Cıvıldayan Kılıç

Sena ile aranız pek iyi görünmüyor Kazuma. Yoksa hapisteyken seni vahşi bir sorguya mı çekti?

Megumin ile birlikte kasabadaki demirciye doğru gidiyorduk.

Üzerimde en ufak bir isteklilik kırıntısı bile olmadan, öylesine yürüyordum.

Vahşi denemezdi tam olarak. Aramızın kötü olduğunu da sanmıyorum. Sadece... Beni bir çeşit iyilik timsali olarak görüyor gibi. Şahsen ben olabildiğince rahat ve uyuşuk bir hayat yaşamak istiyorum, bu yüzden bana dünyayı kurtaracakmışım gibi bakmayı bırakmasını dilerdim.

Sena, İblis Kral'ın generallerinden Vanir'i yendiğim için benden yardım istemeye başlamıştı.

Ama bende Mitsurugi gibi özel bir yetenek yoktu. Üstelik şans dışında tüm statülerim, bir maceracı için bile ortalamanın altındaydı. Generalleri veya ödüllü canavarları yenmemin tek sebebi, aslında doğru zamanda doğru yerde bulunmamdan ibaretti.

Yine de bana sürekli yeni sorunlarla geliyordu...

Aslında o savcıya katılıyorum, senin hakkında ben de yüksek bir fikre sahibim Kazuma. Çok güçlü düşmanlara karşı inanılmaz zaferler kazanmayı becerdin.

Övüyor musun yoksa dalga mı geçiyorsun?

Bunu öğrenmeye fırsatım olmadı çünkü demircinin dükkanına varmıştık.

Aslına bakılırsa bütün kışı tamamen boş yatarak geçirmemiştim. Vanir ile üzerinde çalıştığımız ürünleri geliştirmeme yardımcı olacak bazı yeni beceriler öğrenmiştim.

Örneğin, bu dükkanın sahibinden demirci becerisini bana öğretmesini istemiştim. Bu sayede sadece metallerle çalışmakta değil, her türlü üretim işinde daha iyi hale gelmiştim.

Yalnızca, kotatsuyu yaptıktan sonra diğer işlerim bıçak gibi kesilmişti.

Bana demirci becerisini öğretmesine karşılık, demirciye bir Japon katanasının yapım aşamalarını anlatmıştım. Gerçi bu, sadece bir zamanlar televizyonda gördüğüm hayal meyal bir hatıradan ibaretti.

Ucuz kısa kılıcım artık eskimeye başladığından ve elime de az çok bir servet geçtiğinden, dükkan sahibinden ekipmanımı yükseltmesini istemeye karar vermiştim. Üreteceği ilk katanayı satın alacağıma söz vermiştim.

Ayrıca, sadece bir göğüs zırhı, eldivenler ve dizliklerle sonsuza kadar gidemeyeceğimi biliyordum, bu yüzden bana gerçek bir zırh takımı yapmasını da istemiştim.

Uzun zamandır eve kapandığım için neredeyse bitmiş olduğundan emindim...

Selam usta! Bitirdin mi? Benim kılıç hazır sayılır mı?

Hoş geldin... Oh, sen miydin? Bana yapmayı öğrettiğin o kılıç, katana mı ne diyordun ya? Kabaca bitti sayılır. Tarif ettiğin şekilde yaptım ama...

Dükkan sahibi kınında bir kılıç çıkardı.

Kesinlikle Japon tarzı bir kılıca benziyordu.

Elimi uzatıp kınından çektim...

Oha... Mantığı tamamen kapmışsın...! Gerçeği kadar güzel görünmüyor, pek keskin de durmuyor ama neyse, iş görür.

Kusura bakma kusursuz kılıç isteyen beyefendi! Bahsettiğin o su verme işlemini anlamaya çalıştım ama Tanrı belamı versin ki zerre mantık bulamadım. Yine de ilginç bir iş oldu benim için. Şimdi tek yapmam gereken bu büyülü etikete ismi yazıp kınına yapıştırmak, o zaman tamamen bitecek. Bu kılıç senin sadık yoldaşın olacak. Ona güzel, güçlü bir isim versen iyi olur, dedi dükkan sahibi, bir yandan dişlerini göstererek sırıtırken bir yandan da zırhımı ortaya çıkararak.

