Ebedi İstirahat Kararı ve Kutsal Kılıç Ekskalibur

"Ne?" Eris sözlerim karşısında şaşkınlıkla ciyakladı.

En sonunda...

Ne saçmalıyor bu be?! B-bir saniye bekle hele!

Aqua'nın sesi gitgide daha da panikledikçe yüzümü Eris'e döndüm.

"Anladın değil mi? Kusura bakma, seni de yordum hanımefendi. Eğer mümkünse... Gelecek hayatımda da erkek olmamı sağlayabilir misin? Bir de böyle dünya güzeli bir ablamla dünya tatlısı bir kız kardeşimin olduğu bir eve doğsam fena olmaz hani."

"Dur— Yani— Sadece— Bir an bekle!" Eris de en az Aqua kadar şaşırmıştı.

Derken Aqua'nın sesini tekrar duydum:

Kazuma! Darkness diyor ki, eğer hemen buraya dönmezsen suratını boydan boya karalayacakmış! Elinde kocaman bir keçeli kalem var, acayip de istekli görünüyor...

B-bununla beni caydırabileceğini sanıyorsa yanılıyor. Öldüm ben bir kere. Bedenime ne yapacakları umurumda mı sanki...?

...? Megumin, sen ne yapıyorsun? Onlar Kazuma'nın kıyafetleri— Megumin?! D-dur bir dakika!

"Hey, kesin şunu! Bedenime ne yapıyorsunuz siz öyle? Ölüye de mi saygınız yok be! Hayalet olup hayatınızı karartmazsam bana da Kazuma demesinler!"

Dünyada kalan zavallı bedenime ne yapıyordu bu kız?

İçimi kemiren bir endişe dalgasıyla durumu tartmaya çalışırken Aqua feryadı bastı:

Megumin! Megumin!! Du— Kazuma, canım Kazuma'm! Çabuk gel! Hemen buraya dön!

"E durdurun şunu o zaman! Aqua, Megumin ne yapıyorsa neden engel olmuyorsun? E-Eris hanımefendi, şu kapıyı benim için açabilir misiniz? Lütfen!"

Eris düştüğüm paniğe kıkırdayıp parmaklarını şıklattı. Ses daha havada kaybolmadan önümde bembeyaz bir kapı belirdi.

Oraya doğru atılmak üzere ayağa kalktım...

"Pekala, Kazuma Bey, bundan sonra fiziksel dünyada sağ salim kalmanız için dua edeceğim. İyi yolculuklar!"

Ve kapıyı çekip açtım...

Gözümü açar açmaz gördüğüm ilk şey, öfkeden yüzü kıpkırmızı kesilmiş Megumin oldu.

Bedenimin üzerine çömelmiş, göğüs hizamda tişörtümün kırışıklıklarını düzeltmekle meşguldü.

"Hey, ne yapıyorsun sen? Ben de buradaki tek aklı başında insanın, ismini ve patlama büyüsü takıntısını saymazsak sen olduğunu düşünmüştüm! Şurada öleli beş dakika olmuş, karşılaştığım manzaraya bak!"

Megumin ne haltlar karıştırdığına dair tek kelime etmeden ayağa kalktı.

"Ne varmış? İsmimle bir alıp veremediğin varsa söyle de duyalım! Her şey senin o dönmeyeceğim yönündeki saçma şakan yüzünden oldu. Bir daha böyle abuk sabuk konuşursan sana çok daha beterini yaparım."

Saçma bir şaka mı? Niyetimin yarısından fazlasının ciddi olduğunu söylesem herhalde öfkeden deliye dönerdi.

Ben de doğruldum ve üstümü başımı kontrol ettim.

"Harbiden, ne yaptın bana? Bir daha yüzüne bakamayacak kadar utanmama sebep olacak bir şey mi?"

İki eliyle yüzünü kapatmış, kulaklarına kadar kızarmış olan Darkness'a gözüm kaydı.

Ardından, dirilmemi beklerken yanımda çömelmiş olan Aqua'ya sorgular gözlerle baktım ama...

"Ne yani, o kelimelerle kutsal ağzımı kirletmemi mi istiyorsun? Git failine sor."

Bunu söyleyip kafasını başka yöne çevirdi.

"Tamam Megumin, söyle artık. Yoksa senin yanındayken kendimi çok tuhaf hissedeceğim..."

"Eve gidip banyoya girdiğinde zaten anlarsın... Ben daha çok kafanın durumuna endişeleniyorum. İyi misin? Herhangi bir rahatsızlığın var mı?"

Başımı ve boynumu yokladım, her şey normal görünüyordu.

Sahi ya. Ağaçtan düşüp ölmüştüm.

"Boynun berbat durumdaydı Kazuma," dedi Aqua. "İlk başta o korku filmindeki, içine şeytan girmiş kızın taklidini yapıyorsun sandım. Ciddi bir yaraydı; sana iki hafta boyunca savaştan uzak durmanı tavsiye ediyorum."

