Ertesi sabah, Lonca'dan aldığım Kızıl Büyü Köyü ve civarını gösteren haritayı masaya serip kızlara gidişatımızı anlatıyordum.
"Süreç bundan ibaret. Bizim bu bir sıcak bir soğuk takılan kız evine dönmek istediğini söyledi. Ben de diyorum ki Kızıl Büyü Klanı'nın kasabasına ufak bir gezi düzenleyelim."
"Sen kime bir sıcak bir soğuk diyorsun be?! Kaç kere söyleyeceğim, kız kardeşim..."
Megumin'in alnına elimi bastırıp onu mesafeli bir konumda tutarak konuşmaya devam ettim.
"Söylendiğine göre köy şu sıralar İblis Kralı'nın güçleriyle çatışma halindeymiş. Planımız şu: Bölgeyi uzaktan bir usulca gözlemleyeceğiz. Mektupta yazıldığı kadar tehlikeli görünüyorsa döküldüğümüz gibi eve döneceğiz. Yolda İblis Kralı'nın ordusunu andıran en ufak bir şeyle bile karşılaşırsak derhal geri çekiliyoruz. Ayrıca canavarlarla dövüşmekten kaçınmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Anlaştık mı?"
"Yine o iç açıcı karamsar planlarından biri Kazuma!" dedi Aqua. "Aman neyse, tamam. Başka bir geziden yeni dönmüş olabiliriz ama Megumin'in memleketini kurtarmaya gitmeye varım!" Beklenteyle yumruğunu sıktı. Son zamanlarda İblis Kralı'nın subaylarına karşı üst üste kazandığımız zaferler, ona karakterine hiç uymayan bir özgüven kazandırmıştı.
"Kızıl Büyü Köyü mü? Orası güçlü canavarlarla dolup taşan adeta bir cennet. Ve şu an İblis Kralı'nın güçlerinin saldırısı altında demek... Ahh! Sayıca üstünlük sağlayıp beni ele geçirdikleri o gün geldiğinde ne yapacağım? Dinle Kazuma, böyle bir şey olduğunda beni unut! Sadece kendini düşün!"
"Hiç merak etme, seni arkada bırakmaktan büyük mutluluk duyarım. Ama sakın peşimizden eve dönmeye kalkma, tamam mı?" Zihni yine bambaşka fantezilere kayan Darkness'ı anında yerin dibine soktum. Üçümüz de eşyalarımızı topladık. Zaten geçen seferki yolculuktan kalma bavulları henüz açmamıştık bile. Evden çıktık.
Normalde doğrudan araba durağına yönelirdik ama bu gezi için zihnimde küçük bir plan vardı.
"Hey Kazuma, nereye gidiyoruz biz ya? Şu Yunyun denilen kızı takip edip köyüne gitmeyecek miydik?"
"Yunyun dün öğleden hemen sonra bir arabayla yola çıktı. Hayatta yetişemeyiz. Hem ben araba yolculuklarından bıktım artık. Gitmek istediğim başka bir yer var."
Aqua'ya cevap verirken, hedefim olan o küçük dükkan da görünmüştü zaten.
"...Öh. Buraya mı gelmek istiyordun? Şey... Leydi Eris'in bir inananı olarak buradan uzak dursam iyi olur... Yani, burası..."
"Ooo, hoş geldiniz, hoş geldiniz! Ticaret tecrübesi maalesef seviyesine zerre katkı sağlamayan genç adam ve son zamanlarda tek vasfı ailesinin unvanından ibaret olan genç hanım! Ve bak sen şu işe, dayanılmaz ışık halesiyle bizim haydut rahip ile sadece şov amaçlı büyüler bilen şu gösteriş meraklısı klan üyesi de buradaymış! Bilseniz tam da zamanında geldiniz."
"...işte bu adamın çalıştığı yer!"
"Gösteriş meraklısı klan üyesi mi?!"
Darkness ve Megumin, dükkanın bir köşesini temizlerken onları selamlayan garip maskeli çalışana sırayla bozulduklarını belli ettiler. Buraya ertelediğimiz ticari müzakereleri nihayete erdirmek ve Wiz'den istediğim bir şey olduğu için gelmiştim...
Vanir arkamdan dolanıp beni içeri yönlendirdi. Kaşlarını çattı ama Aqua'nın savurduğu seri ve küçük yumrukları tamamen görmezden geldi. Wiz ortalıklarda görünmüyordu. Fakat içeride bir yerden gelen hafif bir burnunu çekme sesi duyuluyordu...
Tatsız çalışanı beni içeriye doğru itmeye devam etti.
"Ne demek istiyorsun? Yine garip bir şeyler mi getirdiniz stoklara? Bastan söyleyeyim, bir şey satın almaya gelmedim."
"Hadi ama, öyle söylemeyin. Mallarımdan bazılarının pek tatmin edici olmadığını biliyorum ama benim bile parladığım anlar olur. Çok ilginizi çekeceğinden emin olduğum bir şey var elimde." Bizleri içeri sokmayı başaran Vanir, kapağı açık küçük bir kutu uzattı.
"...? Bu da ne?"
