Sınıf öğretmenimiz şok edici bir duyuruyla güne başlamıştı.
Shiratori-kun sergilediği şiddet içerikli davranışlar yüzünden bir hafta uzaklaştırma cezası aldı.
Ne? Öğretmenin ne demek istediğini kavramam bir an sürdü. Bu sözler kafamdaki Reita imajıyla o kadar uyumsuzdu ki durumu onunla bağdaştıramadım.
Sınıf bir anda çalkalandı. Şaşkınlık, merak, hayal kırıklığı, endişe... Her kafadan bir ses çıkıyor, duygular havada uçuşuyordu. Yanımdaki sırada oturan Hikari ise gözlerini kocaman açmış, donakalmış bir halde boş boş bakıyordu.
Ben de onunla aynı durumdaydım, şaşkınlıktan donup kalmıştım. Uta, Tatsuya ve Nanase de kesinlikle aynı tepkiyi vermiş olmalıydı.
Öğretmenimiz öfkeyle bağırarak sınıfı susturmaya çalıştı. Sessiz olun, ders daha bitmedi. Yine de sınıftaki o huzursuz, gergin hava dağılmadı.
Hikari fısıldayarak, Ne olmuş olabilir acaba, diye sordu.
Başımı iki yana salladım. Bilmiyorum.
Gerçekten hiçbir fikrim yoktu. Öğretmenin söylediklerine hâlâ inanamıyordum. Reita nazik biridir. Başkalarına şiddet uygulayacak biri değildir. Daha önce onun öfkelendiğini bile görmemiştim. Her zaman sakin kalır, mantıklı kararlar alırdı. Benim tanıdığım Shiratori Reita buydu.
O Reita, şiddet olayına mı karışmıştı? Üstelik bir de uzaklaştırma cezası almıştı. Bu işte kesinlikle bir yanlışlık olmalıydı. Tüm bunların arkasında mantıklı bir sebep yattığına emindim. Reita, Minsta üzerinde yayılan o videodaki sözleri söyleyecek biri de değildi.
Miori’nin ortadan kaybolduğu o günün anıları birdenbire zihnimde canlandı. O sırada dağda Reita ile karşılaşmıştım.
Miori’nin seni sevdiğini biliyorum. Eğer onu sen bulursan gözü senden başkasını görmez. Buna dayanamam... Onu kurtaran kişi ben olmalıyım!
Reita o gün kesinlikle tuhaf davranıyordu.
Geçici bir süreliğine de olsa ben Miori’nin erkek arkadaşıyım. Onu bulmak benim görevim!
Aklı başında olan biri asla böyle konuşmazdı. Miori’nin hayatta olup olmadığını bile bilmediğimiz bir durumda kendi çıkarlarını ön planda tutmazdı.
Sabahtan beri sadece kendinden bahsediyorsun.
O an sanki köşeye sıkışmış gibi bir hali vardı. Herkesten daha dikkatli, daha ince düşünceli olan Reita gitmiş, yerine tamamen farklı biri gelmişti.
Gerçeğin farkına varır diye onu soğuk ve sert bir dille terslemiştim. Üstelik o an tek önceliğim Miori’yi bulmaktı. Reita ile uğraşacak vaktim yoktu.
Benim yüzümden mi oldu, diye mırıldandım.
O an Reita’nın da aslında herkes gibi sıradan bir lise öğrencisi olduğunu idrak ettim. Ama o süreçte aklım fikrim sadece Miori’deydi. Onu kurtardıktan sonra Reita için de endişelenmem gerekirdi.
Tatsuya elini kaldırıp sordu. Ne oldu öğretmenim?
Sınıf öğretmenimiz başını iki yana salladı. Üzgünüm çocuklar, size detayları anlatamam.
Neden ama, diye üsteledi Tatsuya.
Arkadaşınız için endişelenmenizi anlıyorum ama kurallar böyle. Öğretmenin bu sözlerinin altında, bilmek istiyorsanız gidin kendisine sorun, iması yatıyordu. Bir öğretmenin bundan fazlasını söylemesi yasaktı. Durumu kavrayan Tatsuya sessizliğe gömüldü.
