Sükunetle ve Şefkatle

On üç Ocak.

Sömestr tatili bitmiş, sınıftaki hava yavaş yavaş o bildik rutinine dönmüştü. Isıtıcı harıl harıl çalışıyor, tarih öğretmeninin tahtaya vuran tebeşir sesi odanın içinde yankılanıyordu.

Üzerimde fena bir isteksizlik vardı ama dersi dinlemezsem başımın ağrıyacağını da biliyordum. Sayısal bir ders olsa, ilk hayatımdan kalma bilgilerle bir şekilde yolumu bulurdum. Ancak iş tamamen ezbere dayalı sözel derslere gelince kendime pek güvenemiyordum.

Beyaz tebeşir, tahtaya sertçe vurup çizgiler çizerken tıkırtılar çıkarıyordu. Öğretmenin o dümdüz, heyecandan yoksun anlatımını zihnime kazımaya çalışarak notlarımı aldım. Başımı kaşıyacak bir an bulunca, hemen yanımdaki sıraya gözlerimi diktim. Kulaklarının üzerine dökülen bej rengi saçlarıyla bir kız, büyük bir ciddiyetle tahtayı izliyordu.

Adı Hoshimiya Hikari’ydi. Birinci sınıfın en tatlı kızı ve okulun kendi ilan ettiği idolüydü. İri, yuvarlak gözleri, uzun kirpikleri, pürüzsüz bembeyaz teni ve kusursuz yüz hatları vardı. Yandan profili o kadar güzeldi ki, hiç sıkılmadan sonsuza dek onu böyle seyredebilirdim. Onun gibi bir kızla çıktığıma inanmak hâlâ zordu. Bazen tüm bunların uzun bir rüyadan ibaret olup olmadığını merak ediyordum.

Üzerindeki bakışlarımı hissetmiş olacak ki, şaşkın bir ifadeyle bana döndü ve göz göze geldik. Başını hafifçe yana eğip gülümseyerek sessizce sordu: “Ne oldu?”

O kadar şirindi ki, gayriihtiyari gözlerimi kaçırdım. Havalı görünmeye çalışarak sağ elimdeki uçlu kalemle yanağını dürttüm. Beş yaşında mıyım ben? Kendi kendime söylendikten sonra tekrar ona baktım.

Gözlerini kısıp yüzünü astı. Sözcükleri kullanmadan, "Ne yapıyorsun sen?!" der gibiydi. Yine de yanaklarını şişirmesine rağmen pek de kızmış gibi durmuyordu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.