Kızıl Büyücülerin Ürkütücü Konukseverliği

"Biz devriyemize dönelim en iyisi," dedi Bukkororii, çaktırmadan yanımızdan uzaklaşmaya çalışarak. Diğer üçüyle kafa kafaya verip kısa bir büyü mırıldandı.

"Sonra görüşürüz!"

Dördü birden gözden kayboluverdi.

Harika! İşte gerçek büyücü dediğin böyle olur. Doğrudan savaş alanına ışınlanmış olmalılar!

Gözlerimi kayboldukları yerden ayıramıyordum. "Çok havalı adamlar," dedim hayranlıkla. "Seçkin bir hücum birliği falan olmalılar."

Omuzuma yaslanmaya devam eden Megumin, "Öyle mi düşünüyorsun?" diye sordu. "Bunu duyduklarına kesin çok sevinmişlerdir."

"Sevinmişlerdir derken ne kastettiğini anlamadım. Çoktan ışınlanıp gitmediler mi?"

Cevap Yunyun’dan geldi. "Işığı büken bir büyü kullanarak ortadan kayboldular. Işınlanma büyüsü çok fazla MP harcar. Her savaştan sonra kullansalardı, bütün bir güne yetecek kadar büyü güçleri kalmazdı. Sırf havalı bir çıkış yapmak istedikleri için böyle kaybolduklarına eminim— Ah!"

Aniden, az önce büyücülerin durduğu taraftan fırlayan küçük bir taş Yunyun’un kafasına isabet etti. Çenesini kapalı tutması için verilmiş ufak bir uyarıydı herhalde.

Yani hâlâ oradaydılar.

Megumin istifini bozmadan, "Ayrıca, ışık bükme büyüsü belirli bir kişinin veya nesnenin etrafında birkaç metrelik bir alan yaratır ve dışarıdaki herkes için onu görünmez kılar. Ama yeterince yaklaşırsan yine de görebilirsin," dedi.

Bu açıklama Aqua’nın sessizce birkaç adım öne atılmasına yetti.

"…!"

Küçük bir çığlık kopmasıyla birilerinin gerisin geri kaçışma sesi bir oldu. Aqua olduğu yerde kalakaldı. İyice odaklanmış bir halde ileriye bakıyor ama kıpırdamıyordu.

"…………"

"…………"

Derken aniden öne fırladı.

"?!?!?!"

Aynı anda birkaç kişinin panikle sağa sola kaçıştığını duydum.

Bırakın şu işleri artık…

Görünmez nesneyi neşeyle kovalayan Aqua’yı kendi haline bırakıp köyün içine doğru ilerledik. Bize neler olup bittiğini anlatabilmesi için önce Yunyun’un evine gidecektik.

Kovalamacadan yorulmuş olacak ki Aqua sonunda bize yetişti.

"Yahu, amma hünerli adamlarmış ha!" dedi. "Ben bile yakalayamadım!"

Zeka ve şans dışındaki tüm istatistikleri tavan yapmış olan Aqua’dan bile kaçmayı başarmışlardı. Tam olarak nasıl tüydüklerini anlamak zordu ama gerçekten özel bir vurucu tim olmalıydılar. Kızıl Büyü Klanı’nın seçkin üyeleri olduklarına şüphe yoktu.

Megumin hayranlık dolu fantezilerime noktayı koydu. "Kaçabilmek için kendilerine fiziksel takviye büyüleri basmışlardır. Bütün gün pinekleyen NEET tugayında o kadar kondisyon ne arasın."

"NEET tugayı da ne demek? Bunlar İblis Kral’ın ordusuyla savaşan özel bir gerilla birliği değil miydi?" diye sordum. "Devriyeye döndüklerini bile söylediler."

"O tipler bir türlü iş bulamadıkları için boş vakitleri çok fazla. Başka bir şehre gidip maceracı olsalar muhtemelen herkes onları partisine almak isterdi ama sırf ailelerinin dizinin dibinden ayrılmamak için köyde kalmayı tercih ediyorlar. Bütün gün yan gelip yattıkları göze batmasın diye de kendilerine vurucu tim deyip köyde dolanıyorlar."

Megumin durumu açıkladı açıklamasına ama bunu hiç öğrenmemiş olmayı dilerdim.

