Sınıfın Sesi ve Piyano Tuşları

Ertesi gün öğle yemeği vakti.

“Bugün dört beş kişi ayarlayabilirim ama...” Fujiwara, Nanase-san’a endişeli bir bakış atıp sordu: “Ne yapmak istersin?”

Geçen sefer on gönüllü arasından beş kişi seçmiştik ama bugün sayımız daha az. Herkesin programı her zaman uymadığı için böyle günlerin olması kaçınılmazdı.

“Dürüst olmak gerekirse, kızlardan bazıları çok korktu ve o sahneyi bir daha görmeye dayanamıyorlar. Bu işi bırakman gerektiğini düşünüyorlar,” diye fısıldayarak devam etti Fujiwara.

Onun da aynı fikirde olduğunu seziyordum. Onları da anlıyordum tabii. Olanı biteni sadece duymakla, o şoku bizzat kendi gözlerinle yaşamak arasında dağlar kadar fark vardı.

“Ben... Ben...” Nanase-san bunları duyunca yüzünü acı içinde buruşturdu. “Eğer... herkes böyle düşünüyorsa... o zaman...” Sesi titriyordu. Vazgeçmek istemediğini söylemiş olmasına rağmen şimdi başını önüne eğmişti.

Hikari arkadaşının sözünü keserek kararlı bir sesle araya girdi. “Sorun yok, Yuino-chan.”

“Hikari?”

“Yuino-chan, sen bu sorunla yüzleştiğin sürece ben hep senin yanında olacağım,” diyerek ona cesaret verdi Hikari.

“Hikari...” Fujiwara’nın nutku tutulmuştu. İnanamayan bir ses tonuyla, “Acı çekeceğini bile bile Yuino’nun bu mücadeleye devam etmesini mi istiyorsun yani?” diye sordu.

Hikari başını salladı. “Evet. Kendi hisleri hakkında yalan söylemesini istemiyorum.”

Ben kesinlikle bu konuda bu kadar zorlayıcı olamazdım. Nanase-san savaşmak istediği sürece, benim yapabileceğim tek şey ona ihtiyaç duyduğu o küçük desteği vermekten ibaretti.

“Ama devam edersem, sadece herkese yük olurum,” dedi Nanase-san.

“Eğer kendine yalan söylersen, pişman olursun,” diye karşılık verdi Hikari.

Evet, ben Hikari gibi onun elinden tutup ona bir yol açamazdım. Neden mi? Çünkü bu işin getireceği tehlikelerin sorumluluğunu alamazdım. Ama iyi ya da kötü, bunların hiçbiri Hikari’nin umurunda değildi.

“Yeniden o sahneye çıkıp piyano çalmak istiyorsun, değil mi?” diye devam etti.

Zaten Hikari böyle biri olduğu için sözleri Nanase-san’ın kalbine ulaşabiliyordu.

Nanase-san’ın gözlerinden süzülen gözyaşları, yanaklarında ıslak çizgiler bıraktı.

“Hem daha sadece birkaç kez pratik yaptın. Vazgeçmek için henüz çok erken!”

“Evet. Haklısın, Hikari,” dedi Nanase-san hıçkırıklarının arasından.

Bu manzara karşısında Fujiwara pişmanlıkla başını eğdi. “Üzgünüm. Öyle söylememeliydim.”

“Ah, hayır, özür dileme. Benim için endişelendiğinizi biliyorum.” Nanase-san telaşla başını iki yana salladı.

“Ayrıca kimse senin bir yük olduğunu düşünmüyor,” diye ekledim. Lafı açılmışken bunu iyice netleştirmem gerekiyordu. “Değil mi arkadaşlar?”

Sözü, bizi dinlemekte olan sınıf arkadaşlarıma bıraktım. Öğle arasının ortasında öylesine ciddi bir konuşma yapıyorduk ki ister istemez diğerlerinin de dikkatini çekmiştik. Üstelik neredeyse hepsi Nanase-san’ın durumundan haberdardı. Bizi nasıl duymazdan gelebilirlerdi ki?

“Elbette!”

“O iş bende! Bir kadının gözyaşlarına hiç dayanamam zaten!”

“Biz de yardım ederiz! Yük falan değilsin!”

“Nanase sonuçta sınıfımızın annesi sayılır!”

“Yuino-chan bana her zaman yardım eder!”

“Aynen öyle! Ne zaman istersen yardıma hazırım! Bu arada, lütfen benimle çıkar mısın!”

Sorumun üzerine arka arkaya destek sesleri yükseldi. Bir dakika... Az önce biri çıkma teklifi mi etti bana mı öyle geldi?

“A-Arkadaşlar...” Nanase-san sınıf arkadaşlarımızın bu tepkisi karşısında şaşkına dönmüştü.

Sınıfın en sevilen üyelerinden biri olmasına rağmen, ne kadar büyük bir nüfuzu olduğunun pek farkında değildi zaten.

“Hey, Nanase. Okulun müzik festivalinde bizim koro eşlikçimiz olmayı denemek ister misin?” Bu öneri, dün Hikari ile üzerinde konuştuğumuz şeydi. Aslında yakında çalışmalara başlamamız gerekiyordu ve henüz bir piyano eşlikçisi seçmemiştik.

“Ha?”

Sınıflar arası koro yarışmasına yaklaşık iki hafta vardı. O zamana kadar müzik derslerini ve okul çıkışlarını kullanarak bol bol pratik yapabilirdik. Şu an yaptığımız gibi köşe bucak insan aramak zorunda kalmaz, doğal bir şekilde prova yapabilirdik.

“Sahi... Ben o konuya hiç cevap vermemiştim.”

