Keder Günahı'nı zihninden savuşturan Sunny, Zalim Bakış'ı çağırıp bakışlarını Nephis'e çevirdi. Her şeyi uzun uzun anlatacak vakit yoktu ama yine de onları erkenden uyarmak zorundaydı. Ne diyecekti ki? Böylesi bir felaketi nasıl izah edebilirdi? Aklına daha iyi bir ifade gelmeyince dosdoğru konuştu:
"Jet'i... buldum. Güçlü bir düşmanın saldırısına uğramış. Doğrudan ruhlarımıza hasar verebilen tayfamsı bir canavar bu. Jet'i alıp geri çekilmeye çalışacağım... Savaşa hazırlanın!"
Nephis cevap vermeye fırsat bulamadan Sunny çoktan gölgelerin koynuna dalmıştı bile.
'Ölmüş olmamın tek sebebi hazırlıksız yakalanmamdı. Düşmanın ne menem bir şey olduğunu bilmiyordum, elimde bir tayfayı hemen yok edecek doğru düzgün bir silah yoktu ve en önemlisi, girişim üstünlüğünü kaptırmıştım. Hepsinden de öte, gölgelerimin Ölümsüz Katliam'ın saldırıları karşısında en az benim kadar savunmasız kalacağını kestirememiştim.'
Bozulmuş olan o yaratığın ilk hamlesinden pek de zorlanmadan kaçınmıştı aslında. Zalim Bakış ortaya çıktıktan sonra normal bir dövüşte hangisinin galip geleceği belirsizdi. Ne var ki Ölümsüz Katliam, ilk iş olarak gölgelerini ezmeyi seçmişti.
Onu tek bir hamlede nasıl katledeceğini bu kadar iyi bilmesine şaşmamak gerekirdi. Sonuçta o sis tayfası, büyük olasılıkla Ruh Biçici Jet'in gelecekteki Dönüşüm Yeteneği'ni kullanan Bozulmuş bir kopyasından başkası değildi. Jet onun Unsuru hakkında zaten çok şey biliyordu, gelecekteki hali ise şüphesiz çok daha fazlasına hakim olmalıydı.
Sunny'nin sonunu getiren de işte bu bilgi olmuştu.
Ruhunun devasa bir parçası kopartıldıktan sonra en ufak bir direnç gösterecek hali kalmamış, dizlerinin üzerine çöküp sefilce can vermişti.
Ama bu kez işler değişecekti.
Birincisi, Zalim Bakış'ı şimdiden eline almıştı.
İkincisi, gölgelerini koruyacaktı.
Ve son olarak, o da Jet'in Unsuru hakkında en az onun kadar bilgi sahibiydi.
Gölgelerin arasından sıyrılıp karanlığı bir zırh gibi bedenine doladı ve açıklığa doğru fırladı.
'Uykuda Yeteneği, katlettiği canlıların özünü emmesini sağlıyor. Uyanmış Yeteneği, her türlü fiziksel savunmayı hiçe sayarak doğrudan düşmanlarının ruhunu hedef almasına yarıyor. Yükselmiş Yeteneği ise parçalanmış ruh çekirdeğinin hacmini ve kapasitesini artırırken, bedenini güçlendirmek için harcayabileceği öz sınırını da tamamen ortadan kaldırıyor.'
Sunny, Ölümsüz Katliam'ın gerçekte ne kadar kadim bir varlık olduğunu bilmiyordu. Hangi uzak gelecekten çıkıp gelmişti acaba? Yine de Altı Felaket'in katlettiği bunca insan göz önüne alındığında, o uyduruk Frankenstein canavarını andıran ruh çekirdeği çoktan muazzam bir boyuta ulaşmış olmalıydı. Gerçekten de dehşet verici derecede güçlüydü...
Üstelik Transandant Yeteneği hakkında da pek bir şey bilmiyordu. Büyük ihtimalle ona o tayfamsı biçimde saldırmasını sağlayan şey bu yetenekti ama Dönüşüm'ün detayları belirsizliğini koruyordu.
'Dikkatli olduğum sürece bu işin altından kalkabilirim.'
...Ya da kalkamazdı.
Ağaçların arasından fırlayan Sunny, Zalim Bakış'ın gümüş mızrak ucunu ilahi alevlerle tutuşturdu ve kanı yosunların üzerine süzülen Jet'in devrildiği yere doğru yıldırım gibi atıldı.
Gergince, her an dövüşmeye hazır halde yanında diz çöktüğünde Jet buz mavisi gözlerini araladı ve ona halsizce baktı. Dudakları kıpırdadı.
"Konuşma. Biliyorum."
'Şimdi.'
