Zirvedeki Yalnızlık

"Nanase, sayısal bölümde yine birinci olmuş."

"Şaşıracak bir şey yok. İkinci sınıfa geçtiğimizden beri bir kere bile ikinciliğe düştüğünü görmedim."

Koridorda asılı duran başarı sıralamasının önünde toplanan öğrenciler, gürültülü bir şekilde birbirleriyle laflıyordu. Listede sadece ilk elliye girenlerin ismi vardı. Ben çok daha aşağılarda olduğum için bu listenin benimle pek bir alakası yoktu.

Yine de sınıf arkadaşlarımdan birinin, alan seçiminden bu yana koltuğunu kimseye kaptırmamış olması beni etkiliyordu. Adı Nanase Yuino idi. Birinci sınıfta da aynı sınıftaydık. O zamanlar neredeyse hiç konuşmamıştık ama hoşlandığım kız olan Hoshimiya-san ile yakın arkadaş olduğu için onu hatırlıyordum.

İlk yılımızda birinci falan değildi; belki de ikinci sınıfa geçince derslerine daha sıkı asılmaya başlamıştı. İkinciyle arasında tam yirmi puan fark vardı. Rakiplerine resmen toz yutturuyordu. Üstelik yaydığı aura da geçen senekinden çok farklıydı.

İkinci sınıfın sonuna gelmiştik. Öğrencilerin çoğu artık giriş sınavı moduna girmişti. Ancak kimse Nanase kadar hırslı görünmüyordu.

Kızlar arasındaki dedikodulardan duyduğum kadarıyla, Nanase’nin hedefi prestijli Tokyo Üniversitesi’ydi. Okulumuzdan daha önce orayı kazanan tek bir kişi bile çıkmamıştı, bu yüzden tüm öğretmenler ona tam destek veriyordu. Okulumuzun il genelindeki başarı ortalaması yüksek olsa da, ülkenin kaymak tabakası sayılmazdık. En iyi liseler muhtemelen Nanase gibi öğrencilerle dolup taşıyordu. Yine de Ryomei’yi ucu ucuna geçmeye çalışan benim gibi biri için tüm bunlar sadece birer teferruattı.

Başkalarını düşüneceğime, sınıfı geçebilmek için derslerime daha çok çalışmalıydım. Bunun farkındaydım ama kendimde o motivasyonu bulmakta zorlanıyordum.

Gezinen sınıf arkadaşlarımın arasından sıyrılıp sırama yerleştim. Pencere kenarında oturduğum için şanslıydım. Eğer sınıfın ortasında olsaydım, popüler çocukların arasında kalırdım ki bu benim için tam bir cehennem azabı olurdu. Şöyle bir sınıfa göz gezdirdim.

Nanase, önünde kitabı açık olan tek kişiydi; elindeki uçlu kalemle hararetle not alıyordu. Sıkılmış ifadesinden, ders çalışmaktan başka yapacak hiçbir şeyi kalmadığı okunuyordu.

Bir keresinde konuştuğumuzda, sayısal dersleri aslında sevmediğini söylemişti. Bana artık sevdiği şeyi yapamadığını anlattığında, gözlerindeki o kabullenmişlik duygusu zihnime kazınmıştı. Acaba ne olmuştu? Gerçi umurumda da değildi. Muhtemelen kendisi için çok önemli olan bir şeyden vazgeçmişti ve şimdi tüm vaktini kitaplara gömülerek geçiriyordu.

O sıradan, alelade güne dair anılar aniden zihnimde canlanıverdi.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.