Sabah yoklaması bittikten sonra öğretmen sınıftan çıktı. Sınıf bir anda normalden çok daha gürültülü bir şekilde uğuldamaya başladı.
Bizim ekip her zamanki gibi masamın etrafında toplandı: Tatsuya, Uta, Nanase ve hemen yan sıradan Hikari. Hiçbirinin yüzü gülmüyordu. Böyle bir arada durarak sınıftakilerin dikkatini çekiyorduk. Dürüst olmak gerekirse bu durum rahatsız ediciydi. Normal günlerde de dikkat çeken bir gruptuk ama bu seferki bakışların rengi çok farklıydı.
Tatsuya, sanki bir köpeği kovalarmış gibi eliyle işaret yaparak sınıf arkadaşlarına çıkıştı. Ne bakıyorsunuz? Gidin öğle yemeğinde ne yiyeceğinizi konuşun. Onun bu gözdağı işe yaradı ve sınıftaki o boğucu hava biraz olsun dağıldı.
Her zamanki gibi kaba kuvvet yöntemini seçmişti. Sadece varlığıyla bile herkesi dağıtmaya yetiyordu. Neydi bu böyle, bir dövüş mangası falan mı?
Tatsuya, Hey Uta, Reita’dan bir haber aldın mı, diye sordu. Kızın, sabah yoklamasından hemen sonra ona mesaj attığına emindim.
Uta endişeli bir yüzle RINE sohbetine bakarak, Hayır... Henüz okumadı bile, dedi.
Hikari, Reita’nın boş sırasına bakarak mırıldandı. Grup sohbetinde hiçbir şey yazmamasını garipsemiştim zaten... Ama uzaklaştırma alacağı hiç aklıma gelmezdi.
Nanase de, Ne oldu acaba, diye ekledi.
Etrafımızdaki gürültüye rağmen aramıza derin bir sessizlik çöktü. Yamano’nun bana gönderdiği o Minsta videosundan onlara henüz bahsetmemiştim. Zaten ilk dersin başlamasına sadece üç dakika vardı. Şimdi onlara yeni bir bilgi verirsem kafaları daha da karışacaktı. Durum iç karartıcıydı ama dersi asamazdık da. Bu sadece grubumuzun üzerine daha fazla şimşek çekmesine yarardı.
Öğle arasında buluşalım, dedim. Elimizdeki bilgileri bir araya getiririz. Hepsi başıyla onayladı.
Normalde bu son sözü söyleyen kişi hep Reita olurdu.
Sınıftaki o tuhaf havaya rağmen sabah derslerini bir şekilde atlattık. Zaten dersleri normalde de pek dinlemezdim ama bugün zaman adeta durmuş gibiydi.
Nihayet öğle arası geldi. Bizim ekip sınıfta toplansaydı çok fazla dikkat çekecektik. Bu yüzden RINE üzerinden herkese buluşma yerini mesaj attım. Bu sefer kafeteryanın köşesinde bir araya gelecektik. Amacımız bilgi paylaşmaktı ama karnımızı doyurmamız da gerekiyordu. Ne olursa olsun, dolu bir mide her zaman önemliydi.
Kafeteryaya doğru yürürken insanların bana kaçamak bakışlar attığını hissettim. Bu bakışlarda kesinlikle alışılmadık bir şeyler vardı ve havada bir fısıltı dolaşıyordu. Yine de sınıfın içi kadar kötü sayılmazdı. Birinci sınıfların koridorundan çıktığım an bakışlar üzerimden çekildi.
E ne yapalım, elden bir şey gelmezdi. Reita bizim dönemimizin en popüler çocuğuydu. Onun kim olduğunu bilmeyenler bile, kendi dönemlerinden birinin şiddet yüzünden uzaklaştırma aldığını duyunca meraklanmıştı. Onunla yakın arkadaş olduğum bilindiği için insanların bana dik dik bakması gayet doğaldı.
