Kasabanın dışındaki bir tepedeydik.
Burası, yoksulluk içinde ölenlerin ya da gömecek kimsesi olmayanların toplandığı bir kimsesizler mezarlığıydı. Burada adet böyleydi; tabut falan hak getire, ölüyü doğrudan toprağa verirlerdi.
Görevimiz, mezarlığa musallat olan hortlak canavarların icabına bakmaktı.
Hava kararmak üzereydi, alacakaranlık çökmüştü. Yakınlarda bir kamp kurmuş, karanlığın iyice bastırmasını bekliyorduk.
“Hey, Kazuma! O et benim hakkımdı! Bak burada mis gibi ızgara sebzeler duruyor, onlardan yesene!”
“Şu lahana avından sonra sebzelere karşı pek iştahım kalmadı. Pişirmeye çalışırken uçup gidecekler ya da ateşten dışarı fırlayacaklar diye ödüm kopuyor.”
Mezarlığın biraz uzağında küçük bir ızgara kurmuş, beklerken akşam yemeğimizi yiyorduk. Canavar avına çıkmış bir ekip için fazla gevşek bir tavır gibi görünebilir ama bu seferki hedefimiz Zombi Yapıcı denilen düşük seviye bir yaratıktı. Bunlar zombileri kontrol eden bir tür kötü ruh olurdu. Zombi Yapıcı en sağlam cesedi ele geçirir, yanına da birkaç ölümsüz teğmen alırdı.
Acemi grupların bile bu yaratıkların üstesinden gelebildiğini duyduğumuz için bu görevi seçmiştik. Belki zırhı olmayan Darkness için de daha az riskli olurdu.
Karnım iyice doyunca kupama biraz toz kahve boşalttım. Su Yarat adlı basit bir büyüyle bardağı doldurdum, sonra da suyu ısıtmak için Tutuştur büyüsünü kullandım. Bunlar, lahana avı sırasında bir büyücüden öğrendiğim Temel Büyü yetenekleriydi.
Tutuştur, adından da anlaşılacağı gibi ateş başlatmaya yarıyordu. Kimseye zarar veremezdiniz ama kesinlikle bir çakmaktan çok daha kullanışlıydı.
Megumin, şaşkın bir ifadeyle boş kupasını uzattı.
“Bana da biraz su verir misin lütfen? Şaşırdım doğrusu Kazuma. Benden bile daha fazla büyü biliyorsun. Çoğu kişi Temel Büyüleri es geçer ama sen onları epey kullanışlı gösteriyorsun.”
Megumin’in kupasının üzerinde Su Yarat büyüsünü mırıldandım.
“Temel Büyülerin olayı bu sanıyordum. Ha, bir de şu var. Toprak Yarat! Peki bu ne işe yarıyor?” Avucumu uzattım; içi ince bir toprakla dolmuştu. Temel Büyü dört ana elementi de kapsıyordu ama bu toprak büyüsüyle ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.
“Şey... Bir şeyler yetiştirmek için çok verimli bir toprak olduğunu duymuştum. Hepsi bu.”
Aqua hemen lafa atladı: “Bir şeyler yetiştirmek mi? Ne dersiniz Kazuma Bey, çiftçiliğe mi geçiş yapsanız? Kendi tarlalarınızı kurar, kendi sulamanızı yaparsınız! Tam da bu iş için doğmuşsunuz sanki! Hi-hi-hi!”
Toprak dolu sağ elimi Aqua’ya doğrultup sol elimle bir işaret yaptım. “Rüzgar Nefesi!”
“Ayy! G-gah! Gözlerim...”
Bir rüzgar esintisi toprağı doğruca Aqua’nın yüzüne savurdu. Tanrıça, gözlerine kaçan kumlar yüzünden yerlerde kıvranmaya başladı.
“Bak sen, demek böyle kullanılıyormuş.”
“Hayır, hayır, alakası yok! Öyle kullanmaman gerekiyordu! Hem sen nasıl oluyor da başlangıç büyülerinde gerçek bir büyücüden daha iyisin?”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.