Böylece bir ev sahibi olduk.
En büyük derdimiz olan kışın nasıl hayatta kalacağımız meselesi nihayet çözülmüştü.
Dördümüz vakit kaybetmeden yeni yerimize taşındık. Her ne kadar kişilikleri konusunda ciddi şüphelerim olsa da, içten içe üç kadınla aynı evi paylaşacak olmanın heyecanını yaşıyordum.
"Hey, çekil bakayım önümden. Burada iş yapmaya çalışıyorum. Üşüyorsan git yatağına kıvrıl."
Yeni hayatımızın daha ilk gününde sorunlar baş göstermişti bile.
Kışın etrafta sadece iri ve güçlü canavarlar dolandığından, kasabaya kapanıp beklemekten başka çare yoktu.
Ancak ben, bir an önce üzerimizdeki borç yükünden kurtulmak istiyordum. Bu yüzden lonca üzerinden evde yapabileceğim birkaç iş almıştım. Ne var ki soğuktan uyuşan parmaklarımla ilerleme kaydetmek imkansızdı.
Isınmak için lüks dairenin birinci katındaki oturma odasında, şöminenin önüne yerleşmeye gitmiştim; fakat burayı kendi tapulu malı ilan eden Aqua, koltuğa yapışmış halde amansız bir direniş sergiliyordu.
"Olamaz! Yataktan çıktığım anda buz gibi oluyor! Eğer tekrar orada uyumamı istiyorsan, git battaniyelerimi sobanın üstünde falan ısıt!"
"Geri zekalı, burada soba olmadığını biliyorsun! Sadece kendini düşünmeyi bırak da çekil şuradan! Sence ben bu işi kimin borçlarını ödemek için yapıyorum? Eğer işimi zorlaştırmaya devam edersen sana neler yapabileceğim hakkında birkaç fikrim var!"
"Ha, bana meydan mı okuyorsun? Benim istatistiklerim seninkileri ezer geçer! Teke tekte beni yenebileceğini mi sanıyorsun? Bu ocak başı benim kutsal alanımdır! Buraya tecavüz edenleri göklerin gazabı cezalandıracak!"
Ensesine indirdiğim küçük bir donma büyüsüyle ona göklerin gazabını bizzat tattırdım. Acıyla bağırarak yapıştığı koltuktan aşağı yuvarlandı.
Boşalan koltuğa kurulup yanımda getirdiğim malzemeleri masaya yaydım.
"Hıh. Yer açtığın için sağ ol. Eğer işin ucundan tutmayacaksan git Darkness ve Megumin ile oyna."
Halıda ensesini tutarak kıvranan Aqua’yı elimle kovaladım.
Odanın ortasında Darkness ve Megumin, bu dünyanın satranç veya şogi benzeri masa oyununu oynuyorlardı.
"Hi-hi! Ordumun gücü karşısında titre! Bir ork askerini şu kareye ışınlıyorum."
"Megumin, büyücünü kullanma şeklin hiç ahlaklı değildi... Şövalyemi buraya çekiyorum ve... şah mat!"
"Işınlanma!"
Sihrin olduğu bir dünyada satranç kuralları da biraz farklı işliyordu. Bir keresinde Megumin ile oynamaya yeltenmiştim ama şahı tahtanın dışına ışınlandığı an bir daha asla oynamamaya karar vermiştim.
Aqua ensesini ovuşturmayı ve titremeyi bırakıp, sanki aniden bir şey hatırlamış gibi ayağa fırladı. Çantasından maceracı kartını çıkarıp gözüme soktu.
"Şuna bir bak Kazuma! Seviye kısmına bak! Şu an bu partideki en yüksek seviye bende. Resmen kıdemli sayılırım! Henüz 20 seviye bile olmamış bir enik nasıl olur da bana emirler yağdırır! Anladın mı? Şimdi o koltuğu uslu bir çocuk gibi üstüne devret!"
Yüzüme dayadığı karta baktım. Seviyesi gerçekten fırlamıştı. Hanede 21 yazıyordu.
Şöyle bir düşündüm: İblis Kral’ın generallerinden Beldia’yı yenmiş, geçen gün zindandaki hortlak sürüsünü temizlemişti; o maceranın sonunda huzura erdirdiği liçi saymıyorum bile.
Aqua’nın geliştiğini görmek beni mutlu etse de, seviyede beni geçmiş olması biraz canımı sıkmıştı...
...Ha?
"Hey Aqua. Seviyen artmış ama istatistiklerinde tek bir birim bile yükselme yok."
"Aptal Kazuma. Sen beni ne sanıyorsun? Benim istatistiklerim zaten doğuştan mümkün olan en yüksek değerde. Hepsi ful! Ayrıca bütün parti numaralarını ve baş rahip büyülerini öğrenmeye yetecek beceri puanıyla başladım! Beni öyle sıradan bir maceracıyla karıştırma!"
Aqua’nın kartı elimden düştü, olduğum yerde sarsıldım.
Aqua yüzünde zafer kazanmış bir gülümsemeyle bana bakıyordu. Kafamdan neler geçtiği hakkında en ufak bir fikri yoktu.
Yani seviyesi ne kadar artarsa artsın, zeka seviyesi asla yükselmeyecekti!
Kartı yerden alıp koltukla beraber Aqua’ya iade ettim.
"Bu da ne? Beklenmedik bir uysallık... Hey, neden ağlıyorsun? Seviyem seninkinden yüksek diye bu kadar şoka mı girdin? ...Hey, şimdi de omuzlarımı mı pışpışlıyorsun? Neden bana bu kadar nazik davranıyorsun? Nedir bu acıyan bakışlar?"
Aqua’yı koltukta bırakıp uzaklaştım. Bugünlük çalışma isteğim tamamen kaçmıştı. Onun yerine kasabaya inmeye karar verdim.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.