Bahar.
Karların eridiği ve kış boyunca evlerine kapanan tüm maceracıların saklandıkları deliklerden fırladığı mevsim.
Canavarlar yeniden başıboş gezinmeye başlar. Doğanın şahlanış mevsimidir bu.
Ve...
"Olamaz! Hayatta olmaz! Dışarısı hâlâ buz gibi! Sizin aklınızdan zorunuz mu var? Her yer kar dolu, dışarı çıkmak için bu aceleniz ne? Çocuk musunuz siz? Kar oynamak isteyen küçük veletler misiniz? Bu kadar hevesliyseniz gidin iki kişi ne haliniz varsa görün!"
...havanın ısınmasıyla birlikte herkesin kafayı hafiften sıyırdığı mevsimdir.
Evet, mevsim bahardı ama kasaba sokaklarında hâlâ kar yığınları duruyordu.
Darkness ve Megumin, Aqua'yı koltuktan söküp almaya çalışırken o can havliyle döşemeye tutunuyordu.
Kış uykusundan uyanan canavarlar bir bir ortaya çıkarken, artık bir göreve çıkma zamanının geldiğini düşünüyorlardı. Aqua ise tamamen hava sıcaklığını bahane ederek bu fikre şiddetle karşı çıkıyordu.
"Asıl çocuk gibi davranan kim acaba? Bence tam olarak sensin, Aqua! Hadi, gidiyoruz! Bütün kışı yan gelip yatarak geçirdin. Artık hareketlenme zamanı. Yoksa..."
"Kasaba sınırlarında kurbağalar ve her türden canavar türemeye başladı. Söylentilere göre çiftliklere zarar veriyorlarmış. İnsanları korumak birer maceracı olarak bizim görevimiz! H-hey! Aqua! Bırak artık şu koltuğu! Yoksa..."
Megumin ve Darkness konuşurken göz ucuyla bana bakıp duruyorlardı.
"...sonun onun gibi olur," diye sözlerini birlikte tamamladılar.
Aqua ürkek bir bakış attı bana.
"Öyle olmak istemem tabii... Ama benimle uğraşacağınıza önce şu işe yaramaz herifin çaresine baksanıza?" Yüzündeki kararsız ifadeye tezat, sözleri fazlasıyla kaba ve patavatsızcaydı.
"Hey, siz üçünüz. Peygamber sabrı var bende ama benim de bir sınırıp var. Ne hakla bana 'şunun gibi' veya 'işe yaramaz herif' deyip duruyorsunuz?"
Aqua koltuğa tırnaklarını geçirmiş halde lafı yapıştırdı: "Hoşuna gitmiyorsa önce o girdiğin delikten çık!"
Dışarısı bu kadar buz gibiyken böyle bir aptallık yapmaya hiç niyetim yoktu, bu yüzden örtünün altına biraz daha gömüldüm.
Japonya'nın soğuğa karşı geliştirdiği en ölümcül silahın, o sıcacık kotatsu masasının altına.
İblis Kral ordusunun generallerinden Vanir'i alt ettikten sonra kasabaya dönmüştük.
O iblisin sapasağlam hayatta olduğunu ve Wiz'in dükkanında çalıştığını görmüştük. Darkness hakkında karanlık bir kehanette bulunmuş, benimle de kolay yoldan para kazanmanın yollarını konuşmuştu.
Plan, benim eski dünyamdan kalma eşyaları burada büyük ölçekte satmaktı. Ben ürünleri tasarlayacaktım, o da seri üretim ve dağıtım işini üstlenecekti.
Ben de bir süredir bu işe girişmeyi düşünüyordum, kolay para gibi duruyordu. Vanir'in önerisiyle, kışın boş günlerini yeni ürünler tasarlayarak geçirecektim ama...
"...Kazuma, artık yeter. Çık şuradan. Aqua'ya kötü örnek oluyorsun. Ne kadar zeki olduğunu biliyoruz, memleketinin bu ısıtıcı aletlerinin üstünlüğünü de kabul ediyoruz. Ama dışarıdaki karlar yakında tamamen eriyecek. Artık işimizin başına dönme vaktimiz gelmedi mi?"
Tamamen bir kotatsu bağımlısı olup çıkmıştım. Megumin, şımarık bir çocukla konuşur gibi tatlı bir gülümsemeyle üzerime eğilmişti.
"Haklı, Kazuma. Kış boyunca senin şu kotatsu dediğin şeye çok borçlandık, kabul ediyorum. Ama artık havalar güzelleşiyor. Hadi, o zindandaki gibi yine benimle omuz omuza savaş. Hadi..."
Darkness da Megumin ile aynı ricacı ifadeyle bakıyordu. İkisi de yavaşça ellerini uzatıp kotatsu altındaki sıcaklığı koruyan örtüyü çekmeye yeltendi...
Darkness'ın tamamen savunmasız duran ensesini gözüme kestirip mırıldandım:
"Donma!"
Sırtından aşağı inen ani buz dalgasıyla çığlığı bastı: "Anam!"
Belki de yılın bu zamanlarında buz büyüsü gerçekten daha etkili oluyordu, çünkü Darkness ensesini ovalayıp tir tir titreyerek örtünün üzerine yığıldı.
"K-karşı koyuyor! Kazuma, gerçekten yeter artık! Artık borcumuz harcımız kalmadı diye bu kadar da tembellik yapılmaz ki! Hadi, gidiyoruz! Hey, o elini nereye uzatıyorsun öyle? Direnmeyi bırak da bizimle g-g-geeeel!"