Ayrıca, ne olmuş yani? Anlaşılan buradaki NEET'ler bile ortalığın tozunu atabiliyordu.

Yunyun zihnimi okumuş gibi konuştu. "Kızıl Büyü Klanı’ndaki herkes büyüdüğünde üst düzey büyüleri öğrenir. Köydeki her tek bir kişi üst düzey büyücü sınıfına aittir. Üst düzey büyüyü kavradıktan sonra da beceri puanlarının elverdiği kadar farklı büyü öğrenirler. En azından genelde böyle yaparlar…"

Megumin, memleketinin özlem duyduğu manzaralarını seyrediyormuş gibi yaparak Yunyun’la göz göze gelmekten kaçındı. Kızıl Büyü Köyü, küçük bir tarım yerleşimi kadardı. Etrafta gördüğüm klan üyelerinin hiçbirinde en ufak bir endişe kırıntısı yoktu; hatta bazıları alenen esniyordu. Bahar havası çarpmıştı herhalde.

Gerçekten de burası İblis Kral ile savaş halinde olan bir yere hiç benzemiyordu…

Darkness söze girdi. "Hm… Bu griffin heykeli bayağı etkileyiciymiş. Ünlü bir heykeltıraş mı yaptı acaba?" Köyün girişindeki taş bir heykeli okşuyordu. Ne demek istediğini anlıyordum; griffin o kadar canlı duruyordu ki her an tepemizden süzülüp birimizi pençeleriyle kapacak gibiydi.

Megumin, "O heykel değil. Köye dadanan bir griffin, taşlaştırma büyüsüyle bu hale getirildi," dedi. "Bayağı havalı durduğu için turistik bir unsur olarak öylece bırakmaya karar verdik. Şimdilerde insanlar daha çok buluşma noktası olarak kullanıyor."

Ne saçma bir turistik unsur böyle…

Megumin’in açıklamasından sonra Aqua, kendi kendine bir şeyler mırıldanarak heykeli büyük bir ilgiyle okşamaya başladı.

"Hey, sen," dedim. "Ne büyüsü yapıyorsun sen öyle?"

"Sadece durum etkilerini iyileştiren bir büyü. Canlı bir griffin görmek istiyorum!"

Aqua’yı zorla sürükleyerek neler olup bittiğini öğrenmek için Yunyun’un evine doğru yolumuza devam ettik.

Kızın evi köyün ortasında duran kocaman bir bina idi. Karşılıklı koltukların yer aldığı bir masada oturuyorduk; kaşlarını çatmış orta yaşlı bir adam tam karşımızdaydı. Burası Kızıl Büyü Klanı liderinin oturma odasıydı ve karşımızdaki adam da liderin ta kendisiydi—yani Yunyun’un babası.

"Ha, o mu? Kızıma durumun ne olduğunu haber vermek için yazılmış bir mektuptu sadece. Biraz kendimi kaptırmışım, hepsi bu. Kızıl Büyü Klanı kanı taşıyıp da normal bir mektup yazmak mümkün olmuyor ki…"

"Beyefendi, dedikleriniz hiç mantıklı değil," dedim net bir dille. Yanımda oturan Yunyun’un ağzı bir karış açık kalmıştı.

"Ne? B-Baba? Hayatta olduğuna sevinmedim değil ama baştan anlatır mısın lütfen? Mektubun 'Bu mektup eline ulaştığında ben çoktan ölmüş olacağım' diye başlıyordu!"

"Neden olsun ki? Kızıl Büyü Klanı üyeleri mektuplarına her zaman böyle başlar. Okulda öğretmediler mi size? Ah, doğru ya, Megumin ile ikinizin notları o kadar iyiydi ki erken mezun olmuştunuz değil mi?"

"Peki ya İblis Kral’ın üssünü yok edemediğiniz kısmı?"

"Ha, o mu? Bayağı etkileyici bir ordugah kurmuşlar. Yerle bir mi etsek yoksa yeni bir turistik mekan olarak öylece bıraksak mı bir türlü karar veremiyoruz."

"Hey, Yunyun. Babanın suratına bir tane çakmamın senin açından bir sakıncası var mı?"

"Lütfen, tepe tepe vurabilirsin."

"Yunyun?!"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.