Sadece Senin Yanında Çocuklaşan Kalbim

Böyle diyorsun ama benim içim paramparça.

Hata ettim.

İnanılmaz suçlu hissediyorum ve bunun yanında—bir de tarif edilemez bir hırs var içimde.

Muuu.

Resmen beni mat etti.

Gelip en havalı hamleyi yapıverdi işte.

Yüreğimi nasıl da ağzıma getirdi ama!

Bir kez daha, ona biraz daha aşık oldum ya!

Normalde biraz pısırık olan, atılganlıktan nasibini almamış bu çocuk, neden iş ciddiye bindiğinde böyle paldır küldür girip karizmanın kitabını yazıyor ki!?

Az önce karaokedeki o sarılışı da aynıydı!

Tam zamanında, haddinden fazla havalı oluyor!

Of! Of ki ne of!

—Madem öyle, en azından bu da benden sana küçük bir karşılık olsun.

Kalp atışlarımın hızını ve yaşadığım sarsıntıyı belli etmemeye çalışarak, buğulu bir sesle fısıldadım.

Yavaşça ellerimi uzatıp yüzüne dokundum.

İki yanağını da nazikçe avuçlarımın arasına aldım.

—Şu an için elimden gelen tek şey bu.

—Ha, ne...

Avuçlarımın arasındaki çocuk, gözlerini kocaman açmış şaşkın şaşkın bakıyordu.

Gözlerimi kapattım, yüzümü yavaşça onunkine yaklaştırdım ve dudaklarımı dudaklarına değdirecekmişim gibi yapıp...

Muni!

Yanaklarını hafifçe çimdikledim.

Tıpkı daha önce kulüp odasında yaptığım gibi.

—Muni muni.

—............

—Muni muni~~

—...N-neden böyle yapıyohsunuz?

—Hım? Ne mi yapıyorum?

Sevgi dolu bir masaj bu, dedim.

Cümlemin sonuna kalp işareti eklemişim gibi bir neşeyle.

—...Öyle miyhimş.

Kuroya-kun’un üzerine bir anda yorgunluk çökmüş gibi bir hali vardı.

—Aaa? Bir hayal kırıklığına uğramış gibisin sanki, yoksa başka bir şey mi bekliyordun?

—...Bişşey beklediğim falan yok.

Yanakları ellerimin arasındayken küskün bir tavırla konuşması onu çok tatlı gösteriyordu.

Sürpriz bir hediye almışken, sırf yenilgiyi hazmedemediğim için onunla bu şekilde dalga geçmem belki de gerçekten kötü bir kız olduğumu gösteriyordu ama arzularıma engel olamıyordum işte.

Özür dilerim Kuroya-kun.

Yaptığımın ayıp olduğunun farkındayım ama... kendimi durduramıyorum!

—Muni muni~

—D-daha ne kadar devham edeceksihiz!

—Hadi hadi, "Kara kutu" desene bir bakayım.

—Demeyeceğim işte!

Sertçe bağırarak yüzünü ellerimden kurtardı.

Kendi yanaklarını okşarken,

—Yeter artık... Shiramori Senpai... bazen gerçekten çok çocuksu oluyorsunuz, dedi Kuroya-kun.

Bir an için dona kaldım.

Söylediği sözlerin anlamını kavramam biraz zaman aldı.

Muhtemelen bu, hayatımda ilk kez duyduğum bir sözdü.

—...Çocuksu muyum? Ben mi?

—Evet, hem de acayip çocuksu.

—Herkes bana genelde "olgun" olduğumu söyler ama.

—Herkes dış görünüşünüze ve havanıza kanıyor olmasın? Sürekli böyle küçük şakalar yapıp insanların zor durumda kalmasını sırıtarak izliyorsunuz... Bildiğiniz çocuksunuz işte, çocuk.

Kızarmış yüzüyle küskünce söyleniyordu Kuroya-kun.

Muhtemelen altında derin bir anlam yatmıyordu. Sadece onunla dalga geçtiğim için hırslanmış, üste çıkmaya çalışıyordu.

Fakat tam da bu sıradan sözler—hiç süslenmemiş bu dürüst düşünceler, kalbimin en derinlerine, çok ama çok derine işledi.

İlk başta anlam veremediğim o sözler, yavaş yavaş içimde eriyip ruhuma yayıldı.

—...Anlıyorum. Öyleyimdir belki de.

İster istemez gülümsedim.

—Belki de sadece Kuroya-kun’un yanındayken böyle çocuksu biri oluyorumdur.

—...Ne demek istiyorsunuz?

—Pek çok şey.

Ben böyle deyince Kuroya-kun meraklı gözlerle bana baktı. Muhtemelen yüzümdeki o eşi benzeri olmayan mutluluk ifadesini gördüğü içindi bu şaşkınlığı.

Küçüklüğümden beri hep... vaktinden önce büyümüş bir çocuktum.

Olgunlaşmak istiyordum, çevremdekiler de benden bunu bekliyordu.

Kendimi zorlayarak, boyumdan büyük işlere kalkışarak, hep "hanımefendi" gibi davranmaya çalışarak yaşadım.

Bu yaşam tarzının tamamen yanlış olduğunu düşünmüyorum.

İnsanların bana "olgun" demesi beni mutsuz etmiyordu; karmaşık ailevi meselelere karşı "yetişkin gibi" tavır almamın da büsbütün hatalı olduğu söylenemezdi.

Fakat.

Meğer benim içimde de o "çocuksu" parça hep varmış.

Kendi kendime bile fark edemediğim o yanımı, Kuroya-kun şıp diye buluvermişti.

Ya da belki de... onunla tanışmamla birlikte doğan, yeni bir "bendi" bu.

Dış dünyaya karşı olgun bir kadın rolü oynasam da, Kuroya-kun ile beraberken görünüşe göre sadece bir çocuğa dönüşüyordum.

Sevdiği çocukla uğraşmadan duramayan, her yerde rastlayabileceğiniz türden sıradan bir çocuğa.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.