Bir Zamanlar Kurduğum Hayal

Müziği kendimi bildim bileli sevmişimdir. Ebeveynlerimin etkisiyle bunun gayet doğal bir süreç olduğunu düşünürdüm. Ne de olsa annem bir piyanist, babamsa müzik yapımcısıydı. Kimse beni buna zorlamadı. Klasik müziğe olan tutkum, o piyanonun başına geçme arzum; hepsi tamamen benden kaynaklanıyordu. Yine de içinde büyüdüğüm ortam düşünülürse, bu kaçınılmaz bir sonuçtu.

Her şey, babamın beni annemin sahne alacağı bir piyano resitaline götürmesiyle başladı. Ağırlaşan göz kapaklarımı ovuşturarak sıramın gelmesini bekliyordum. Ortamdaki o huzurlu sessizlik farkına bile varmadan beni uykunun kollarına bırakmıştı. Uyandığımda babam omuzlarımı sarsıyordu.

“Uyan Yuino. Annenin sırası geldi,” dedi heyecanla.

“Hm? Annem mi çalıyor?”

“Evet. Bak, harika görünmüyor mu?”

Üzerindeki görkemli kırmızı elbise ile annem, sahnede bambaşka birine dönüşmüş gibiydi.

“Evet, çok güzel...”

Annemin performansı başladığında, parmakları tuşların üzerinde dans ediyor gibiydi. Ortaya öylesine büyüleyici bir tını çıkıyordu ki... Onu bu kadar can kulağıyla dinlememin bir sebebi de sahnede çalanın annem olmasıydı. Fakat aradan geçen zamana rağmen, o melodinin rengini sanki dün duymuşum gibi hala net bir şekilde hatırlayabiliyorum.

Ertesi gün piyano öğrenmeye başladım.

“Ben de annem gibi olmak istiyorum!”

“Gerçekten mi? O zaman biraz denemeye ne dersin?” Annemin de beni eğitmek için can attığını tahmin ediyordum ama üzerimde baskı kurmamak için kendini frenlemişti. “Kendi temponla öğrenebilirsin. Canın ne zaman isterse o zaman çal.”

Annem her zaman gereğinden fazla nazik bir kadındı.

“Müthiş! Şimdiden bu kadar iyi mi çalıyorsun? Çok sıkı çalışmışsın Yuino.”

Bana bir şeyler öğretmekten her zaman keyif alıyor gibi görünürdü. Şansıma müzik konusunda yetenekliydim. Övgülere boğularak büyüdüm.

“Söylesene Yuino. Neden bir piyano resitaline katılmıyorsun?”

“Resital mi?”

“Evet. Tıpkı annen gibi pek çok insanın önünde çalacaksın.”

“Pek çok insanın... önünde mi?”

“Bu fikir hoşuna gitmedi mi?”

“Şey... Heyecan verici. Biraz da korkutucu sanki.”

“Pekala. O zaman şimdiki gibi devam edebilirsin.”

“A-Ama denemek istiyorum! Yapacağım!”

Ve böylece bir resitalde sahne alacağım kesinleşti.

“Şu Nanase kızı gerçekten bir başka.”

“Nanase Miwako-san'ın kızıymış zaten. Bu başarısı normal.”

Kendi yaşıtlarımdan fersah fersah önde olduğumu fark etmiştim. Ancak annem profesyonel bir piyanist olduğu için insanlar yeteneğimi zaten beklenen bir durum olarak görüyorlardı. Çok geçmeden piyano yarışmalarına katılmaya ve art arda ödüller kazanmaya başladım. Seyirci önünde çalmak beklediğimden daha keyifliydi, övülmek ise bir o kadar gurur verici.

“Nanase-san yarışmaya katılıyor mu?”

“O zaman kimin birinci olacağı şimdiden belli.”

İnsanların bana harika çocuk demeye başlaması uzun sürmedi. Ortaokula geçtiğimde ismim artık her yerde duyulur olmuştu. Çevremdekiler bana geleceğin profesyoneli gözüyle bakıyordu ve benim de hedefim zaten buydu.

