Sen orada öylece dikilip kararsızlık içinde kıvranırken, ben bu kılıca gayet cesur ve dikkat çekici bir isim koydum. Ne diye bu kadar bozuluyorsun ki? Benim asıl kafamı kurcalayan, Darkness’ın Aqua’yı ikna edip edemediği.
Konuşurken sesinde hafif bir huzursuzluk vardı. Biz silahımı almaya gitmeden önce, Darkness’tan Aqua’yla ilgilenmesini rica etmiştik. Evden içeri adım attığımızda ise tam bir kaosla karşılaştık.
“Hayııır! Bugün gitmek istemiyorum! Yarın gideriz! Yarın hava sıcak olursa dışarı çıkarız! Bugün içimde kötü bir his var! Bir tanrıçanın önsezisi bu!”
“Kes artık şu tanrıça ayaklarını! Bak, sonsuza kadar o kanepeye yapışıp kalamazsın... Ah! Bırak saçımı!”
İçeri girdiğimizde Aqua ve Darkness saç saça baş başa bir kavganın ortasındaydı. Darkness onu ikna etmeyi başaramamış gibi görünüyordu. Yapacak bir şey yoktu.
“Anlaşılan bu sefer canı hiç gitmek istemiyor, Darkness. Aqua’yı evde bıraksak nasıl olur? Üçümüz de gayet yeterliyiz bence.”
“İşte bu kadar! Kazuma kırk yılda bir de olsa mantıklı bir laf etti! Duydun işte Darkness, çek o ellerini üstümden!”
Bunu benden gelen bir destek olarak gören Aqua cesaretlenmiş, Darkness’ın ellerine vurmaya başlamıştı.
“Her neyse, uzun zamandır ilk defa bir görev alacağız. Ödül parasını cebimize koyunca sizi güzel bir yemeğe götürürüm. Şöyle sıcak bir tencere yemeğiyle kutlama yaparız.”
Bunu öylesine, lafın gelişi söylemiştim ama kutlama lafını duyan bizim bayram tanrıçasının kulakları anında dikildi.
Megumin ile Darkness ne yapmaya çalıştığımı hemen anlayıp birbirlerine bir bakış attı.
“Kazuma haklı. Kış bitiyor ve bu bizim maceracılığa döndüğümüz ilk gün. Kaybettiğimiz gücü geri kazanmak için gerçekten lüks bir şeyler yemeliyiz.”
“Evet, bugün kendimizi şımartalım. Soylu sınıfı için hizmet veren harika bir yer biliyorum. Oraya rezervasyon yaptırabilirim.”
İkisi de ateşe odun atmak için hiç vakit kaybetmemişti.
Darkness sonunda kızın yakasını bıraktı. Aqua ise endişeyle araya girdi:
“Şey... Malzemeleri alıp evde hep birlikte tencere partisi yapabiliriz aslında. Bakın ne diyeceğim, siz maceradan yorgun argın döndüğünüzde her şey hazır olsun diye tüm hazırlıkları ben yaparım. Evde küçük bir parti veririz.”
Hâlâ kanepeye yapışmış halde, gözlerini dikmiş bize bakıyordu.
Üçümüz de ona döndük.
“Buralar sana emanet, biz gidiyoruz,” dedik tek bir ağızdan.
“Yaaaa! Özür dilerim! Beni bırakmayın!”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.