“Bence adım adım pratik yapmak için mükemmel bir fırsat.” Ve bu yolun son adımı tüm okulun önünde çalmak olacaktı ama bir piyano yarışmasının aksine, Nanase-san orada gecenin yıldızı olmayacaktı. Sadece koroya eşlik edecekti. Bu yüzden üzerinde o kadar da büyük bir baskı hissetmeyecekti. “Tabii ki karar senin.”

“Ama... Şu an bunu yapabileceğimi hissetmiyorum. Bu sorunun üstesinden gelmekten vazgeçmeye niyetim olmasa da, eğer sahnede her şeyi mahvedersem kazanma şansımızı ellerimle yok etmiş olurum.” Nanase-san kaşlarını çatarak başını iki yana salladı. “Okul müzik festivali herkesin emeğiyle ortaya çıkıyor; benim bencilce isteklerime alet edilemez.”

Öne sürdüğü gerekçe o kadar mantıklıydı ki itiraz edecek tek bir açık kapı bile yoktu. “Hmm. Doğru.” Benim önerim, okulun ortak bir etkinliğini kendi çıkarımız için kullanmak anlamına geliyordu. İstememesi çok doğaldı.

“Ş-Şey!” Onozawa-san birden yüksek sesle araya girdi. “Eğer yapamayacak gibi olursan, senin yerine ben geçerim. Önce seninle deneyelim, Nanase-san... Senin piyano çalışını dinlemeyi çok sevdiğim için bu beni çok mutlu eder.”

Onozawa-san tüm dikkatlerin üzerine çekilmesinden açıkça ürkmüş olsa da fikrini belirtmişti. Böyle durumlarda sesini çıkaracak bir kıza benzemediği için şaşırmıştım.

“Onozawa-san gönüllüyse, neden bir şans vermiyoruz?” dedi Fujiwara yumuşak bir sesle.

“Ama...” Nanase-san tereddüt etti.

“Nanase, sen ne yapmak istiyorsun?” Henüz o en can alıcı soruyu sormamıştık.

Gözleri fal taşı gibi açıldı.

“Koşulları ve durumu bir kenara bırak. İstiyor musun, istemiyor musun?” diye ekledi Hikari.

Nanase-san endişe dolu bir ifadeyle bana baktı. Başımı sallayarak her şeyin yoluna gireceğini sessizce anlatmaya çalıştım.

“Tabii ki çalmak istiyorum. Koromuza eşlik etmek çok eğlenceli olurdu,” diye itiraf etti sonunda.

“İşte bu kadar!”

Hepimiz gülümsedik. Yanakları kızardı ve utangaç bir tavırla saçlarının uçlarıyla oynamaya başladı. Çok tatlıydı!

“Haibara-kun, böyle büyük laflar ediyorsun ama bu kararı vermek sana mı kaldı?” diye sordu Nanase-san hesap sorar gibi bir tonla, bir yandan da dudak bükerken.

“Sorun yok. Fujiwara’nın dediğine göre sınıfın lideri benim.”

Fujiwara’ya bir bakış attım, o da inci gibi dişlerini göstererek bana onaylayan bir başparmak işareti yaptı.

Hâlâ pek gerçekçi gelmiyordu ama bir şekilde kendimi bu konumda bulmuştum. Bu yüzden üzerime sinir bozucu görevler yıkılacaksa, ben de bu yetkimi sonuna kadar kullanırdım.

“Tam bir diktatör olup çıktın başımıza.”

“Belki de öyleyimdir.”

Yine de başka hiçbirimizin eşlikçi olmak için gönüllü olmadığını zaten netleştirmiştik. Biz konuşurken sınıfın geri kalanı da başımıza toplanıp bizi dinlemişti. Öğle arası neredeyse bitmek üzereydi, bu yüzden yemek için sınıftan çıkanlar da dönmüştü. Yani herkes durumdan haberdardı. Üstelik sınıftaki hava son derece sıcak ve samimiydi.

İşte bu! Sınıfımız şu an tek yürek olmuştu!

“Bana mı öyle geliyor yoksa bu çocuk b-biraz havaya mı girmeye başladı?”

Hey, Hino, seni duyabiliyorum. Arkamdan gıybet yapmaya çalışan birine göre sesin fazla gür çıkıyor! Tam da burada, bir sınıfın tek yürek olması gibi o şanlı lise anının tadını çıkarıyordum şurada.

“Kimin umurunda koro yarışması zaten!”

Hey, Tatsuya, fazla dürüst davranıyorsun! Tüm erkeklerin içinden geçenleri dışından söylemeyi kes!

“Bu fırsatı istediğin kadar pratik yapmak için kullanabilirsin. O gün ne olacağı hiç umurumda değil,” dedi futbol takımından Okajima-kun.

Hey, beyler, kafanızı sallayıp durmayın öyle! Bu konuda kızlara göre çok daha az hevesli olduğumuzu kabak gibi ortaya çıkarıyorsunuz!

“Affedersiniz beyler?” Fujiwara onlara dik dik baktı. “Yılda sadece bir kez müzik festivali yapılıyor. Kazanmak istiyorsunuz, değil mi?”

“Evet. Siz erkekler iyi çalışsanız iyi edersiniz, yoksa bizi aşağı çekeceksiniz!”

“Nanase-san’ın eşlikçimiz olması aslında bizim gizli kozumuz.”

Görüyooor musunuz? Fujiwara’nın başını çektiği o çalışkan kızlar grubu, Tatsuya gibi sporcu tayfaya buz gibi bakışlar fırlatıyordu. Tanrım, sınıfın o tek yürek olmuş sarsılmaz birliğine ne ara ne oldu böyle?

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.