Buna rağmen annem, sadece piyanoya odaklanmak yerine farklı şeyler de öğrenmem gerektiğini söylerdi. İlkokulda çay seremonisi ve kaligrafi dersleri aldım, ortaokulda ise Japon okçuluk kulübüne katıldım. Sonuçta dünyam piyano etrafında dönse de, o deneyimler hayatımı zenginleştirmişti.

Annem, adı duyulmamış bir piyanist olmanın ne kadar yıpratıcı olduğunu biliyordu; bu yüzden bana seçebileceğim pek çok farklı gelecek sunmak istiyordu. Tek istediği benim mutlu olmamdı.

Şanslı bir çocuktum ve bunun farkındaydım. Tüm o seçeneklere rağmen piyanoyu seçtim. Önümde beni bekleyen zorluklar olsa bile bu umurumda değildi.

“Harika! Yuino-chan, piyanoyu o kadar iyi çalıyorsun ki!”

Çabalarımı destekleyen kıymetli bir arkadaşım da vardı. Onun o abartılı tepkileri bana her zaman güç verirdi.

“Daha yüksek seviye yarışmalara katılmak istiyorum,” dedim anneme ortaokul ikinci sınıftayken. Ve büyük bir ulusal yarışmaya başvurdum.

Elemeleri geçip finale kaldım. Yarışma, o güne kadar sahne aldığım en büyük yer olan Tokyo'daki o devasa salondaydı. Seyircilerin arasında sayısız insan vardı ve elbette ebeveynlerim de oradaydı.

Herkes beni yarışmanın en özel parçası olarak görüyordu. Benim için kusursuz bir sahne kurulmuştu. Gelecekteki hedeflerim düşünüldüğünde, çıkış yapmak için bundan daha iyi bir yer olamazdı.

Yani hata yapma lüksüm yoktu.

Bunu fark ettiğim anda parmaklarım titremeye, zihnim ise boşalmaya başladı. Sahne sıram yaklaşıyordu ve piyano çalmak benim için dünyanın en zevkli işiyken, şimdi korku içindeydim.

O an hissettiğim şeyin heyecan olduğunu çok sonraları anlayacaktım. Vücudumdan aşağı bir şelale gibi soğuk ter boşalıyordu. Zihnimin bir köşesinde müziğin her zaman net bir görüntüsü olurdu ama şimdi o görüntü bulanıklaşıp yok olmuştu.

O kadar çok pratik yapmıştım, peki neden?

Bu soru kafamın içinde dönüp duruyordu. Hayranı olduğum o piyano tuşlarının sesi, delicesine çalıştığım Chopin'in etüdü, sadece kulak tırmalayan uyumsuz bir gürültüye dönüştü. Ve bu gürültüyü yaratanın kendi parmaklarım olduğunu fark ettiğimde, tam bir yıkım yaşadım.

O rezil performansım nihayet sona erdi.

Ayağa kalktığımda üzerimdeki tek bir bakış bile bedenimi delip geçiyordu. Tek bir alkış bile kopmadı. Bu dünyada tek bir müttefikim bile kalmamıştı. O bakışlardan öylesine korkmuştum ki, bir an görüşüm tamamen karardı.

“Sadece bir rüyaymış.”

Kendime geldiğimde, tanıdık bir tavana bakıyordum. Duyularım yavaşça yerine geldi ve gerçekliğe döndüm. Kendi yatağımdaydım. Kalbim göğsümde deli gibi çarpıyordu. Rahatsız edici bir ter tabakasıyla kaplanmıştım, boynum sırılsıklam olmuştu. Yan tarafa göz attım. Yatağımın başındaki saat yediyi gösteriyordu.

“Okula gitmem lazım...”

Battaniyeyi üzerimden atıp doğruldum ve ayaklarımı yere sarkıttım. Odadan çıktığımda gözüme çarpan ilk şey, içinde büyüdüğüm müzik odası oldu. Sanki oraya doğru çekiliyormuşum gibi dengesiz adımlarla içeri girdim. Gözlerim odanın tam ortasında taht kurmuş olan kuyruklu piyanoya takıldı. Elimi uzattım, tam tuşlara dokunacaktım ki...

“Hayır... Şimdi hiç sırası değil.”

Gözlerimi oradan kaçırıp müzik odasını terk ettim.

Sahi, bu mazereti kime uyduruyordum?

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.