mili, yolun henüz yarısı sayılır. Karanlığın her daim sizden bir adım önde olduğu bu dünyada, sonu gelmeyen bir yol olsa dahi, yürüdüğün yolu görebilmek paha biçilemez bir kutsama.
Karanlık.
O Karanlık.
Onun için böyle bir şey söz konusu bile değil.
Kardeşim olmasa kıskanırdım dedim ya, aynı mantıkla, eğer kardeşim olmasaydı onun bu seviye insanlığına aşık bile olabilirdim. Fakat onun yaşadığı hayatın her zaman bir feragatnamesi vardır.
Yolu önünde bu kadar net uzandığı için, o yolu gözden kaybetmenin ne kadar sarsıcı olacağını bir düşünün. Bu korkunç ihtimali hayal etmekten kendimi alamıyorum.
Ona sordum.
Karateyi bırakmak zorunda kalsaydın ne yapardın?
Bırakmak zorunda kaldığı bir durum.
Vazgeçmek zorunda kaldığı bir an.
O yoldan, o üzerinde yürüdüğü otobandan ayrılmak zorunda kaldığı bir zaman.
İstatistiki olarak imkansız, istisnai bir ihtimali ortaya atıp kız kardeşimin huzurunu kaçırmak gibi bir niyetim yoktu; o kadar kötü biri değilim. Sadece gerçek bir olasılığa dair duyduğum endişeleri tartarak ona olan ilgimi göstermeye çalışıyordum.
Ve bu, gayet gerçek bir olasılık.
Karate gibi bir dövüş sporunda sabah, öğle, akşam demeden antrenman yaptığınızda, kariyerinizi bitirecek ağır bir sakatlık yaşama ihtimaliniz her zaman vardır. Ya da hayatınızın aşkı sizden bu tehlikeli uğraşı bırakmanızı rica edebilir. Belki de tüm dikkatinizi derslerinize vermeniz gereken bir noktaya gelirsiniz. Önünüzdeki yol ne kadar açık, ne kadar bakımlı ve görkemli olursa olsun, her zaman teknik bir arıza çıkma ihtimali bulunur.
Motorda ya da elektrik sisteminde bir sorun.
Her yerde bir aksilik potansiyeli vardır. Yol ne kadar aydınlık, güneş yolun üzerinde ne kadar göz kamaştırıcı parlarsa parlasın, bu durum geleceğin de mutlaka parlak olacağı anlamına gelmez.
Karanlık sadece önünüzde değildir.
Aynı zamanda içeride de olabilir.
Eğer yolun ortasında kalakalsan ne yapardın?
İnsan er ya da geç kendini bir çıkmazın içinde bulur.
Fakat Karen’in istifini bozmadan verdiği o kendinden emin cevap basitti: “Yanılıyorsun ağabey. Çünkü yığılıp kaldığım her yer, benim için bitiş çizgisidir. Artık daha fazla ileri gidemeyeceğim o noktaya ulaşmak, asıl hedeftir.”
Yolda kalmadan, düşene kadar yürümek.
Başka bir deyişle, yere kapaklanana dek ileri atılmaya dair amansız bir kararlılık sergiledi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.