Kalem Şakası ve Kızaran Yanaklar

Çok tatlıydı.

Hikari yüzünü kulağıma doğru yaklaştırdı ve Fısıldar: “Apta-al.”

Yalan söyleyemeyeceğim, tüylerim diken diken olmuştu. ASMR falan mıydı bu? Sayesinde uykum falan kalmadı, cin gibi açıldım. Zihnimden böyle saçma sapan düşünceler geçerken Hikari bir anda elimdeki kalemi kaptı ve tahtadakileri defterine geçirmeye başladı. Hey... Kalemliğimde sadece bir tane kalem var. Derste onunla uğraştığım için bana ceza mı kesiyordu şimdi?

Not alamadığım için zil çalana kadar öylece Hikari’yi izledim. Az konuşan dünya tarihi öğretmenimiz vedasını edip seri adımlarla sınıftan çıktı. O sırada yanağımda bir dürtme hissettim. Hikari kendi kalemimle beni dürtüyordu.

“Lütfen dersi dinle,” dedi.

“Hı-hı... Bunu söyleyecek son kişi sensin sanıyordum,” diye karşılık verdim. Daha kısa süre önce yerlerde sürünen notları yüzünden gözyaşları döküyordu, şimdiyse bana ders veriyordu...

“Natsuki-kun, sence ben nasıl biriyim?” Memnuniyetsiz bir tavırla kalemi yanağıma daha sert bastırdı.

Acıyor! “Şey... Bilmem ki... Ha ha ha...” Aslında biraz safsın diyecektim ama içimden geçenleri dilime dökemedim. Bakışlarımı kaçırdım.

“Son sınavlarda iyi puan aldım ama bir kez iyi yapmak yetmez. Notlarımı yüksek tutmak için dersleri pürdikkat dinlemem lazım. Anladın mı?”

Hikari, babası Sei-san’a bir söz vermişti; yazar olma hayalini desteklemesi karşılığında derslerinde başarılı olacaktı. Ancak bir süre önce kara sevdaya tutulduğu için (sanırım?) notları düşmüştü. Final sınavları için canını dişine takıp çalışmış ve sıralamada ciddi bir miktar yükselmişti. Yine de haklıydı; anlaşmanın kendisine düşen kısmını yerine getirmek için tek bir başarı yeterli değildi. Bu yüzden derslere eskisinden çok daha fazla asılıyordu.

“Dikkatini dağıttığım için üzgünüm,” dedim.

“Sorun değil, bir şey olmaz. Zaten dünya tarihini hep sevmişimdir, notlarım da genelde iyidir.”

Hikari’nin asıl zayıf noktası sayısal derslerdi. Sadece sözel derslerle uğraşması gerekse hiçbir sıkıntısı kalmazdı.

“Ayrıca dünya tarihi yazarlığıma da katkı sağlıyor. İleride fantastik bir şeyler yazarken buralardan ilham alabilirim, bu da beni motive ediyor. Bir de tarihi gerçekten ilginç buluyorum. Ah, ama... sakın yanlış anlama, tamam mı?”

Yanlış mı anlama? Anlam veremeyerek başımı yana eğdim.

Gözlerini üzerimden ayırmadan, yanakları hafifçe pembeleşmiş bir halde konuştu: “Benimle ilgilenmen... beni mutsuz etmiyor değil.” Kelimeler ağzından fısıltı gibi dökülmüştü ama ne dediğini gayet net duymuşumdur.

“An-anlıyorum...” Sahip olduğu bu yıkıcı güç çok fazlaydı, az kalsın nakavt olacaktım. Şeytani bir tatlılığı vardı! Hikari söz konusu olduğunda, bir şeyi bilerek mi yapıyor yoksa tamamen doğal mı davranıyor kestirmek zordu. İkisi de mümkündü ama içimden bir ses bunun hesaplanmış bir hamle olduğunu söylüyordu!

“Yani, şey, arada sırada böyle yapmanda bir sakınca yok.” Tepkimi ölçmek istercesine kaçamak bakışlar fırlatıyordu.

Bu kız resmen tatlılığını bana karşı bir silah olarak kullanıyordu! “P-peki.” Ama elimden bir şey gelmiyordu çünkü gerçekten çok tatlıydı! Ne kadar sinir bozucu!

Arkamızda oturan Hino o sırada lafa girdi. “Şey, selam, beni rahat bırakın artık olmaz mı?” Her zamanki lakayıt tavrı yoktu, resmen bizden bıkmış gibi bir hali vardı. “Siz ne zaman flörtleşseniz buralar acayip nemleniyor, vıcık vıcık oluyor. Gidin ne yapacaksanız evinizde yapın!”

Hino’nun yanında oturan, gözlüklü ve havalı bir kız olan Nishimura-san da onu onaylarcasına başını salladı.

“Okulun örnek çifti olmanız umurumuzda değil, bu kadarı da fazla, değil mi?” dedi Hino.

“Dürüst olmak gerekirse, neredeyse sevişeceksiniz.”

Nishimura-san, sen az önce o dümdüz ifadeyle ne dedin öyle?!

Hino bu laf üzerine kahkahayı patlattı, bir yandan karnını tutuyor bir yandan da masayı yumrukluyordu.

“N-ne?!” diye bağırdı Hikari.

Bak işte! Hikari yerin dibine girmişti! Ben de ondan farksızdım.

“Ö-özür dileriz,” dedik, yüzümüz kıpkırmızı bir halde.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.