Ürperdim. Kızın kafasının arkaya doğru döndüğü o film mi? Gerçekten o hale mi gelmiştim?

Ben boynumu tutup tir tir titrerken Megumin omzuma hafifçe vurdu.

"Bugünlük hemen eve gidip dinlenmelisin. Bak, senin sayende Koşan Kertenkele sürüsü dağıldı. İyi iş çıkardın. Yenilgilerini ben loncaya rapor ederim, sen eve dön."

Bak sen, şimdilerde pek bir cana yakın davranıyordu. Belki de ölüm şokunun beni sarsmasından endişelenmişti.

Bu nazik teklifini minnetle kabul ettikten sonra, hâlâ gözlerimin içine bakamayan Darkness'ı ve kendi ayaklarıyla Koşan Kertenkelelerin ayak izlerini karşılaştırmakla meşgul olan Aqua'yı toplayıp lüks daire yolunu tuttum.

Şehre vardığımızda Megumin macera loncası tarafına saptı, biz de eve doğru ilerledik.

"Hey Kazuma. Merak ediyordum da, neden öyle aptalca şeyler söyledin ki? Etrafın güzel kadınlarla çevrili, rahat bir hayat yaşıyorsun. Dönmek istemeyecek kadar seni mutsuz eden ne olabilir ki?"

Darkness da Aqua'nın bu sözlerine hak verircesine kafasını şiddetle salladı.

Sadece yüzlerine baktım. "...Hıh."

""Hey!""

Bu hıhlamama ikisi birden şaşırarak tepki gösterdi.

Eve ulaştık, tam kapıyı açacaktım ki Aqua yine söylenmeye başladı.

"Yani, son zamanlarda bize pek de iyi davranmadığını düşünmüyor musun? Mesela bugün. Sen dönmek istemesen bile seni hayata döndürmek için canla başla uğraştım. O yüzden bana kurtulmak istediğin bir veletmişim gibi davranmayı kes artık! Bana hak ettiğim saygıyı göstermelisin! Su ve kaplıcalar şehri olan Arcanletia'ya gitsek her yerde heykellerimi, logolu eşyalarımı falan görürsün! Öyle muazzam bir şey işte!"

Kendi panteonlarına dayanarak logolu ticari ürün üreten insanların ne tür kafalar yaşadığını merak ettim. Arkama bile dönmeden cevap verdim: "Aptal, sana ne zaman kurtulmak istediğim biri gibi davrandım ki? Sen olmasan banyoyu kim temizleyecek? Su tanrıçası olduğunu iddia eden biri için biçilmiş kaftan bir iş değil mi bu?"

"O konuda da! Ben su tanrıçasıyım, tuvalet tanrıçası değil! İşte bana böyle davranman tam bir rezillik! Bana daha çok değer vermelisin!"

Orada dikilip ağlayan ve dırdırıyla canımı sıkan Aqua'yı görmezden geldim. Eve girip daha antrede göğüs zırhımı çıkardım.

Darkness da içeri süzüldü, kertenkele ayak izleriyle kaplı zırhından sıyrıldı.

Göz ucuyla sürekli alt gövdemi süzüp duruyordu.

...?

Şüpheyle arkama dönüp ona baktım ama hemen gözlerini kaçırdı.

Elbette ne döndüğünü merak ediyordum ancak ölümden yeni döndüğüm için üzerimde bir ağırlık vardı.

Bir an önce dinlenmek istiyordum, bu yüzden ilk banyoyu ben kaptım.

Banyo alanına geçip sihirli ısıtıcıya elimi koyarak çalıştırdım. Soyunma odasına girip giysilerimden kurtuldum ve...

...odadan fırlayarak dışarı çıktım.

"Nerede o Megumin?! Döndü mü?! Sırf çocuk diye ona müsamaha göstereceğimi sanıyorsa yanılıyor! Canına tak ettirene kadar ondan her şeyi çalacağım!"

"Megumin loncadaki işi bitince birkaç günlüğüne bir arkadaşında kalacağını söylemiştiiiiaaah!"

Kanepede elinde bir dergiyle keyif yapan Darkness, beni anadan üryan görünce kafasını kaldırır kaldırmış hemen yüzünü tekrar okuduğu şeye gömdü.

Utanç sınırlarının neye göre değiştiğini hâlâ çözebilmiş değildim ama bugün bunu düşünecek vaktim yoktu.

Gözleri kan çanağına dönmüş, dişlerini sıkan halimi gören Aqua, "......Hey Kazuma. Kendinle bu kadar barışık olmana sevindim ama bu yaptığın biraz gösterişe kaçmıyor mu?" dedi.

"S-seni aptal! Bunu Megumin yazdı! O sırada sen de oradaydın! Ah, kahretsin yaaaa!"

Kendimi tekrar banyoya dar attım.

Gözyaşları içinde, Megumin'in belime karaladığı o kelimeleri ovalayarak silmeye çalışıyordum: Kutsal Kılıç Ekskalibur.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.