Kılıca isim vermek, ha...?

Işıldayan namluyu inceledim ve video oyunlarındaki kılıçların o havalı isimlerini hatırladım.

Kazuma! Kazuma! Hadi çabuk bir isim ver, gidip bir şeyler patlatmak istiyorum! Bütün kış içeri tıkıldık, kendimi çok baskı altında hissediyorum!

Her gün dışarı çıkıp bir patlama büyüsü yapan sendin zaten. Neyse, dur bir dakika. Bir silaha isim vermek büyük iştir. Hak ettiği özeni göstermelisin...

Megumin'i sakinleştirip derin düşüncelere daldım.

Muramasa... Masamune... Kotetsu...

İşte buyur, sipariş ettiğin tam plaka zırh. Şurası burası adamantit ile güçlendirildi, buraların standartlarına göre birinci sınıftır. Kıymetini bil.

Ben düşünürken dükkan sahibi zırhımı getirdi.

Mavi mavi parıldayan tam vücut zırhı, oldukça heybetli görünüyordu. Bu kesinlikle beni her türlü hasardan korurdu.

Büyük bir sevinçle üzerime denedim...

Nasıl buldun? Tam oturdu değil mi?

Dükkan sahibinin sesinden memnuniyeti anlaşılıyordu. Gerçekten de üzerime tam oturmuştu ama...

...O kadar ağır ki hareket edemiyorum.

......Ö-Öyle mi... de mi...?

Demirci bana acıyan gözlerle baktı.

Berbat statülerim yüzünden, sipariş ettiğim bu yüksek sınıf ekipmanı kuşanmayı bile beceremiyordum anlaşılan.

Şansıma ortalama bir boydaydım, bu yüzden dükkan sahibi ürünü geri almayı kabul etti ve kullanamayacağım bir zırh için para ödemek zorunda kalmadım.

Saldırı ve savunma gücümde ciddi bir artış görmeyi umuyordum ama işler istediğim gibi gitmemişti.

Yeni bir silahla yetinmek zorunda kalacaktım.

Şimdi geriye sadece isim kaldı... Buna tüm ruhumu katmalıyım... Kikuichimonji... Kogarasumaru...

Kollarımı kavuşturmuş, derin düşünceler içinde öylece dururken, Megumin aniden bir öneride bulundu:

Chunchunmaru.

...Ne dedin sen?

Chunchunmaru. Kılıcının adı bu artık.

Megumin, her nedense kılıcı göğsüne bastırmış, sıkı sıkı tutuyordu.

Yok artık. Olamaz.

Kılıcıma öyle rastgele bir isim veremem. Bu, elde etmek için çok uğraştığım özel yapım bir eşya. Benim sadık silahım! Şöyle havalı bir ismi olmalı ki...

Hey! dedi dükkan sahibi, Megumin'in elindeki kılıca bakarak.

Bakışlarını takip edip kındaki büyülü etikete baktım.

Etiketteki harfler...

...Küçük hanım ismi çoktan yazmış bile...

Kesinlikle yazdım. Bugünden itibaren bu kılıç Chunchunmaru olarak anılacak! Şimdi Kazuma, sanırım buradaki işin bitti. Hadi gel, patlamalar bizi bekler!

N-N-Ne yaptın sen?! Gitti... Güzelim kılıcım gitti...!

Megumin, elinde o tuhaf isimli kılıcımla beni dükkandan dışarı sürükledi.

Biliyor musun, o kılıca dünya kadar para döktüm ben... Ya onunla İblis Kral'ı falan yenersem? Bir gün bir müzede sergilenirken altında şöyle yazacak: Efsanevi kahramanın kutsal kılıcı, Chunchunmaru. Ne yaptığının farkında mısın sen?

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.