Sessizlik çöktü.
Sessizlik uzayıp gitti.
Karşımda duran tanrıça Eris ile göz göze gelmiş, boş boş bakınıyordum.
Kendimi yine o tapınağı andıran odada bulmuştum; hani şu Kış Generali yüzünden can verdiğimde gözlerimi açtığım yerde.
Yine bir anda gelivermiştim buraya.
Karşımda duran Eris, uzun gümüş saçları ve mavi gözleriyle, tıpkı geçen seferki gibi insanüstü bir güzelliğe sahipti.
İşte gerçek bir tanrıça buydu. Dudaklarına dokundurduğu parmağıyla hafifçe vuruyor, oldukça dertli görünüyordu.
"Şey... Hayatınıza biraz daha dikkat etmeye çalışabilir misiniz acaba? Geçen sefer kuralları esnetip dirilmenize izin verdim diye başıma ne işler açıldı bir bilsen... Kıdemlim olan o tanrıça arkadaşınızın yakında beni yine sıkıştırıp sizi serbest bırakmamı isteyeceğine eminim ama ceremesini çeken hep ben oluyorum..."
"Özür dilerim. Bu sefer inan söyleyecek sözüm yok. Çok ama çok özür dilerim!"
Koşucu Prenses'e karşı kazandığımız zaferi kutlarken ağaçtan düşüp ölmüştüm. Kabul etmeliydim ki bu, son derece utanç verici bir ölüm şekliydi.
Eris derin bir iç çekti.
"Maceracılık mesleğinin tehlikelerini elbette anlıyorum. Ama... bu sefer sadece çok dikkatsizdiniz..."
Karşısında suçlu suçlu başımı eğdim.
Söylediklerinde kesinlikle haklıydı. Aqua nasıl olsa yakında beni diriltirdi.
Ve faturayı yine Eris ödeyecekti.
"Şey... Ben öldükten sonra diğerlerine ne oldu? İyiler mi?"
"Evet, iyiler. Kıdemli tanrıçamın yeryüzünde tam olarak ne yaptığını çözebilmiş değilim ama kertenkeleler onu yardım çığlıkları atıp ağlayana kadar çiğneyip tekmeledi. Darkness ise Koşucu Prenses düştükten sonra sürü dağılana kadar düşmanı tek başına oyaladı. Megumin de Darkness'ın koruması sayesinde güvende. Kıdemlim şimdi bedeninizle ilgileniyor."
Çok şükür. En azından kertenkeleleri püskürtmeyi başarmıştık.
O zaman burada bir süre keyif çatabilirdim.
Kafama çok sert bir darbe aldığım için mi anında bilincimi kaybetmiştim, yoksa artık bu duruma alıştığım için miydi bilmiyorum.
Henüz yeni ölmüş birine göre garip bir şekilde rahattım. Çevreye alıcı gözüyle bakıp her detayı incelemeye başladım.
"...Bu sefer ölümünüzü oldukça sakin karşıladınız. Genelde buraya gelenler hayli perişan olur."
"E, Japonya ve bu yeni dünya arasında mekik dokurken bu buraya üçüncü gelişim oldu."
Onunla konuşurken gözlerim odada geziniyordu.
Gerçekten bomboş bir yerdi.
Eris, şaşkın şaşkın bakınışımı sessizce izledi.
Yapacak pek bir şey yoktu ve bir an kendimizi birbirimize bakarken bulduk.
Ne yapacaktım şimdi? Ortam fena halde gerilmişti.
Aptal Aqua. Ne diye bu kadar gecikmişti ki?
Ama yine de...
"Boş bir odada tek başınıza dikilmekten hiç sıkılmıyor musunuz? Dünyanızın nüfusu ne kadar bilmiyorum ama sizi meşgul tutmaya yetiyor mu bari?"
Eris, yüzündeki gülümsemeyi bozmadan cevap verdi. "Güzel bir soru. Canavar yüzünden hayatını kaybeden insanlardan sorumlu olduğum için genelde yapacak çok işim olur. Ama tüm maceracıların içeri kapandığı kış aylarında, bolca boş vaktim olduğunu söylemekten mutluluk duyuyorum. Benim sıkılmam, herkesin hayatta ve sağlıklı olduğu anlamına gelir. Boş vakte sahip olmaktan daha çok beni mutlu eden bir şey yok."
