“Yamano-senpai yeni grubunda, değil mi?”
Nereden biliyordu ki? Dur bir dakika, sanırım bunu daha önce Namika’ya çıtlatmıştım. Hepimiz aynı ortaokuldan geldiğimiz için Yamano’yu tanıması gayet doğaldı gerçi. Yine de Yamano’nun bizim gruba katılmasına tuhaf bir tepki vermişti sanki.
“Evet, ne olmuş ki?” diye sordum.
“Yamano-senpai lisede nasıl biri?”
“Nasıl yani? Herkes gibi işte, sanırım.” Benden farklı bir dönemde olduğu için net bir şey bildiğim de yoktu.
Kardeşim bu sözlerim üzerine derin düşüncelere daldı, yüz ifadesi fazlasıyla ciddileşmişti.
“Sana söyleyip söylememekte kararsızdım ama Yamano-senpai hakkında bazı çirkin dedikodular vardı.”
Çirkin dedikodular, öyle mi? Miori’nin olayından beri bu tür şeylere karşı içimde şiddetli bir düşmanlık besliyordum.
“Yamano-senpai’nin bir alt dönemindeyim ve onunla şahsen hiç konuşmuşluğum yok, bu yüzden işin aslını bilmiyorum... Ama onunla aynı grupta olacaksan en azından bunu bilmen gerekirdi sanırım.” Namika lafı epey dolandırdı, ardından gelen sözleri ise beni allak bullak etti. “Yamano-senpai’nin kendi sınıfındaki zorbalığın elebaşısı olduğunu söylüyorlar.”
Bu hiç de bildiğim Yamano’ya benzemiyordu. Zorbalık yapmak ve o mu? İnanılır gibi değildi. Hiç öyle bir tip gibi durmuyordu. “Ben bu dedikoduyu neden daha önce hiç duymadım?”
“Açıkçası ortaokulda hiç arkadaşın olmadığı için,” dedi gayet sıradan bir tavırla, can evimden vurarak. Sonra da ekledi: “Kendi dönemindeki herkesin ondan nefret etme sebebi buydu. Doğruysa hak ettiğini bulmuş gerçi.”
Ondan nefret edildiği kısmı doğru gibi duruyordu. Çatıda benimle öğle yemeği yemesini de açıklıyordu bu. “Yine de zorba olabileceğine inanamıyorum.” Yamano öyle biri değildi... sanırım. Ama bundan emin olacak kadar onu iyi tanıyor muydum ki?
“Benim bildiğim tek şey bu dedikodu. Sen öyle hissediyorsan içgüdün muhtemelen haklıdır. Bu yüzden bahsetmekte tereddüt etmiştim zaten.”
Namika da asılsız bir dedikoduya destek çıkmak istememişti muhtemelen ama benim iyiliğim için uyarmıştı işte. O huysuz tavırlarına rağmen ailesini önemserdi. “Söylediğin için sağ ol.” Uzun zaman sonra ilk kez başını okşadım.
Elimi sertçe itti. “İğrençsin!”
Heh heh heh. Bak sen, utandı mı acaba?
Ne var ki bakışları buz gibiydi. “Kapa çeneni. Sinir bozucusun. Benden uzak dur. Git bir çukur bulup geber.”
“O-O kadar ileri gitmene gerek yoktu...” Havaya girdiğim için özür dilerim.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.