Sarayda Bir Misafir

Beyaz Takımlı kadın, raporlarını teslim edip resmi işlemleri hallettikten sonra odaya döndü.

“Affedersiniz Yüce Altesleri, gerekli tüm düzenlemeleri yaptım. Bay Kazuma, artık resmi konuğumuzsunuz. Bu yüzden lütfen sarayda kendinizi evinizde hissedin.”

Tam da anlattığım hikayenin en heyecanlı yerindeydim.

“Sonra Darkness dedi ki: ‘Ihh… N-nasıl oldu bu…?’ Ardından, anasından doğduğu gibi çılçıplak, kulaklarına kadar kızarmış bir halde arkama geçti. Havlumu kaptığı gibi, utancından yerin dibine girerek…”

“Eee? Sonra ne oldu?!”

“Ne mi oldu! Prenses Iris’e böyle şeyler anlatmaya utanmıyor musun? Seni şuracıkta doğradayım mı ben?!”

Beyaz Takımlı kadın, yatağa uzanmış pürdikkat beni dinleyen prensesin halini görünce adeta siper olmak istercesine aramıza atladı. Bir yandan kınından çıkardığı kılıcını bana doğrultuyor, bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

“D-dur bir dakika! Hemen gaza gelme! Iris kendisi duymak istediğini söyle—”

“Bu ne cüret! Sen, aşağılık bir maceracı, Yüce Alteslerinden bir unvan bile kullanmadan bahsetmeye nasıl cesaret edersin? Kendisine ‘Yüce Altesleri’ diye hitap edeceksin! Saygıda ve resmiyette kusur etmeyeceksin!”

Amma da çekilmez kadınmış arkadaş!

“Yeter, Claire. Usta Kazuma’ya bana ismiyle hitap edebileceğini, dahası benimle doğal bir dille konuşabileceğini ben söyledim. A-ama her neyse… Usta Kazuma, peki sonra ne oldu? Lalatina çılçıplak, utanmış bir halde havlunla ne yaptı? Anlatmak zorundasın!”

“Hayır, Yüce Altesleri! Böyle edepsiz hikayeleri dinlememelisiniz! Usta Kazuma, sen de anlatamazsın! H-hem Lady Dustiness ile birlikte banyoya girdiğinize dair söylentiler… Onlar sadece dedikodudan ibaret, değil mi?”

Prenses, hikayenin sonunu öğrenebilmek için sabırsızlıkla yumruklarını sıkmış, yatakta doğrulmuştu. Devam etmem için gözlerimin içine bakıyordu. Sandalyemde rahat bir konuma geçip namıdiğer Claire olan Beyaz Takımlı kadına döndüm. O da en az Yüce Altesleri kadar hikayenin devamını merak ediyor gibiydi.

“Yalan tek bir kelime bile etmedim. Bana inanmıyorsan… Eh, bu kadar büyük bir sarayda şu büyük şehir karakollarında doğruyu söyleyip söylemediğini anlamak için kullanılan sorgu zillerinden biri kesin vardır. Hani yalan söyleyince çalan türden? İnanmıyorsan getirt bir tane, bakalım çalıyor mu.”

Bu sözlerim onu ikna etmiş gibiydi. Claire şimdilik kılıcını kınına soktu ama nefret dolu gözlerle bana bakmaya devam etti. “Sana inandığımı varsayalım. Lady Dustiness’ın konağındaki karşılaşmamızdan beri senden şüphe etmekten başka bir şey yapmadığımı kabul ediyorum. Ama yine de Prenses Iris’e böyle şeyler anlatmanı yasaklıyorum!”

“Benim hikayelerimi dinleyip dinlemeyeceğine karar verme yetkisinin Prenses Iris’e ait olduğunu düşünüyordum. Sonuçta Yüce Alteslerinin hizmetçisi emir verecek makamda değil, öyle değil mi? Onu tam en heyecanlı yerinde böldüğün için Yüce Alteslerinin uğradığı krallara layık hayal kırıklığına bir bak! Hadi bakalım, başka kapıya! Hikayemi bitireceğim, o yüzden ikile!”

“Böyle bir hikayeyi bitirmene izin vereceğimi mi sanıyorsun? Hem ben sıradan bir hizmetçi değilim! Ben Claire’im; Sinfonia ailesinin en büyük kızı! Sana pek bir düşkün görünen Dustiness ailesinden hiç de aşağı kalmayan soylu bir hanedandan geliyorum! Ben Prenses Iris’in muhafızıyım ve…”

Aldığı başarıları ve unvanları tek tek sıralamaya başladı. Onu tamamen duymazdan gelerek Iris’e döndüm. “Eh, madem Beyaz Takımlı bu hikayeye geçit vermiyor, başka bir tane anlatsam nasıl olur?”

“B-Beyaz Takımlı mı?! Seni barbar herif, bana Lady Claire diyeceksin! Ah, senden gerçekten bıktım! Lady Dustiness her gün senin gibi biriyle nasıl başa çıkıyor, aklım almıyor…”

Claire’in bu sert tavrı prensesin gözünden kaçmamıştı. Aşikar bir hayal kırıklığıyla konuştu. “Sanırım başka çaremiz yok… Yazık oldu ama devamını başka bir zamana ertelemek zorundayız.”

Prensesin bu söz dinleyen tavrı Claire’e derin bir rahatlama nefesi aldırdı. Anlaşılan Iris, zamanının çoğunda gerçekten de söz dinleyen tatlı bir kız çocuğuydu.

“Pekala, o zaman başka bir şey anlatayım. Bir keresinde Darkness ile düelloya tutuşmuştuk. Kaybedene çok feci şeyler yapılacaktı. Kazandığımda olanları dinlemek ister misin?”

“E-evet, kesinlikle! Onu duymak istiyorum!”

“Kelimelikle imkansız! Yüce Altesleri, bu adamı dinlememelisiniz! O çok ama çok tehlikeli bir adam!”

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.