Megumin beni kotatsu altından çekip çıkarmak için hamle yaptığında, elini yakalayıp doğrudan Drain Touch becerimi kullandım.
Ben onun CP ve MP değerlerini emerken acıyla bağırıp elimi pataklamaya çalıştı.
Telaşla geri kaçmaya çalışırken halının üzerinde takla atıp sırtüstü düştü.
Şimdi bir yanda ensesini tutup titreyen Darkness, diğer yanda düşerken kafasını çarpmış olacak ki başını ovuşturup duran Megumin vardı. Kısık bir sesle onlara doğru konuştum:
"Beni küçümsemeyin. Beni ne sandığınızı biliyorum ama ben o azılı canavarlarla, İblis Kral'ın generalleriyle kapışıp sağ çıkmış adamım. Bir baltaya sap olamamış bir Tapınak Şövalyesi ile çeyrek büyücünün beni alt edebileceğini mi sandınız? Gidin biraz seviye atlayın da öyle gelin."
Şu anda masanın altından sadece kafam dışarı çıkmıştı.
"Kazuma da o ufak tefek becerileriyle iyice dişli bir şey oldu çıktı... Şahsen onun oradan hiç çıkmamasını tercih ederim. Böylece şöminenin önündeki o en güzel yer için kimseyle kavga etmek zorunda kalmam," dedi Aqua koltuğundan diğerlerine seslenerek.
İkisi de gözlerinde yaşlarla ayağa kalkıp bana nefret dolu bakışlar fırlattılar.
Bana istedikleri gibi bakabilirlerdi. Şu an kimseye boyun eğecek havada değildim.
Bu soğukta hiçbir yere gitmeye—
Eyvah.
"Kızlar, başım belada. Acil durum. Feci şekilde tuvalete gitmem gerek. Çok şey istediğimin farkındayım ama kısa süreli bir ateşkes ilan etmeye ne dersiniz? Şu kotatsu altındaki matı köşelerinden tutup beni tuvalete kadar taşısanız ya?"
Konuşurken bir yandan da masanın altındaki ısıtıcı birime biraz büyü uyguladım. Sıcaklığı bu şekilde üretiyordu. Örtünün altından çıkarsam, ben yokken MP akışı kesilecek ve o sıcacık yuva soğumaya başlayacaktı.
Neyse ki az önce Megumin'den biraz büyü enerjisi emdiğim için MP sıkıntım yoktu.
Öfkeden delireceklerini sanmıştım ama birbirlerine bakıp şaşırtıcı bir şekilde tam dediğimi yaptılar.
Megumin altımdaki matın ön ucundan yakaladı. "Sen de diğer tarafı tut lütfen. Bu adamı kotatsuyla birlikte dışarı fırlatacağız."
"Harika fikir. Aqua, şöminenin önünden ayrılmak istemediğini biliyorum ama bize bir el atar mısın? Sadece kapıyı açacaksın."
"D-durun! Sizde hiç din iman, insan sevgisi yok mu?! Hey, durun diyorum! Bir adım daha atarsanız üzerinizde Hırsızlık becerimi kullanırım! Bak gerçekten yaparım!"
Kadınları bu beceri kadar dehşete düşüren başka hiçbir şey keşfetmemiştim.
Ancak Megumin bu tehdidimi sadece burnunu kıvırarak karşıladı.
"Birlikte banyoya girmedik mi zaten? Şu saatten sonra benden ne çalabilirsin ki beni utandırabilesin? Dahası, eğer bilerek külotumu çalarsan, adın tamamen sübyancıya çıkacaktır herhalde."
B-bak sen şu işe! Köprüleri yakmış resmen!
Bu cesareti nereden buluyordu? Kendine güveni ne ara bu kadar tavan yapmıştı?
"B-beni de çıplak gördün. Hatta sırtını bile yıkadım. O yüzden ben de hiçbir Hır... hiçbir Hı... Iıııı..." Darkness, Megumin'in bu dik duruşunu taklit etmeye çalıştı ama sesindeki güvensizlik feci şekilde sırıtıyordu.
"Pekala! Hadi şu işe yaramaz ev kuşu herifi dışarı postalayalım!"
"Durun! Bekleyin! K-konuşarak halledebiliriz! T-tamam, buldum! Havalar biraz ısındığında günde iki kez patlama büyüsü yapmana yardım edeceğim! Aqua'nın MP'sini emmek için Drain Touch kullanırım, sen de her gün fazladan bir büyü patlatırsın!"
Megumin'in kulakları bu teklifle seğirir gibi oldu ama Aqua anında itiraz etti.
"Olamaz! Benim o değerli, kutsal MP'mi neden böyle saçma bir şey için harcayacak mışız? Benim büyümün gücü, o kutsal Aksis Kilisesi müritlerimin derin inancından geliyor! Onlar benim müritlerim, bu da benim büyüm! Üzerimde bir daha Drain Touch kullanmana izin vereceğimi sanıyorsan...!"
"Sen onu boş ver. Söz, o büyüyü sana ayarlayacağım!"
"Ooo... Günde iki patlama... İki patlama..."
"Ooo... Hırsızlık... Hırsızlık... Hayır! İlk seferde külotumu tutturamama ihtimali de var..."
Aqua sızlanıyor, Megumin ile Darkness kendi aralarında kara kara düşünüyorlardı. Klasik bir sabahtı işte.
"Satou Bey! Satou Bey, orada mısınız?!"
Aniden kapımız alacaklı gibi yumruklanmaya başladı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.