"Kötü ruhları defeden büyülü bir eşya. Kapağını açmanız yeterli, kutsal bir aura onları en az on iki saat boyunca uzak tutar. Hatırladığım kadarıyla yanınızda kötü ruhların özellikle çok sevdiği son derece sıra dışı biri var. Hatta son gezinizde hayatınızı epey zorlaştırdığını sanıyorum. Bundan bir tane edinecek olursanız, yatağınızda, kırda veya herhangi bir yerde içiniz tamamen rahat bir şekilde uyuyabilirsiniz!"
"Bir dakika, 'son derece sıra dışı' derken benden bahsetmiyorsun değil mi?"
Kötü ruh kovucu ha? İlk bakışta kulağa epey kullanışlı geldiğini kabul etmeliydim...
"Bit yeniği neresinde? Yokmuş gibi davranma hiç."
"Aaa, ama gerçekten yok. Şey, belki... Tüketilebilir bir eşya için fiyatı birazcık yüksek sayılabilir, hepsi bu. Ama çok etkilidir! Kapağı böyle açık tutuyorum ya, bizim sis beyinli dükkan sahibi arka odadan dışarı adımını atamıyor. Bütün gün orada ağlayıp durdu, o kadar etkili yani!"
"Demin beri duyduğum ses Wiz'e mi aitti yani? Kaldır şunu! Kadın niye böyle bir şey sipariş etti ki sanki?... Yine de el altında bulunması iyi olur gibi sanki. Ver bir tane. Hemen lazım olacak." Muhtemelen yapmamız gerekecek kamp yolculuklarını düşünerek cüzdanımı çıkardım.
"Sizinle iş yapmak her zaman bir şereftir! Bir adet kötü ruh kovucu. Bir milyon eris tutuyor!"
"Bu resmen soygun! Bu fiyata gider o lanet zombilerle kendim dövüşürüm daha iyi!"
Vanir beni duymazdan gelerek bizim için yeni bir kutuyu özenle torbaya koydu.
"Neden endişeleniyorsunuz ki saygıdeğer müşterim? Ne de olsa yakında zengin bir adam olacaksınız! Şimdiye kadarki tüm icatlarınızın fikri mülkiyet haklarını üç yüz milyon eris karşılığında satın alacağım! Bu sözleşme sizin için uygun mudur?" Konuşurken bir yandan da bir sözleşme çıkardı.
"Üç yüz milyon eris mi?! O kadar parayı alsa bir daha asla çalışmaz! İşe yaramaz bir asalağa dönüşür! Ama bir bakıma, bu da o kadar kötü sayılmaz sanki..." Yanımdaki Darkness endişeli görünüyordu. Kendi kendine ne mırıldandığı hakkında en ufak bir fikrim yoktu doğrusu.
İki yanımda duran Aqua ve Megumin, yüzlerinde yaltakçı gülümsemelerle kollarımı çekiştirmeye başlamışlardı bile.
"Kazuma! Canım Kazuma'm. Evimizde bir havuz olmasının hayalini kuruyorum..."
"Ben bir MP Arıtma Cihazı almak istiyorum. MP yenilenmesine yardımcı olduğu söyleniyor."
"Of, para kokusunu alır almaz nasıl da üşüştünüz başıma. Havuzlar ve büyü arıtıcıları kulağa epey pahalı geliyor ve ben henüz zengin olmadım. Şimdilik gidin de bu yolculuk için ihtiyacımız olabilecek eşyalar var mı diye bir bakın dükkana."
Üstelemem üzerine ikisi de sevinçle dükkandaki eşya koleksiyonunu karıştırmaya başladı.
Kendi adıma, fikri mülkiyet haklarım için teklif edilen toplu parayı almaya karar vermiştim. Belli ki başımı tehlikeli işlere sokma hususunda üstüme yoktu, fırsatım varken parayı alıp kaçmak en mantıklısıydı. Sadece tek bir yıl içinde bu kasabada iki ayrı felaket yaşanmıştı: Üst düzey bir İblis Kralı generali ve yürüyen bir kale. İnsanın tedbiri elden bırakmaması gerekiyordu.
"Tamam, şu kötü ruh kovucunun parasını benim üç yüz milyondan düşersin. Parayı hemen alamayacağımı varsayıyorum, değil mi?"
" Ne yazık ki evet. Arka odada hüngür hüngür ağlayan dertli Lich gidip bu saçma şeyleri sipariş etmek zorunda kaldı, bu da sermayemizin suyunu çekti. Açık konuşmak gerekirse şu an hiç paramız yok. Ah, öyle surat yapmayın hemen. Önümüzdeki hafta bolca sermayem olacak, yatırımcıları kasabaya davet ettim."
Önümüzdeki hafta demek? Önümüzdeki haftadan itibaren kasabanın en zengin adamı olacaktım!
"Aklıma gelmişken, Wiz ile konuşmak istiyordum. Gidip onu çağırabilir misin?"
Vanir, süklüm püklüm bir ifadeyle havaya beyaz bir sis yayan kutunun kapağını kapattı. Mekanı havalandırmak için bir pencere açtı ve nihayet Wiz arka odadan çıktı. Gülümseyerek bizi karşıladı. Çok kısa bir süre öncesine kadar Arcanletia gezimizin yorgunluğu yüzünden bir ayağı çukurdaydı ama şimdi o her zamanki ölümcül solgunluğuna geri dönmüş gibi görünüyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.