Otomattan yemek fişimi alıp kafeteryadaki görevli teyzeye verdim ve karşılığında bir kase tavuk şişli pilav aldım. RINE’da kararlaştırdığımız köşedeki masaya ilk oturan ben oldum. Çok geçmeden sırasıyla Hikari, Uta, Nanase ve Tatsuya da geldi.
Uta sağ tarafımdaki sandalyeye otururken telefonuna bakıp, Miorin ve Seri de geleceğini söyledi, dedi.
Görünüşe göre yan sınıftaki o ikiliyle iletişim halindeydi.
Tatsuya kaşlarını çatarak, Pekala, önce yemeğimizi yiyelim, sonra konuşuruz, dedi ve önündeki büyük boy katsu donu iştahla yemeye koyuldu.
Tatsuya, Uta ve ben bugün kafeterya yemeği yiyorduk; Nanase ve Hikari ise kendi hazırladıkları beslenme çantalarını getirmişti. Kafeteryada çok sayıda ikinci ve üçüncü sınıf öğrencisi vardı. Bu sayede kimse bize pek aldırış etmiyordu.
Reita’nın uzaklaştırma aldığı haberi birinci sınıflar arasında hızla yayılmıştı ama üst sınıflar için durum böyle değildi. Sabahtan beri maruz kaldığım o rahatsız edici bakışlardan bir nebze olsun kurtulduğum için rahatlamıştım.
Tatsuya’nın önerdiği gibi herkes sessizlik içinde yemeğine odaklandı ve hızlıca tabaklarımızı boşalttık. Uta’nın çıtı çıkmıyordu. Hayatımda hiç bu kadar lezzetsiz bir yemek yediğimi hatırlamıyordum. Tavuk şişli pilavımı bitirdiğim sırada Miori ve Serika kafeteryanın kapısında belirdi.
Uta elini sallayarak seslendi. Miorin, Seri! Buradayız!
Miori endişeli bir yüz ifadesiyle yanımıza geldi. Arkadaşlar...
Yüzüne yeniden kazandırdığımızı düşündüğüm o gülümseme yine kaybolmuştu ve bu durum beni üzüyordu. Miori muhtemelen tüm bunlardan kendini sorumlu tutuyordu.
Reita-kun’un bir kavgaya karıştığı doğru mu, diye sordu.
Hepimiz birbirimize baktık ama kimse cevap vermedi. Kimse gerçeği tam olarak bilmiyordu.
Biz de bilmiyoruz, dedim. Ama elimizde az da olsa bazı bilgiler var, zaten bu yüzden toplandık.
Serika sakin bir ses tonuyla, Tamam o zaman, elimizdekileri paylaşarak başlayalım, dedi. Bu durumda bile sesindeki o dinginlik bana güven veriyordu. Öncesinde size bu videoyu göstermek istiyorum. Muhtemelen aranızda zaten görmüş olanlar vardır.
Minsta’da dolaşan o videoyu açtı. Videoda arka sokaklardan birinde toplanmış, tekinsiz görünen bir grup genç vardı. Reita da o çocukların arasındaydı ve çekim gizli bir yerden, gizlice yapılmış gibi görünüyordu.
Bu videoyu konuya nasıl dahil edeceğimi kara kara düşünüyordum ama anlaşılan Serika da durumdan haberdardı. Yamano, bana mesaj attığı sırada videoyu ona da göndermiş olmalıydı.
Reita-san, şu son kız arkadaşına ne oldu?
Ayrıldık. Zaten onu tehdit ettiğim için benimle çıkıyordu, o yüzden hiç pişman değilim.
Sadece birkaç saniye süren kısa bir videoydu ve konuşmanın sadece bu kısmı net bir şekilde duyuluyordu. Gece vakti çekildiği için ışık yetersizdi ama ekrandaki kişinin Reita olduğuna şüphe yoktu. Yüzü, sesi, boyu posu ve yaydığı o aura, tamamen benim tanıdığım Reita’ya aitti.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.