Aynı gün okul çıkışında, müzik odasında toplandık.
Nanase’nin çalışmasına yardım etmeleri için sınıftan üç kişiyi ikna edip getirmiştik.
“Bugün geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim. Benim için anlamı çok büyük.” Nanase piyanonun önünde durup öne doğru derin bir saygıyla eğildi.
Gruptakiler Onozawa-san, Shimizu-san ve Mamiya-san idi. Shimizu-san ile Mamiya-san, Fujiwara-san’ın çevresindeki o hırslı kızlardandı. İkisi de bando kulübündeydi. Müzik festivalini fazlasıyla ciddiye alıyorlardı. Buraya sadece Nanase’ye yardım etmek için değil, koro yarışmasında iyi bir derece elde etmek istedikleri için de gelmişlerdi. Zaten bugün bando çalışmaları da yoktu.
Son provamız pek iç açıcı geçmediği için Hikari ile baş başa verip izleyici sayısını bir kişi azaltmaya karar vermiştik. Hikari ve ben de dâhil olmak üzere toplam beş kişiydik.
“Hadi başlayalım o zaman.” Nanase tam tabureye oturacakken Hikari onu durdurdu.
“Yuino-chan, başlamadan önce seninle biraz konuşabilir miyiz?” Hikari bunu söyledikten sonra bana döndü. “Natsuki-kun, sen de gelebilir misin? Kızlar, siz de bizi burada bir an bekleyebilir misiniz?”
Hikari, Nanase’nin elinden tutup onu müzik odasının dışına çıkardı. Aklındaki fikri şimdi uygulamaya koyacaktı. Ben de arkalarından ilerledim.
Koridor bomboştu. Okul çıkışında müzik odasının buralarda pek kimse olmazdı. Bando kulübünün odası yakınlarda olsa da bugün çalışmaları yoktu. Okul festivali provaları için grubumla sürekli ödünç aldığımız ikinci müzik odası da bu kattaydı ama bugün orası da boştu. Hafif müzik kulübünün odası ise epey uzaktaydı. Dışarıdaki spor kulüplerinin bağırışları buraya kadar hayal meyal ulaşıyordu.
Nanase şaşkınlıkla, “Hikari? N-Neler oluyor?” diye sordu.
“Yuino-chan, sorgulamadan bir şey denememe izin verir misin?” Hikari son derece ciddi bir ifadeyle ona bakıyordu.
Nanase başını salladı. “Tamam. Sana güveniyorum.”
Hikari bir eliyle Nanase’nin elini tuttu, diğer eliyle de benimkini kavradı.
“Nasıl yani? Ne yapıyorsun?” Nanase arkadaşına güvense de Hikari’nin ne yapmaya çalıştığını çözemediği için afallamıştı.
Hikari hiç istifini bozmadan Nanase’nin eliyle benim elimi birleştirdi. Tenine dokundum; eli ummadığım kadar soğuktu ve hafifçe titriyordu.
“Affedersiniz, Hikari?!” Nanase refleks olarak elini geri çekmeye yeltendi ama Hikari onu sıkıca tuttu.
“Natsuki-kun,” dedi.
“Emin misin?” diye sordum.
“Evet.” Başını salladı.
Nanase’nin elini tuttum, avucumun içine alarak olabildiğince nazikçe kavradım.
“N-Neler oluyor burada?” Nanase elimi sıkmadı, sadece kıpkırmızı kesilmiş bir halde olduğu yerde donakaldı.
Asıl bunu ben bilmek istiyordum. Sevgilimin gözleri önünde, sırf sevgilim öyle istiyor diye başka bir kızın elini tutuyordum. Gerçekten neyin içindeydim böyle? Yine de Hikari bu konuda çok ciddi olduğu için fikriyle dalga geçmedim.
“Hadi ama Yuino-chan, sen de onun elini düzgünce tut.”
Dün gece Hikari bana bu öneriyle geldiğinde şoke olmuştum. İşin bu noktaya varacağını düşünmek bile fazlasıyla garipti. Dün yaptığımız konuşmayı hatırladım.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.