"Megumin, okuldayken Büyü İlimleri dersinde her zaman en iyimiz sensin, en yüksek MP de sendeydi. Köylüler ne kadar yetenekli olduğunu anlata anlata bitiremezdi. Herkes senden öyle büyük şeyler bekliyordu ki... Sadece patlama büyüsü kullanabilen işe yaramaz bir büyücüye dönüştüğünü öğrendiklerinde ne hale geleceklerini düşünmek bile istemiyorum..."
"Bana bak, bana işe yaramaz büyücü deyip durmayı derhal kes! Saf büyü gücü açısından Kızıl Büyü Irkı'nın açık ara en iyisiyim. Yalan söylediğim falan yok! Neredeyse bütün ömrümü adadığım patlama büyüsüne dil uzatmana asla izin vermem."
Kampı toplayıp tekrar yola koyulmuştuk.
"İyi de ne işe yarıyor ki?! Bir zindanda kullanamazsın, bütün tavan tepene çökebilir. Uzak mesafeler için harika ama düşman yaklaştığında kullanamazsın, arkadaşlarınla birlikte kendini de havaya uçurursun. Sürdürülebilir olmayan bir miktar MP harcıyor, yüksek seviyeli bir büyücü olsan bile sadece tek bir defa kullanabiliyorsun. Tek artı yönü olan o devasa güç de her zaman gereğinden fazla! Kimse Patlama becerisini öğrenmiyor çünkü bütün beceri puanlarını yutup bitirmekten başka bir işe yaramıyor. Sırf gövde gösterisi!"
Yunyun ile Megumin bir süredir birbiriyle çekişip duruyordu. Anlaşılan Megumin, köyde kimseye sadece Patlama kullanabildiğini söylememişti. Yunyun durumu toplamaya çalışıyordu ama pek başarılı olduğu söylenemezdi...
Megumin tam karşısına geçti. "Çizgiyi aştın, Yunyun! Bağışlanamaz bir şey söyledin. Bizzat adıma hakaret etmenden bile daha kötü bir şey!"
"Ö-öyle mi? Pekala, sen ve ben, tam da burada, şimdi! Sana yenilip durmaktan bıktım, Megumin!" Yunyun, bir gözünü diğer büyücüden ayırmadan geriledi. Megumin ona şöyle bir baktı ve...
"Kazuma. Sana Yunyun'un bütün kirli sırlarını anlatayım. Biz Kızıl Büyü Irkı üyelerinin vücutlarında bir dövmeyle doğduğunu biliyor muydun? Tam yeri kişiden kişiye değişir ama Yunyun'unki, ister inan ister inanma, tam olarak..."
"Kes şunu! Bay Kazuma'ya böyle bir şeyi nasıl söylersin?! Onu geçtim, sen benim dövmemin yerini nereden biliyorsun?! Burada Patlama büyünü kullanamazsın Megumin. Büyün olmadan da seni benzetmek benim için hiç zor olmayacak!" Neredeyse gözyaşları içinde kalan Yunyun, Megumin'in üzerine atıldı ama Megumin sıyrılarak hamleyi boşa çıkardı.
"Aqua, beni güçlendir! Buna gününü göstermek neymiş öğreteceğim!"
"Seni gidi... Seni gidi hilekar Megumin! Zaten her zaman böyleydin!"
Tam o sırada olanlar oldu.
Muhtemelen kızların kavga sesine çekilen kulak tırmalayıcı bir ses ağaçların arasından yankılandı.
"Hey, bu taraftalar! Buradan insan sesleri geldiğini biliyordum!"
"Anlaşılan düşman bizi duydu!" Darkness sinerek fısıldadı. "İkiniz de hemen sesinizi kesin!"
"Hepsi Yunyun'un suçu! Bağırıp duruyor! Çabucak parlayıveriyor hemen."
"Şuna bak, sanki kendi çok farklı! Sonuçlarını hiç düşünmeden kafana göre takılan sensin! Chomusuke ne zamandır şapkanın altından çıkmaya bile cesaret edemiyor!"
"Sen ne dedin bakayım?!"
"İkiniz de susacak mısınız artık?! Bağırmaya devam ederseniz yerimizi bulacaklar! Şunlara bir şey söyle, Kazuma!"
Megumin ve Yunyun atışmaya devam ederken Darkness ikisinin de kafasından tutup çalılıkların içine itti. Tartışmayı bıraktılar ama gözleriyle ve elleriyle hâlâ öfkeyle birbirlerine işaretler yapıyorlardı.
Avazım çıktığı kadar bağırdım:
"Şu an bunun bir önemi yok! Bana Yunyun'un dövmesinin nerede olduğunu söylemek zorundasın!"
"Buradalarmış, buldum onları! Buraya saklanmışlar!"
"İmkansız bir adamsın sen! Gerçekten imkansız bir adamsın!"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.