Orkların bölgesinden çıkıp ormanın derinliklerine daldığımızda, soluklanmak için kısa bir mola vermeye karar verdik.
"Yunyun yanımızdayken bu yaratıkların hiçbiri gözümü korkutamaz! Hepsini ezer geçeriz!" Bunu söyleyen Aqua'ydı ve adeta felakete davetiye çıkarıyordu.
Yine de ne hissettiğini anlayabiliyordum. Yunyun’un varlığı ve üst düzey büyüleri insanı gerçekten güvende hissettiriyordu.
Bense oradan çıktığımızdan beri Aqua’nın yanından bir an olsun ayrılmamıştım. Eskiden beri tanıdığım birinin yanında durmak nedense içimi rahatlatıyordu. Bu hallerim onu biraz afallatmış gibi görünse de mucizevi bir şekilde sesini çıkarmadı. Dibinden ayrılmama izin verdiği için ona müteşekkirdim.
Hem de nasıl müteşekkir...
Orklarla yaşadığım o olay ruhumda derin bir travma bırakmış gibiydi. Yırtılan kıyafetlerimi değiştirip diğerlerine emanet ettiğim eşyalarımı kuşandım. Sonra da kurtarıcıma döndüm.
"Yunyun, tekrardan minnettarım. Ne kadar minnettar olduğumu tahmin bile edemezsin. Ömrümün sonuna kadar biri bana 'Senin kahramanın kim?' diye soracak olursa, hiç düşünmeden 'Yunyun' diyeceğim. İşte o kadar müteşekkirim sana."
Yunyun utançtan ne yapacağını bilemeyerek, "T-tamam, anladık! Artık benimle dalga geçiyormuşsun gibi gelmeye başladı..." dedi.
Tüm bunları söylerken Aqua’nın tüy pelerinini bir an bile bırakmamıştım.
Yunyun konuşmaya devam etti. "Bu arada, hepinizin burada ne işi var ki? Megumin, yoksa sonunda köy için endişelenmeye mi başladın?"
"E-evet! Kız kardeşim! Onun için çok endişelendim. Biliyorsun, hemen düşüncesizce işlere kalkışır."
"Ha, doğru ya. Büyü yapamadığı halde dövüşmeye bayılır zaten."
Yunyun bu numarayı zokayı yutar gibi yutmuştu. Bizim tayfanın yüzünde ise pişkin pişkin sırıtmalar belirdi.
Megumin öfkeyle arkasını dönerken, "N-ne diye bana öyle bakıyorsunuz be?!" diye çıkıştı.
Elimdeki kahve kupasını iki avcumun arasına alıp ağır ağır yudumladım. Orklarla karşılaşmamın ruhumda açtığı o ağır yaralar, bu sıcak yudumlarla biraz olsun iyileşiyordu. Pelerinime iyice sarınıp yol arkadaşlarıma tek tek baktım.
"...Dördünüzün de yüzü ne kadar güzel böyle."
Yolun kenarındaki ağaçların arasında, sesimi duyan herkes bir anda donakaldı.
Aqua, "N-ne oluyor yahu?" dedi. "Kazuma zaten hep tuhaf tuhaf konuşup hareket eder ama bugün her zamankinden de beter!"
Darkness, "S-sakin ol," diye karşılık verdi. "Sinsi bir plan peşinde, biliyorum. İnsanı önce göklere çıkarıp sonra yere çakmaya bayılır. Sakın mutlu görünme, yoksa doğruca tuzağına düşersin!"
Aşk olsun ama. Çok kabasınız.
Megumin hâlâ arkası dönük duruyordu ama omuzlarının üzerinden bana bakıp Darkness’a katıldığını belli eden jestler yapıyordu. Yunyun ise kızaran yanaklarıyla sadece şaşkın görünüyordu.
O orklardan kurtulduktan sonra, kendimi hiç bu kadar rahatlamış hissetmemiştim. Dört yol arkadaşıma bakıp derin bir nefes daha aldım.
"Gerçekten de hepiniz çok güzelsiniz, değil mi?"
Aqua, "Bu ne yapıyor böyle?!" diye bağırdı. "Cidden, neyin peşinde? İyice kafayı yedi!"
"Sana sakin ol dedim Aqua! Önce ona bir iyileştirme büyüsü yap!"
Darkness ile Aqua panik yapmanın eşiğindeydi, Megumin ise savunmasını maksimuma çıkarmış gibi tetikte bekliyordu.
Kıpkırmızı kesilmiş halde gözlerini yere diken Yunyun’a baktım ve orklardan kurtulmuş olmanın verdiği o katkısız sevinci iliklerime kadar hissettim.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.