Sunny'nin diz çöküp sırtını düşmana dönmesine gerek yoktu aslında. Yine de... Ölümsüz Katliam'ı, üstünlüğün kendisinde olduğuna inandırma şansı varken bunu kullanmamak büyük budalalık olurdu.
Sisin içinde belirsiz, neredeyse hissedilmez bir kıpırtı sezen Sunny, anında ayağa fırladı ve Zalim Bakış'ın ışıltılı ucuyla kavisli bir darbe savurdu. Sislerin arkasında gizlenen ve çoktan saldırmak üzere harekete geçmiş siluet, bu ani karşı hamle karşısında gafil avlanmıştı; darbeden kaçmasına imkan yoktu.
...Fakat yine de kaçmayı başardı.
'Hızlı...'
Sunny mızrağını geri çekip olduğu yerde donakaldı, gözlerini kısıp pürdikkat sisi süzmeye başladı. Rollerin değişmiş olmasına, ansızın saldıran tarafın kendisi olmasına rağmen sonuç yine aynıydı. Ölümsüz Katliam pusun içinde eriyip kaybolmuştu. Bir sonraki darbenin nereden geleceğini kestirmek imkansızdı.
Geleceği bilmeseydi, gerçekten de öyle olacaktı.
'Yanlış.'
Sunny sadece olabilecekleri biliyordu, ne olacağını değil. Dövüşün ilk saniyelerini değiştirmiş olması, Ölümsüz Katliam'ın hamlelerini de etkilemiş olabilirdi. Yine de tedbiri elden bırakmaması gerekiyordu.
Ne var ki sonraki birkaç saniye tam da hafızasındaki gibi ilerledi.
Sis tayfası ona tekrar saldırmadı; pusup beklemeyi seçti... Ta ki o neşeli gölge ağaçların arasından sıyrılıp ustasına doğru deli gibi koşana kadar.
Sunny, ruhunun parçalanırken hissettiği o tarif edilemez acıyı hatırlayınca ensesindeki tüyler diken diken oldu. Sis birden girdap gibi döndü ve içindeki tayfa, hızla yaklaşan gölgenin önünü kesmek için harekete geçti.
'K-kahretsin...'
Birazdan ne olacağını bilmesine rağmen içindeki korkuyu bastıramıyordu.
Ölümsüz Katliam o hayaletsi kılıcını indirdi... Ancak kılıç gölgeye saplanamadan başka bir çeliğe çarptı.
Saf karanlıktan dövülmüş bir kılıca.
Gölgesinin derinliklerinde iki yakut alev tutuşurken Aziz, tayfanın amansız darbesini savuşturup açıklığa adım attı.
"Karanlığın Kılıcı" Yetenek Açıklaması: [Bu Gölge'nin kalbinde yuvalanan hakiki karanlık, Gölge o silahta ustalaştığı sürece korkunç bir silah formunda çağrılabilir. Karanlığın Kılıcı hem etten kemikten olanları hem de ruhani varlıkları biçebilir; asla körelmez, asla tereddüt etmez ve asla kırılmaz. Alternatif olarak karanlık, sıradan bir silahı güçlendirmek için de kullanılabilir.]
Aziz'in karanlık kılıcı, tıpkı Zalim Bakış gibi hem somut hem de soyut düşmanları kesebiliyordu. Hatta bundan da öte, kendisi ruh hasarına karşı tamamen bağışıklıydı... Bu durum, konuşmayı pek sevmeyen Gölge'sini o nefret dolu sis tayfası için mükemmel bir rakip haline getiriyordu.
Ölümsüz Katliam, Delice Prens gibi Bozulmuş bir Transandant olsa bile, Aziz de Transandant bir İblis'ti. Güçleri... en azından teorik olarak... başa baş sayılırdı.
Ya da Sunny en azından öyle umuyordu.
Karanlık kılıçla burun buruna gelen sis tayfası süzülerek geriledi. Tam o anda açıklıkta ikinci bir gölge daha belirdi. İçinden fırlayan İblis'in gözlerinde cehennem alevleri yanıyordu.
Neşeli gölge zarif taş şövalyenin bedenini sararken, kasvetli olanı da çelik gulyabaninin etrafına dolandı. Sunny'nin kendi bedeni ise geriye kalan üç gölgeyle güçlenmişti.
Ölümsüz Katliam; Aziz, İblis ve Sunny'nin oluşturduğu üçgenin tam ortasında sıkışıp kalmıştı.
'Bakalım şimdi kim ölecek.'
Dudaklarına zoraki bir gülümseme yerleştiren Sunny, Zalim Bakış'ı daha da sıkı kavrayıp öne doğru atıldı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.