Güzel tanrıçam bunları söylerken gülümsemesi daha da genişledi.
Yandık ki ne yandık. Göğsüm sıkışıyor, yüzüm alev alev yanıyordu...
Ah, şimdi anlıyordum. Bu yeni dünyadaki hayatımda hep bir şeylerin eksik olduğunu düşünürdüm.
Burada, üç kadınla aynı evde yaşıyordum ama aramızda en ufak bir kıvılcım bile yoktu.
Kabul, hiçbirinin tipi fena sayılmazdı. Gelgelelim...
Bir yanda gün boyu şömine karşısında kestiren, tıkınan ve sonra yine kestiren, tanrıça olduğunu iddia eden bir tip vardı. Diğer yanda daha geçen gün on dördüne basmış, beni hapse attırabilecek inatçı bir Patlama delisi. Ve son olarak, harika bir vücuda sahip olmasına rağmen ailesi ve sapkın eğilimleri yüzünden baş ağrısından başka bir şey getirmeyen asilzade bir hanımefendi.
Gördüğünüz gibi, benim asıl aradığım şey sadece kuru bir çekicilik değildi.
Biraz aklı başında, nazik ve şefkatli bir kadın istiyordum.
Evet! İşte hayatımın kadını karşımda duruyordu.
Yüzüm kızarmış, heyecan içinde orada dikilirken aklımdan bunlar geçiyordu.
"Ama her anımı burada geçirmiyorum tabii. Bazen yerime bakacak birini bulup ölümlülerin dünyasına iniyorum, biraz eğlenmek için... Bu da bizim ufak sırlarımızdan biri olsun, tamam mı?"
Bana muzipçe göz kırpıp güldü.
T-tabii ki...
Kızarmaya devam ederek başımı salladım.
Kazuma! Kazuma, sesimi duyuyor musun? Diriltme büyüsü yaptım. İstediğin an dönebilirsin. Eris'e söyle, senin için bir kapı açsın.
Sesini gayet net duyuyordum. Çok güzel bir anın tam ortasında olduğumu yine her zamanki gibi zerre anlamamıştı.
Bana azıcık daha zaman tanıyamaz mıydı sanki?
Birkaç dakika öncesine kıyasla tamamen zıt duygular içindeydim. Dilimi şaklattım.
"Ben birazdan geleceğim. Burada Eris Hanım ile biraz daha sohbet etmek istiyorum. Sen sadece bedenime mukayyet ol, tamam mı?" diye boşluğa doğru bağırdım.
Beni duyup duymadığından emin değildim, zira kısa bir sessizlik oldu. Ardından:
Ha?! Sen ne saçmalıyorsun öyle? Aptallığı kes de hemen buraya dön! Seviye atlayıp İblis Kralı ortadan kaldıracağız ki ben de cennete geri dönebileyim!
Aqua'nın sözleri beni sert bir şekilde gerçek dünyaya döndürdü.
İblis Kral.
Doğru ya. Buraya onu katletmek için gelmiştik. Bense henüz az seviye kasmış, hiçbir gücü olmayan biriydim.
Üstelik her biri kendine has, çekilmez tuhaflıklara sahip sorunlu tiplerden oluşan bir bela yuvasını sırtlanmıştım.
Hayata dönsem bile, ömrümün geri kalanını o üçüyle birlikte İblis Kralı yenmeye çalışarak geçirmeyecek miydim?
Evet. Gerçeği tüm çıplaklığıyla görebiliyordum artık.
Ne bekliyordum ki? Yeterince çabalarsam içimdeki gizemli bir gücü keşfedeceğimi ve son patronun kökünü kazıyacağımı mı? Hiç sanmıyordum.
Gidişata bakılırsa, gelecekte bu küçük odayı daha çok ziyaret edecektim.
Peki tüm bu emeğin karşılığında elime ne geçecekti?
Aqua'ya cevap vermedim; öylece durmuş, derin düşüncelere dalmıştım.
Beni bekleyen o zorluklarla dolu hayatı tarttım biçtim.
Onun yerine, yeniden doğup sıfırdan bir hayata başlamaya karar verdim.
"Hey, Aqua! O hayattan bıktığıma karar verdim! Geri dönmüyorum. Bir yerlerde bebek olarak yeniden başlayacağım. Herkese benden selam söyle, olur mu?"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.